<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kıssadan Hisse NET &#124; Vecizelerden Bir Buket!... &#187; çocuk</title>
	<atom:link href="http://www.kissadanhisse.net/tag/cocuk/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.kissadanhisse.net</link>
	<description>&#124; Vecizelerden Bir Buket!... &#124; hisse net, hisse.net, kıssadan hisse, hissenet, kıssadan hisseler, hisse net hisseler, hısse net, Kıssadan Hisse, Kısadan Hisse, Kıssa, Hisse, Kısa Hisse, Kıssadan, Hisseler, Vecize, Hikaye, Ders, Menkıbe, Menkîbe,</description>
	<lastBuildDate>Tue, 07 Sep 2010 18:27:22 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.1</generator>
	
<!-- Start Of Script Generated By WP-PostViews Plus -->
<script type='text/javascript' src='http://www.kissadanhisse.net/wp-includes/js/jquery/jquery.js?ver=1.4.2'></script>
<script type="text/javascript">
/* <![CDATA[ */
/* ]]> */
</script>
<!-- End Of Script Generated By WP-PostViews Plus -->
	<item>
		<title>Taşın Hikayesi</title>
		<link>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/yasanmis-hikayeler/tasin-hikayesi/</link>
		<comments>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/yasanmis-hikayeler/tasin-hikayesi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 10 May 2009 16:30:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emre</dc:creator>
				<category><![CDATA[[K.H.N.]Yaşanmış]]></category>
		<category><![CDATA[ağlamak]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[düşmek]]></category>
		<category><![CDATA[duygulanmak]]></category>
		<category><![CDATA[genç]]></category>
		<category><![CDATA[hasar]]></category>
		<category><![CDATA[kaporta]]></category>
		<category><![CDATA[sandalye]]></category>
		<category><![CDATA[taş]]></category>
		<category><![CDATA[tekerlekli]]></category>
		<category><![CDATA[tekerleklisandalye]]></category>
		<category><![CDATA[yara]]></category>
		<category><![CDATA[yaralanmak]]></category>
		<category><![CDATA[yönetiçi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kissadanhisse.net/?p=756</guid>
		<description><![CDATA[Genç bir Yönetici, yeni Jaguarı içinde kurulmuş, biraz da hızlıca, bir mahalleden geçiyordu. Park etmiş arabaların arasından yola fırlayan bir çocuk olabilir düşüncesiyle dikkatini daha çok yol kenarına vermişti. Bir şeyin yola fırladığını görünce hemen fren yaptı ama aracı durana kadar geçen mesafede yola çocuk fırlamadı. Bunun yerine, yepyeni arabasının yan kapısına büyükçe bir taş [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3><strong><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-908" title="orjinalalynocuknb2" src="http://www.kissadanhisse.net/wp-content/uploads/orjinalalynocuknb2-150x150.jpg" alt="orjinalalynocuknb2" width="150" height="150" />Genç bir Yönetici, yeni Jaguarı içinde kurulmuş, biraz da hızlıca, bir mahalleden geçiyordu. Park etmiş arabaların arasından yola fırlayan bir çocuk olabilir düşüncesiyle dikkatini daha çok yol kenarına vermişti. Bir şeyin yola fırladığını görünce hemen fren yaptı ama aracı durana kadar geçen mesafede yola çocuk fırlamadı. Bunun yerine, yepyeni arabasının yan kapısına büyükçe bir taş çarptı. Adam hızlıca frene yüklendi ve taşın fırlatıldığı boşluğa doğru geri geri gitti. </strong></p>
<p><strong><br />
</strong></p>
<p><strong>Sinirlenmiş olan genç adam arabasından fırladı ve taşı atan çocuğu kaptığı gibi yakında park etmiş olan bir arabanın gövdesine sıkıştırdı. Bunu yaparken de bağırıyordu : Sen ne yaptığını sanıyorsun serseri? Bu yaptığın ne demek oluyor? O gördüğün yepyeni ve pahalı bir araba ve attığın o taşın mahvettiği yeri düzelttirmek için kaportacıya bir sürü para ödemek zorunda kalacağım. Neden yaptın bunu ? </strong></p>
<p><strong><br />
</strong></p>
<p><strong>”Küçük çocuk üzgün ve suçlu bir tavır içindeydi. “Lütfen, amca, lütfen kızmayın. Ben çok üzgünüm ama başka ne yapabilirdim, bilemedim. Taşı attım çünkü işaret etmeme rağmen diğer arabalar durmadı. Çocuk, gözlerinden süzülen yaşları elinin tersiyle silerek park etmiş bir aracın arkasına işaret etti. “abim orada. Yokuştan aşağı yuvarlandı ve tekerlekli sandalyesinden düştü ve ben onu kaldıramıyorum.” </strong></p>
<p><strong><br />
</strong></p>
<p><strong>Çocuğun şimdi hıçkırıklardan omuzları sarsılıyordu ve şaşkın adama sordu : “Onu kaldırıp tekerlekli sandalyesine oturtmama yardım edebilir misiniz? Sanırım abim yaralandı ve benim için çok ağır. </strong></p>
<p><strong>Ne diyeceğini bilemez halde, genç yönetici boğazındaki düğümden yutkunarak kurtulmaya çalıştı. Yerde yatan sakat çocuğu kaldırıp tekerlekli sandalyesine oturttu, cebinden temiz ve ütülü mendilini çıkartıp, çeşitli yerlerinde oluşmuş ve kanayan yara ve sıyrıkları dikkatlice silmeye çalıştı. </strong></p>
<p><strong><br />
</strong></p>
<p><strong>Bir şeyler söyleyemeyecek kadar duygulanmış olan genç adam, abisinin tekerlekli sandalyesini iterek yavaş yavaş uzaklaşan çocuğun ardından bakakaldı. Jaguar marka arabasına geri dönüşü yavaş yavaş oldu ve yol ona çok uzun geldi. </strong></p>
<p><strong>Arabanın yan kapısında taşın bıraktığı iz çok derin ve net görülür şekildeydi ama adam orayı hiçbir zaman tamir ettirmedi. Oradaki izi, şu mesajı hiç unutmamak için sakladı : </strong></p>
<p><strong><br />
</strong></p>
<p><strong>Hiçbir zaman yaşamın içinden, seni durdurmak ve dikkatini çekmek için birilerinin taş atmasına mecbur kalacağı kadar hızlı geçme. </strong></p>
<p><strong>Yaratıcı ruhumuza fısıldar ve kalbimizle konuşur. Bazen, onu dinlemek için vaktimiz olmuyorsa, bize taş fırlatmak zorunda kalır. </strong></p>
<p><strong><br />
</strong></p>
<p><strong>Fısıltıyı dinle… veya taşı bekle. </strong></p>
<p><strong>Seçim senin. </strong></h3>
<img src="http://www.kissadanhisse.net/?ak_action=api_record_view&id=756&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/yasanmis-hikayeler/tasin-hikayesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sevilmek için Randevu</title>
		<link>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/kissadan-hisseler/sevilmek-icin-randevu/</link>
		<comments>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/kissadan-hisseler/sevilmek-icin-randevu/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 10 May 2009 12:35:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emre</dc:creator>
				<category><![CDATA[[K.H.N.]Hisseler]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[anneanne]]></category>
		<category><![CDATA[araba]]></category>
		<category><![CDATA[baba]]></category>
		<category><![CDATA[banka]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[deli]]></category>
		<category><![CDATA[fener]]></category>
		<category><![CDATA[gaz lambası]]></category>
		<category><![CDATA[iş]]></category>
		<category><![CDATA[kreş]]></category>
		<category><![CDATA[mum]]></category>
		<category><![CDATA[oğul]]></category>
		<category><![CDATA[tavsan]]></category>
		<category><![CDATA[telefon]]></category>
		<category><![CDATA[yuva]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kissadanhisse.net/?p=776</guid>
		<description><![CDATA[Uykusunun baldan tatli oldugu sabahlarda, melek öpüslerle uyandirilmaz olur. Anne bagirir:  &#8220;Cabuk ol servisi kaciracaksin!&#8221;  Baba kükrer:  &#8220;Ne yatmasini biliyorsun, ne kalkmasini!&#8221;  Sabahlari günesin dogusunu bilmez cocuk. Hic aydinlanmadan kalkar ici. Taze bir sabah, bayat bir günün devamidir cok zaman.  Her sabah adina yuva denen, adina kres denen o yere birakilir. Baskalarinin annesinde, kendi annesinin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-905" title="hayattasarimi_4111877_0" src="http://www.kissadanhisse.net/wp-content/uploads/hayattasarimi_4111877_0-150x150.jpg" alt="hayattasarimi_4111877_0" width="150" height="150" />Uykusunun baldan tatli oldugu sabahlarda, melek öpüslerle uyandirilmaz olur. Anne bagirir: </strong></p>
<h3>&#8220;Cabuk ol servisi kaciracaksin!&#8221; </h3>
<h3>Baba kükrer: </h3>
<h3>&#8220;Ne yatmasini biliyorsun, ne kalkmasini!&#8221; </h3>
<h3>Sabahlari günesin dogusunu bilmez cocuk. Hic aydinlanmadan kalkar ici. Taze bir sabah, bayat bir günün devamidir cok zaman. </h3>
<h3>Her sabah adina yuva denen, adina kres denen o yere birakilir. Baskalarinin annesinde, kendi annesinin hasretini ceker günboyu. Sabahin köründe „benim annem ne zaman gelecek“ diye gözyaslari eker solgun yüzüne dizi dizi. </h3>
<h3>Aksam ne uzundur. Yuva nice gürültülü. </h3>
<h3>Sevgilerini konusurlar efkarli saatlerde. </h3>
<h3>„Benim babam beni cok seviyor.“ </h3>
<h3>„Hayir, benim babam beni daha cok seviyor.“ </h3>
<h3>„Hadi ordan, beni hem babam hem annem daha cok seviyor.“ </h3>
<h3>Baskalarinin babasi kendi cocuklarini cok severse, sanki kendi babalarinin sevgisi azalacakmis gibi kavga ederler. En cok sevilen olmaktir tutkulari. Her pazartesi ne kadar sevildiklerinin ispatini yapmaya koyulurlar. </h3>
<h3>„Benim babam beni hamburger yemeye götürdü.“ </h3>
<h3>„Biz hem hamburger yemeye gittik, hem de Luna parka gittik.“ </h3>
<h3>„N`apalim. Benim annem beni sinemaya götürdü. Arslan Kral filminde agladik annemle birlikte.“ </h3>
<h3>„Kizlar aglar zaten. Aglamanin neresi eglenceli?“ </h3>
<h3>„Biz babamla mac ettigimiz zaman cok egleniyoruz.“ </h3>
<h3>„Benim babam benimle degil, arkadaslariyla mac etmeye gidiyor.“ </h3>
<h3>„Bak demek ki benim babam beni daha cok seviyor. Bi kere biz ikimiz, yani babamla ben, mac ediyoruz.“ </h3>
<h3>Pazartesileri hep böyle gecer. </h3>
<h3>Herkes kendi babasinin en sevgili baba oldugunu ispat etmeye calisir. Öteki cocuklar yeni sebgi ispatlarini ortaya koydukca icini bir ürperti kaplar. Baskalarinin babasi cocuklarini daha cok mu seviyordur acaba? O reklam gelir aklina. Kahrolasi reklam. „Evinizi seviyorsunuz, arabanizi seviyorsunuz&#8230; Beni sevmiyor musunuz?“ </h3>
<h3>Inanmak üzeredir onu sevmediklerine. Arka koltuga gazoz döktü diye ne cok bagirmisti babasi. Ama olsun, arkadaslarina bunu anlatmazsa eger, babasinin arabasini kendisinden cok sevdigini nereden bilecekler. </h3>
<h3>Keske her Pazartesi en sevilen evlat oyununu oynamak zorunda kalmasaydi. Bunun icin Pazartesileri hep hasta numarasi yapmasi. Uyanamamasi. En sevilen cocuk olmak yarismasi, bilseniz ne kadar zor diyebilse bir gün, her sey ne kadar kolay olacak. </h3>
<h3>Oyunu degistirebilirdi. Bu oyunun maglubu oldugunu arkadaslari ögrenecek diye her Pazartesi karanlik bir kuyu olmazdi o zaman. Herkesin annesinin ve babasinin ne kadar iyi anne baba oldugu, cünkü onlara ne cok pahali oyuncak aldiklarinin konusulduklari bir sira „beni anneannem cok sever“ diye bagiriverdi. Sustu arkadaslari. Söyleyebilecek bir sey bulamadilar bir an. </h3>
<h3>Akin boynunu büküp „benim anneannem yok“ dedi. </h3>
<h3>Üzüldü o zaman. Ama geri dönemezdi. „benim anneannem beni cok sever. Masal anlatir bana. Yaramazlik yapinca `dayinda böyleydi` der gülerek.“ </h3>
<h3>Arkadaslari ne kadar dinliyor diye sustu birden. Kendisine dogru yönelmis merakli bakislari keyifle seyretti. </h3>
<h3>Agizlari acik „Ee sonra?“ diyorlardi. </h3>
<h3>„Sever beni. Masal anlatir. Hic susturmaz beni. Ben konustukca güler. Hay cocuk der. Sen beni güldürdün. Allah da seni güldürsün, der.“ </h3>
<h3>Herkes bir masal büyüsü ile dinlerken onu, anneannesini öteki cocuklarla paylastigini düsünüp susuverdi. </h3>
<h3>Üsteledi arkadaslari. „Hadi anlatsana!“ dediler. </h3>
<h3>Top havuzuna dogru kosup „Herkesin anneannesi kendine“ diye bagirdi. </h3>
<h3>Akin itiraz etti. Hic olmazsa arkadasinin anneannesinde tatmadigi bir duyguyu tadacagini düsünürken ne diye oyunbozanlik yapiyordu. Kizdi. „`Herkesin babasi kendisine` demiyordun ama!“ </h3>
<h3>Duymazliga geldi. Anneannesini hic kimselerle yaristirmak istemiyordu, iste o kadar. </h3>
<h3>Aksam cabuk oldu. Bu oyunu kazanmisti. Muzaffer bir komutan edasinda dolasti bütün gün. Artik annesine neden Pazartesileri yuvaya gitmek istemedigini anlatabilirdi. Yorganin altina saklanmazdi bundan böyle. Her Pazartesi anneannesinden bir demet yapip götürürdü. </h3>
<h3>Kapidan iceri girer girmez neseyle bagirdi: „Anne biliyormusun bugün yuvada ne oldu?“ </h3>
<h3>„Görmüyor musun? Telefonla konusuyorum.“ </h3>
<h3>Hic kimsenin sevdigi sey birbirine benzemiyordu. Annesi telefonu, babasi arabayi seviyordu. Hersey erteleniyordu telefon ve araba söz konusu oldugunda. Bir de eve misafir gelecek oldumu kendisine hic yer kalmiyordu. Nerelere gitsindi? </h3>
<h3>Annesi kapatti telefonu. Mutfaktan tencere kasik sesleri geliyordu. Kosarak yanina gitti. </h3>
<h3>„Sana yardim edeyim mi?“ dedi en sevimli halini takinarak. Annesi manali manali bakti. </h3>
<h3>„Hayirdir. Bir yaramazlik filan. Bak bir de seninle ugrasmayayim. Cok yorgunum zaten.“ </h3>
<h3>Yorgunluk nasil bir seydi. Bazen elinde oyuncagiyla uykuya daldiginda anneannesi oyuncagi yavasca elinden alir „Nasil yorulmus yavrucak. Uykunun gül kokulu kollari sarsin seni“ diyerek alnina bir öpücük konduruverirdi. </h3>
<h3>Yorgunluk gül kokulu bir uykuya dalmaksa eger, ne diye annesi kendisiyle böyle kizgin kizgin konusuyordu. </h3>
<h3>„Annecigim yoruldugun zaman gül kokulu uykulara dalarsin. Anneannem öyle söylüyor.“ </h3>
<h3>„Uykuya dalayim da gül kokulari kusur kalsin. Yorgunluktan ölüyorum.“ </h3>
<h3>Bu kelimeden nefret ediyordu. Yorgunum. Yorgun oldugumdan. Böyle yorgun yorgunken&#8230; </h3>
<h3>„Annecigim sen yorulma diye&#8230;“ </h3>
<h3>„Yemekte konusuruz cocugum. Bankada isler yetismedi. Baban gelene kadar bunlari bitirmem lazim. Hadi sen oyne biraz.“ </h3>
<h3>„Hani siz yoruluyorsunuz ya&#8230;“ </h3>
<h3>„Eeee&#8230;.“ </h3>
<h3>„Ben de oynamaktan yoruluyorum.“ </h3>
<h3>„Ne yapayim?“ </h3>
<h3>„Bilmem&#8230;“ </h3>
<h3>Yapilmamasi gerekenleri biliyordu da büyükler, yapilmasi gerekenleri hic bilmiyorlardi. </h3>
<h3>Isiklar söndü birden. Annesi öfkeyle söylenmeye basladi. „Mum da yok“ diye diye karistirdi dolaplari el yordami. </h3>
<h3>Cocuk sirtüstü yatip, anneannesinin köyünü düsündü. Gaz lambasinin isiginda deli tavsan masalini anlatisini. Deli tavsanin duvardaki aksini getirdi gözlerinin önüne. Anneannesi gibi iki ellerini birlestirip isaret parmaklarini yukari kaldirarak tavsan kafasi yapti. „bak deli tavsan“ diyerek parmaklarini oynatti. Yoldan gecen arabalarin farlari duvardaki tavsana yol acti. Tavsan alabildigine hür dolasti sagda solda. Otlarla kuslarla konustu. Sonra yorgun düstü. Duvardaki görüntü o minik avuclarin acilmasiyla kayboldu. Kolu yavasca kanepeden asagi sarkti. </h3>
<h3>Neden sonra isiklar geldi. Kadin cocugun hic konusmadigini akli etti birden. Kanepeye kostu. Kücücük dizlerini karnina dogru cekerek uykuya dalmisti. </h3>
<h3>Masanin üstündeki dosyalara bakti igrenerek. Dindirilmez bir pismanlik doldurdu icini. Uyandirmaktan korka korka kücük alnina bir öpücük kondurdu. Cocuk sankibu öpücügü bekliyormuscasina „Isin bitince beni sever misin anne?“ dedi. </h3>
<h3>Kadin, sevilmek icin randevu alan cocuguna bakarak sabaha kadar agladi.</h3>
<img src="http://www.kissadanhisse.net/?ak_action=api_record_view&id=776&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/kissadan-hisseler/sevilmek-icin-randevu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kurşun Kalemin Hikayesi</title>
		<link>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/nasihatler/kursun-kalemin-hikayesi/</link>
		<comments>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/nasihatler/kursun-kalemin-hikayesi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 10 May 2009 10:13:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emre</dc:creator>
				<category><![CDATA[[K.H.N.]Nasihat]]></category>
		<category><![CDATA[acı]]></category>
		<category><![CDATA[adalet]]></category>
		<category><![CDATA[ALLAH(C.C)]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[kalemkursun]]></category>
		<category><![CDATA[kursun kalem]]></category>
		<category><![CDATA[nine]]></category>
		<category><![CDATA[sivri]]></category>
		<category><![CDATA[tanrı]]></category>
		<category><![CDATA[torun]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kissadanhisse.net/?p=804</guid>
		<description><![CDATA[Ninesini bir mektup yazarken izleyen çocuk sordu: - &#8220;Yaşadıklarımız için bir hikaye mi yazıyorsun? Yoksa benim hakkımda mı?&#8221; Ninesi yazmayı kesti ve torununa şöyle dedi: - &#8220;Aslında, senin hakkında yazıyorum. Fakat kelimelerden daha önemlisi, kullandığım Kurşun Kalem. Umarım büyüdüğünde sen de bu kurşun kalem gibi olursun.&#8221; Çocuk merakla kurşun kaleme baktı. Özel bir kalem gibi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3><img class="alignleft size-full wp-image-869" title="images-4" src="http://www.kissadanhisse.net/wp-content/uploads/images-4.jpg" alt="images-4" width="133" height="113" />Ninesini bir mektup yazarken izleyen çocuk sordu:<br />
- &#8220;Yaşadıklarımız için bir hikaye mi yazıyorsun? Yoksa benim hakkımda mı?&#8221;<br />
Ninesi yazmayı kesti ve torununa şöyle dedi:<br />
- &#8220;Aslında, senin hakkında yazıyorum. Fakat kelimelerden daha önemlisi, kullandığım Kurşun Kalem.<br />
Umarım büyüdüğünde sen de bu kurşun kalem gibi olursun.&#8221;<br />
Çocuk merakla kurşun kaleme baktı.<br />
Özel bir kalem gibi görünmüyordu.<br />
- &#8220;Fakat daha önce gördüğüm diğer kurşun kalemler ile aynı!&#8221;<br />
- &#8220;Bu, senin nasıl baktığın ile alakalı. Kurşun Kalemin 5 önemli özelliği vardır,<br />
ki sen onlara sıkıca tutunduğunda ömrün huzur içinde geçecektir.&#8221;<br />
Birinci özellik: Harika şeyler yapabilirsin ama attığın adımları yönlendiren bir el olduğunu asla unutma.<br />
Bizim için bu el Tanrı dır ve her zaman kendi kudretiyle bizi O yönlendirir.<br />
İkinci özellik: Zaman zaman her ne yazıyorsam durmam ve kalemin ucunu açmam gerekir.<br />
Bu kaleme biraz acı çektirse de sonuçta daha sivri olmasını sağlar.<br />
Bu yüzden bazı acılara göğüs germeyi öğrenmelisin, bu acılar seni daha iyi bir insan yapar.<br />
Üçüncü özellik: Kurşun kalem, yanlış bir şey yazdığında bunu bir silgiyle silmene her zaman olanak tanır.<br />
Yaptığımız bir şeyi sonradan düzeltmenin kötü bir şey olmadığını anlamalısın,<br />
aksine bu bizi adalet yolunda tutmaya yarayan en önemli şeylerden biridir.<br />
Dördüncü özellik: Kurşun kalemin en önemli kısmı, kalemin yapıldığı ahşabı ya da dışarı yansıyan şekli değil,<br />
içerisinde yer alan kurşunudur. O yüzden her zaman kendi içine bakmalı, en çok onu korumalısın.<br />
Beşinci özelliği ise her zaman bir iz bırakmasıdır.<br />
Aynı şekilde sen de hayatta yaptığın her şeyin bir iz bırakacağını bilmeli ve her hareketinin farkında olmalısın.</h3>
<img src="http://www.kissadanhisse.net/?ak_action=api_record_view&id=804&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/nasihatler/kursun-kalemin-hikayesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ezanla Namaz Arası&#8230;!</title>
		<link>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/dini-vecizeler/ezanla-namaz-arasi/</link>
		<comments>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/dini-vecizeler/ezanla-namaz-arasi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 10 May 2009 10:08:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emre</dc:creator>
				<category><![CDATA[[K.H.N.]Dini]]></category>
		<category><![CDATA[beyaz]]></category>
		<category><![CDATA[cenaze]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[dede]]></category>
		<category><![CDATA[dogma]]></category>
		<category><![CDATA[dogum]]></category>
		<category><![CDATA[ezan]]></category>
		<category><![CDATA[mezar]]></category>
		<category><![CDATA[ömür]]></category>
		<category><![CDATA[sakal]]></category>
		<category><![CDATA[sela]]></category>
		<category><![CDATA[torun]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kissadanhisse.net/?p=798</guid>
		<description><![CDATA[  Torunu, bembeyaz sakallı, nur yüzlü dedesine merakla sorar:  &#8220;Dedeciğim! Bir insanın ömrü ne kadar olur?&#8221;  Dede tatlı bir gülücükle:  &#8220;Ezanla namaz arası kadar yavrucuğum.&#8221; deyince torun:  &#8220;Nasıl yani, ömür bu kadar kısa mı?&#8221;  &#8220;Evet yavrum. Ömür, namazsız ezanla, ezansız namaz arası kadardır.&#8221; diye dede biraz daha açar ilk sözünü. Torun yeniden sorar:  &#8220;Namazsız ezan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<blockquote>
<p align="justify"> </p>
<div style="text-align: auto;"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-866" title="35589" src="http://www.kissadanhisse.net/wp-content/uploads/35589-150x150.jpg" alt="35589" width="150" height="150" />Torunu, bembeyaz sakallı, nur yüzlü dedesine merakla sorar: </div>
<p>&#8220;Dedeciğim! Bir insanın ömrü ne kadar olur?&#8221; <br />
Dede tatlı bir gülücükle: <br />
&#8220;Ezanla namaz arası kadar yavrucuğum.&#8221; deyince torun: <br />
&#8220;Nasıl yani, ömür bu kadar kısa mı?&#8221; <br />
&#8220;Evet yavrum. Ömür, namazsız ezanla, ezansız namaz arası kadardır.&#8221; diye dede biraz daha açar ilk sözünü. Torun yeniden sorar: <br />
&#8220;Namazsız ezan ve ezansız namaz&#8221; ne demek dedeciğim? <br />
Dede torununa şefkatle açıklar: <br />
&#8220;Bak yavrum, geçen hafta komşumuzun çocuğu doğdu. O çocugun kulağına ben ezan okudum, hatırladın mı?&#8221;  </p>
<p>- Evet, dedeciğim. <br />
- İşte o ezanın namazı yoktur, sen de gördün ki namaz kılmadık. <br />
- Haklısın dedeciğim, şimdi fark ettim. <br />
- Pekiyi geçen ay dayın vefat ettiğinde onun cenazesini bizim camiye getirdiğimizde sen de vardın. Hatırlarsan dayın için cenaze namazı kıldık hep beraber. <br />
- Evet dedeciğim, yengem cok ağlamıştı. <br />
- Dikkat ettiysen o namaz için ezan okunmadı, çünkü cenaze namazının ezanı olmaz. </p>
<p>Aslında cenaze namazının ezanı merhum dayın doğduktan sonra minik bir bebekken kulağına okunmuştu diye düşünebilirsin. İşte yavrum hayatımız bu namazsız ezanla başlar ve bu ezansız namazla sona erer, ama bu sona eriş bir başka baslangıca işaret eder. </p>
<p>&#8220;Hayat, EZANLA NAMAZ ARASI KADAR SÜRER&#8221; </p>
<p>Sakin sana verilen ömür sermayesini ziyan etme yavrucuğum. <br />
Ömrünü hayırlı işlerle dolu dolu geçir, bir nefes bile boşluk bırakma! </p></blockquote>
<img src="http://www.kissadanhisse.net/?ak_action=api_record_view&id=798&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/dini-vecizeler/ezanla-namaz-arasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>BİR MİSAFİRLİK YİYECEK</title>
		<link>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/nasihatler/bir-misafirlik-yiyecek/</link>
		<comments>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/nasihatler/bir-misafirlik-yiyecek/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 09 May 2009 23:12:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emre</dc:creator>
				<category><![CDATA[[K.H.N.]Nasihat]]></category>
		<category><![CDATA[ALLAH(C.C)]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[DOST]]></category>
		<category><![CDATA[fakir]]></category>
		<category><![CDATA[hz. peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[konuk]]></category>
		<category><![CDATA[oruç]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[yemek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kissadanhisse.net/?p=512</guid>
		<description><![CDATA[PEYGAMBERİMİZİN DOSTLARINDAN BİR KİŞİ VARMIŞ.BİR GÜN ORUÇ TUTMUŞ.ORUÇ TUTMAK BİR İBADETTİR.GECE OLUNCA SAHURA KALKILIR VE YEMEK YENİR.GÜNDÜZ DE HİÇ BİR ŞEY YEMEDEN AKŞAM EZANI OKUNUNCAYA KADAR AÇ DURULUR. FAKAT BU ADAM,GECE OLUP SAHURA KALKINCA EVİNDE YİYECEK BİR ŞEY BULAMAMIŞ.ÇÜNKÜ ÇOK FAKİRMİŞ.VAKTİ GELİNCE ORUCUNU SU İLE AÇMIŞ.ERTESİ GÜN YİNE ORUÇ TUTMUŞ.BU ŞEKİLDE ÜÇ GÜN ORUÇ TUTUNCA,ZAYIF [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-514" title="zeichnung3" src="http://www.kissadanhisse.net/wp-content/uploads/2009/05/zeichnung3-150x150.jpg" alt="zeichnung3" width="150" height="150" />PEYGAMBERİMİZİN DOSTLARINDAN BİR KİŞİ VARMIŞ.BİR GÜN ORUÇ TUTMUŞ.ORUÇ TUTMAK BİR İBADETTİR.GECE OLUNCA SAHURA KALKILIR VE YEMEK YENİR.GÜNDÜZ DE HİÇ BİR ŞEY YEMEDEN AKŞAM EZANI OKUNUNCAYA KADAR AÇ DURULUR.<br />
FAKAT BU ADAM,GECE OLUP SAHURA KALKINCA EVİNDE YİYECEK BİR ŞEY BULAMAMIŞ.ÇÜNKÜ ÇOK FAKİRMİŞ.VAKTİ GELİNCE ORUCUNU SU İLE AÇMIŞ.ERTESİ GÜN YİNE ORUÇ TUTMUŞ.BU ŞEKİLDE ÜÇ GÜN ORUÇ TUTUNCA,ZAYIF DÜŞMÜŞ.ENSARDAN BİRİ ONUN BU HALİNİ ANLAMIŞ.ONU ALIP EVİNE GÖTÜRMÜŞ.İŞTE BU ADAMIN ÇOCUKLARI DA VARMIŞ.ADAM KARISINA ŞÖYLE DEMİŞ:<br />
-EVDE BİR KONUK DOYURACAK KADARYİYECEK VARMI?<br />
KARISI CEVAP VERMİŞ:<br />
-ANCAK BİR KİŞİYE YETECEK KADAR VAR.<br />
ENSARİ;<br />
-ONU KONUĞA YEDİRELİM,BİZ SABREDELİM,DEMİŞ<br />
-PEKİ ÇOCUKLARI NE YAPALIM? DEMİŞ KADIN.<br />
-ONLARI UYUTALIM.AKŞAM OLUNCA YEMEĞİ KONUĞUN ÖNÜNE KOYALIM.MUMU BİR BAHANEYLE <br />
SÖNDÜRELİM.YEMEK KABINA EL UZATIYORMUŞ GİBİ SESLER ÇIKARALIM.ELİMİZ GİTSİN GELSİN.BÖYLECE O DA BİZİ YEMEK YİYOR SANSIN<br />
AKŞAM OLUNCA DEDİKLERİ GİBİ YAPMIŞLAR.SABAH OLUNCA ENSARİ MESCİDE GELMİŞ.NAMAZDAN SONRA PEYGAMBER EFENDİMİZŞÖYLE DEMİŞ;<br />
-ALLAH SİZİN YAPTIĞINIZDAN RAZI OLDU.SONRA DA ŞU AYETİ OKUMUŞ;<br />
&#8221;KENDİLERİNİN MUHTAÇ OLDUKLARI ŞEYİ BİLE ONLARA CÖMERTLİKLE İKRAM EDERLER.</p>
<img src="http://www.kissadanhisse.net/?ak_action=api_record_view&id=512&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/nasihatler/bir-misafirlik-yiyecek/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bu Kadın Defnedilemez&#8230;!</title>
		<link>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/kissadan-hisseler/bu-kadin-defnedilemez/</link>
		<comments>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/kissadan-hisseler/bu-kadin-defnedilemez/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 03 May 2009 13:04:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emre</dc:creator>
				<category><![CDATA[[K.H.N.]Hisseler]]></category>
		<category><![CDATA[cenaze]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[dogum]]></category>
		<category><![CDATA[doktor]]></category>
		<category><![CDATA[ebu hanife]]></category>
		<category><![CDATA[meclis]]></category>
		<category><![CDATA[vefat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kissadanhisse.net/?p=421</guid>
		<description><![CDATA[Ebu Hanife’nin meclisine gelen biri şöyle bir suâl sordu:– Hamile bir kadın doğum sırasında vefat etti. Onu yıkamak üzere tahtanın üzerine koyduklarında karnındaki çocuğun yaşadığı anlaşıldı. Bu kadın böylece defnedilecek mi, yoksa bekletilecek mi? Kadın şu anda yıkama tahtası üzerinde beklemektedir. Mecliste hazır bulunanlar birbirlerine bakıştılar. Bazıları:   – Bu kadın defnedilemez. Ancak bekletilir. Ola ki [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3><small><span><strong><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-481" title="tabut_01" src="http://www.kissadanhisse.net/wp-content/uploads/2009/05/tabut_01-150x150.jpg" alt="tabut_01" width="150" height="150" />Ebu Hanife’nin meclisine gelen biri şöyle bir suâl sordu:</strong></span></small><small><strong>– Hamile bir kadın doğum sırasında vefat etti. Onu yıkamak üzere tahtanın üzerine koyduklarında karnındaki çocuğun yaşadığı anlaşıldı. Bu kadın böylece defnedilecek mi, yoksa bekletilecek mi? Kadın şu anda yıkama tahtası üzerinde beklemektedir. Mecliste hazır bulunanlar birbirlerine bakıştılar. Bazıları:</strong></small>  </p>
<p><small><strong>– Bu kadın defnedilemez. Ancak bekletilir. Ola ki bekleme sırasında çocuk dünyaya gele, dediler.</strong></small></p>
<p><small><strong>Bazıları da:</strong></small></p>
<p><small><strong>– Cenaze bekletilmez. Efendimizin hadisi vardır, cenazenizi bir an önce toprağa verin, buyurdu, dediler. Böyle söylenmesine rağmen yine de gözler Ebu Hanife Hazretleri’ndeydi. O, söylenenleri dikkatle dinledikten sonra fikrini açıkladı:</strong></small></p>
<p><small><strong>– Bu cenaze, ne defnedilir, ne de çocuğun doğması için bekletilir?</strong></small></p>
<p><small><strong>Dinleyenler şaşırdılar.</strong></small></p>
<p><small><strong>– Ne yapılır öyleyse? Geride başka ihtimal mi var sanki?</strong></small></p>
<p><small><strong>Evet, Hazret-i İmam’a göre asıl ihtimal geridedir ve olması gerekeni şöyle dile getirmiştir:</strong></small></p>
<p><small><strong>– Bu hamile kadının karnı ameliyatla açılır, çocuğu alınır, sonra defnedilir!</strong></small></p>
<p><small><strong>Dinleyenler hep birden bu görüşe iştirak ettiler. Doktor geldi. Hamile kadının karnı yarılıp çocuk sağ olarak çıkarıldı. Sonra defnedildi, çocuk bakıma alındı.</strong></small></p>
<p><small><strong>Daha sonra ne oldu biliyor musunuz? Bu çocuk büyüdü, sıhhatli ve akıllı bir çocuk olup, Ebu Hanife’nin ilminden, irşadından istifade etti. Ebu Hanife’nin gösterdiği fıkhî çare ile hayata gelişinden dolayı halk ona Ebu Hanife’nin oğlu adını takmıştı.</strong></small></h3>
<img src="http://www.kissadanhisse.net/?ak_action=api_record_view&id=421&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/kissadan-hisseler/bu-kadin-defnedilemez/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Allahü Teâlâyı Bilirmisin?</title>
		<link>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/kissadan-hisseler/allahu-tealayi-bilirmisin/</link>
		<comments>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/kissadan-hisseler/allahu-tealayi-bilirmisin/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 01 May 2009 13:26:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emre</dc:creator>
				<category><![CDATA[[K.H.N.]Dini]]></category>
		<category><![CDATA[[K.H.N.]Hisseler]]></category>
		<category><![CDATA[[K.H.N.]Nasihat]]></category>
		<category><![CDATA[[K.H.N.]Sözler]]></category>
		<category><![CDATA[[K.H.N.]Yaşanmış]]></category>
		<category><![CDATA[Abdullah bin Mübarek]]></category>
		<category><![CDATA[allahütala]]></category>
		<category><![CDATA[coban]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[kainat]]></category>
		<category><![CDATA[koyun]]></category>
		<category><![CDATA[kurt]]></category>
		<category><![CDATA[kuş]]></category>
		<category><![CDATA[ot]]></category>
		<category><![CDATA[su]]></category>
		<category><![CDATA[tehlike]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kissadanhisse.net/?p=407</guid>
		<description><![CDATA[Abdullah bin Mübarek, bir gün yolda gidiyordu. Önünde birkaç koyunla bir çoban çocuk gördü. Ona acıdı ve; &#8220;Zavallı, çocuklukta çobanlık yaparsa, büyüdükte Allahü teâlânın ibâdet ve mârifetine nasıl erişir?&#8221; dedi. Sonra kendi kendine; &#8220;Gideyim, ona Allahü teâlâyı tanımakta bir mesele öğreteyim.&#8221; deyip, çocuğun yanına geldi ve: -Evlâdım, Allahü teâlâyı bilir misin? buyurdu. Çocuk: -Kul nasıl [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3 style="text-align: justify;"><strong><img class="alignleft size-medium wp-image-408" title="coban_essek_manzara" src="http://www.kissadanhisse.net/wp-content/uploads/2009/04/coban_essek_manzara-300x201.jpg" alt="coban_essek_manzara" width="300" height="201" /><br />
</strong><span><strong>Abdullah bin Mübarek</strong></span><strong>,</strong><strong> bir gün yolda gidiyordu. Önünde birkaç koyunla bir çoban çocuk gördü. Ona acıdı ve; &#8220;Zavallı, çocuklukta çobanlık yaparsa, büyüdükte Allahü teâlânın ibâdet ve mârifetine nasıl erişir?&#8221; dedi. Sonra kendi kendine; &#8220;Gideyim, ona Allahü teâlâyı tanımakta bir mesele öğreteyim.&#8221; deyip, çocuğun yanına geldi ve: </strong></p>
<p><strong>-Evlâdım, Allahü teâlâyı bilir misin? buyurdu. </strong></p>
<p><strong>Çocuk: </strong></p>
<p><strong>-Kul nasıl sâhibini bilmez?&#8221; dedi. </strong></p>
<p><strong>-Allahü teâlâ&#8217;yı ne ile biliyorsun? </strong></p>
<p><strong>-Bu koyunlarımla.</strong></p>
<p><strong>-Bu koyunlarla, O&#8217;nu nasıl bilirsin?</strong></p>
<p><strong>-Bu birkaç koyun çobansız işe yaramaz. Bunlara su ve ot verecek, kurttan ve diğer tehlikelerden koruyucu birisi lâzımdır. Bundan anladım ki, kâinat, insanlar, cinler, hayvanlar ve canavarlar ve bu kanatlı kuşlar bir koruyucuya muhtaçtır. Bu binlerce çeşit mahlûkatı korumaya kâdir olan, Allahü teâlâdan başkası değildir. İşte bu koyunlarla Allahü teâlâyı, böylece bildim</strong></p>
<p><strong>-Allahü teâlâyı nasıl bilirsin?</strong></p>
<p><strong>-Hiç bir şeye benzetmeden bilirim.</strong></p>
<p><strong>-Böyle olduğunu nasıl bildin?</strong></p>
<p><strong>-Yine bu koyunlardan. </strong></p>
<p><strong>-Nasıl?</strong></p>
<p><strong>-Ben çobanım. Onların koruyucusuyum. Onlar benim korumam ve tasarrufumdadırlar. Onlara dikkatle bakıyorum. Ne onlar bana benzerler, ne de ben onlara benzerim. Buradan, bir çoban koyunlarına benzemezse, Allahü teâlânın elbette kullarına benzemiyeceğini anladım. Abdullah bin Mübârek: </strong></p>
<p><strong>-İyi söyledin. İlimden bir şey öğrendin mi? buyurdu. </strong></p>
<p><strong>Çocuk: </strong></p>
<p><strong>-Ben bu sahrâlarda, nasıl ilim tahsîl edebilirim, dedi. </strong></p>
<p><strong>-Peki başka ne öğrenmişsin? </strong></p>
<p><strong>-Üç ilim öğrendim. Gönül ilmi, dil ilmi ve beden ilmi. </strong></p>
<p><strong>-Bunlar nelerdir, ben bunları bilmiyorum. </strong></p>
<p><strong>-Gönül ilmi şudur ki, bana kalb verdi ve kendi mârifet ve muhabbeti yeri eyledi ki, bu kalb ile O&#8217;nu bileyim. O&#8217;nun sevdiklerine gönülde yer vereyim, sevmediklerine yer vermiyeyim ve böylelerinden uzak olayım. Dil ilmi şudur ki, bana dil verdi ve dili zikretmek, O&#8217;nun ismini söylemek yeri eyledi. Bununla O&#8217;nu hatırlatanları dile getirmeği, O&#8217;ndan bahsetmiyen sözden onu korumayı, böyle sözden uzak olmayı îmâ etti. Beden ilmi şudur ki, bana beden vermiştir ve onu kendine hizmet yeri eylemiştir. Böylece O&#8217;na hizmet olan her şeyi yaparım, hizmet olmayan şeyi ise bedenimden uzaklaştırırım. </strong></p>
<p><strong>Abdullah bin Mübârek, bunun üzerine: </strong></p>
<p><strong>-Ey çocuğum! Evvelki ve sonraki ilimler, senin bana bu öğrettiklerindir! dedikten sonra: Ey oğul, bana nasîhat ver, buyurdu. </strong></p>
<p><strong>-Ey efendi! Âlim olduğun yüzünden belli oluyor. Eğer ilmi Allah rızâsı için öğrendiysen, insanlardan istemeyi, beklemeyi kes. Yok, dünyâ için öğrenmişsen, Cennet&#8217;e kavuşamazsın, dedi.</strong></h3>
<img src="http://www.kissadanhisse.net/?ak_action=api_record_view&id=407&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/kissadan-hisseler/allahu-tealayi-bilirmisin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ANA GİBİ YAR</title>
		<link>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/kissadan-hisseler/ana-gibi-yar/</link>
		<comments>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/kissadan-hisseler/ana-gibi-yar/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 28 Apr 2009 10:44:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emre</dc:creator>
				<category><![CDATA[[K.H.N.]Hisseler]]></category>
		<category><![CDATA[[K.H.N.]Karışık]]></category>
		<category><![CDATA[[K.H.N.]Nasihat]]></category>
		<category><![CDATA[[K.H.N.]Sözler]]></category>
		<category><![CDATA[[K.H.N.]Yaşanmış]]></category>
		<category><![CDATA[ana gibi yar]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[elvat]]></category>
		<category><![CDATA[hatun]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[koca]]></category>
		<category><![CDATA[mal]]></category>
		<category><![CDATA[mülk]]></category>
		<category><![CDATA[sınav]]></category>
		<category><![CDATA[sultan]]></category>
		<category><![CDATA[sürgün]]></category>
		<category><![CDATA[ülke]]></category>
		<category><![CDATA[vezir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kissadanhisse.net/?p=337</guid>
		<description><![CDATA[Vaktiyle bir vezir, padişah katında hatırının kırılmayacağına inanarak kendisinden şöyle bir ricada bulundu: - Sultanım benim iki tane karım, her birinden de üçer çocuğum var Karılarımın hangisinin analık duygularının daha kuvvetli olduğunu merak ediyorum Malımı da buna göre vasiyet edeceğim Şunları bu konuda bir sınamanız mümkün mü? Padişah, veziri sevdiği için gönlünü yapmak istedi Hanımlarından [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span lang="TR"><strong><img class="alignleft size-medium wp-image-345" title="mitmi11" src="http://www.kissadanhisse.net/wp-content/uploads/2009/04/mitmi11-300x205.jpg" alt="mitmi11" width="300" height="205" />Vaktiyle bir vezir, padişah katında hatırının kırılmayacağına inanarak kendisinden şöyle bir ricada bulundu:</strong></span><span lang="TR"><strong></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span lang="TR"><strong>- Sultanım benim iki tane karım, her birinden de üçer çocuğum var Karılarımın hangisinin analık duygularının daha kuvvetli olduğunu merak ediyorum Malımı da buna göre vasiyet edeceğim Şunları bu konuda bir sınamanız mümkün mü?</strong></span><span lang="TR"><strong></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span lang="TR"><strong>Padişah, veziri sevdiği için gönlünü yapmak istedi Hanımlarından birini çağırttı ve dedi ki:</strong></span><span lang="TR"><strong></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span lang="TR"><strong>- Ey hatun, benim vezirim olan senin kocan, gözdelerimden birini baştan çıkarmış Bunun cezası aslında ölümdür Ama sen kocanı affedersen idamdan vazgeçip onu sevgilisiyle beraber ülke dışına sürgün edeceğim</strong></span><span lang="TR"><strong></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span lang="TR"><strong>Kadının gözlerinde intikam alevi parladı:</strong></span><span><strong></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span lang="TR"><strong>- istemem, bana yar olmayan başkasına da yar olmasın! Asın, ipini de bana çektirin!</strong></span><span lang="TR"><strong></strong></span></p>
<p class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"><span lang="TR"><strong>Padişah daha sonra vezirin öbür karısını çağırttı Ona da aynı şeyi söyledi Vezirin ikinci karısı tam tersine bir tavır takındı:</strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span lang="TR"><strong>- Aman sultanım, ben kocasız kalmaya razıyım, ama çocuklarım babasız kalmasın, idam edeceğinize sürgün edin de çocuklarım babalarıyla bir gün kavuşma ümidini kaybetmesinler,</strong></span><span lang="TR"><strong></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span lang="TR"><strong> </strong></span></p>
</h3>
<img src="http://www.kissadanhisse.net/?ak_action=api_record_view&id=337&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/kissadan-hisseler/ana-gibi-yar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>BALON</title>
		<link>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/kissadan-hisseler/balon/</link>
		<comments>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/kissadan-hisseler/balon/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 25 Apr 2009 11:59:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emre</dc:creator>
				<category><![CDATA[[K.H.N.]Hisseler]]></category>
		<category><![CDATA[[K.H.N.]Karışık]]></category>
		<category><![CDATA[[K.H.N.]Yaşanmış]]></category>
		<category><![CDATA[acele]]></category>
		<category><![CDATA[adam]]></category>
		<category><![CDATA[ağaç]]></category>
		<category><![CDATA[akasya]]></category>
		<category><![CDATA[balon]]></category>
		<category><![CDATA[baloncu]]></category>
		<category><![CDATA[bayram]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[dal]]></category>
		<category><![CDATA[diken]]></category>
		<category><![CDATA[hayran]]></category>
		<category><![CDATA[küçük]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kissadanhisse.net/?p=164</guid>
		<description><![CDATA[Küçük çocuk, baloncuyu büyülenmiş gibi takip ederken, şaşkınlığını gizleyemiyordu.      Onu hayrete düşüren şey, &#8220;Bizim eve bile sığmaz&#8221; dediği o güzelim balonların adamı nasıl havaya kaldırmadığı idi.  Baloncu dinlenmek için durakladığında o da duruyor ve sonra yine takibe koyuluyordu.  Bir ara adamın kendisine baktığını fark ederek ona doğru yaklaştı ve bütün cesaretini toplayarak: -Baloncu amca, dedi. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3><strong><img class="alignleft size-medium wp-image-165" title="buket-balon-helyum" src="http://www.kissadanhisse.net/wp-content/uploads/2009/04/buket-balon-helyum-283x300.jpg" alt="buket-balon-helyum" width="283" height="300" />Küçük çocuk, baloncuyu büyülenmiş gibi takip ederken, şaşkınlığını gizleyemiyordu. </strong>    </p>
<p><strong>Onu hayrete düşüren şey, &#8220;Bizim eve bile sığmaz&#8221; dediği o güzelim balonların adamı nasıl havaya kaldırmadığı idi. </strong></p>
<p><strong>Baloncu dinlenmek için durakladığında o da duruyor ve sonra yine takibe koyuluyordu. </strong></p>
<p><strong>Bir ara adamın kendisine baktığını fark ederek ona doğru yaklaştı ve bütün cesaretini toplayarak:</strong></p>
<p><strong>-Baloncu amca, dedi. Biliyor musun benim hiç balonum olmadı.</strong></p>
<p><strong>Adam çocuğu söyle bir süzdükten sonra:</strong></p>
<p><strong>-Paran var mı? diye sordu. sen onu söyle.</strong></p>
<p><strong>-Bayramda vardı, diye atıldı çocuk, önümüzdeki bayram yine olacak.</strong></p>
<p><strong>-Öyleyse bayramda gel, dedi adam. Acelem yok, ben beklerim.</strong></p>
<p><strong>Çocuk sessizce geri döndü. </strong></p>
<p><strong>O ana kadar balonlardan ayırmadığı gözleri dolu dolu olmuş, yürümeye bile mecali kalmamıştı.</strong></p>
<p><strong>Bir kaç adım attıktan sonra elinde olmadan tekrar onlara baktığında, gördüklerine inanamadı.</strong></p>
<p><strong>Balonlar, her nasılsa adamın elinden kurtulmuş ve yol kenarındaki büyük bir akasya ağacının dallarına takılmıştı.</strong></p>
<p><strong>Çocuk, olup bitenleri büyük bir merakla takip ederken, baloncu ona doğru dönerek:</strong></p>
<p><strong>-Küçük, diye seslendi. Balonları ağaçtan kurtarırsan birini sana veririm. </strong></p>
<p><strong>Yapılan teklif, yavrucağın aklını başından almıştı. </strong></p>
<p><strong>Koşarak ağacın altına doğru yöneldi ve ayakkabılarını aceleyle fırlatıp tırmanmaya başladı.</strong></p>
<p><strong>Hedefine adım adım yaklaşırken duyduğu heyecan, bacaklarını kanatan akasya dikenlerinin acısını hissettirmiyordu. </strong></p>
<p><strong>Sincap çevikliğiyle balonlara ulaştığında bir müddet onları seyretti ve dallara dolanan ipi çözerek baloncuya sarkıttı. </strong></p>
<p><strong>Ancak balonlardan birisi iyice sıkıştığından diğerlerinden ayrılmış ve ağaçta kalmıştı. </strong></p>
<p><strong>Çocuk onu kurtarmaya kalkışsa, dikenlerden patlayacağını çok iyi biliyordu. </strong></p>
<p><strong>İster istemez balonu yerinde bırakıp aşağıya indi ve adama dönerek:</strong></p>
<p><strong>-Birini bana verecektiniz, dedi. Hangisi o? </strong></p>
<p><strong>Adam elini tersiyle burnunu sildikten sonra:</strong></p>
<p><strong>-Seninki ağaçta kaldı evlat, dedi. İstersen çık al.</strong></p>
<p><strong>Çocuk bu sefer ayakta bile duramadı. Kaldırım kenarına oturup baloncunun </strong></p>
<p><strong>uzaklaşmasını bekledikten sonra, dallar arasında parlayan balona uzun uzun bakarak:</strong></p>
<p><strong>&#8220;Olsun&#8221;, diye mırıldandı. &#8220;Olsun.&#8221; Ağacın üzerinde kalsa da, bir balonum var ya artık..</strong></h3>
<img src="http://www.kissadanhisse.net/?ak_action=api_record_view&id=164&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/kissadan-hisseler/balon/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Küçük bir çocuk ve dua</title>
		<link>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/kissadan-hisseler/kucuk-bir-cocuk-ve-dua/</link>
		<comments>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/kissadan-hisseler/kucuk-bir-cocuk-ve-dua/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 22 Apr 2009 12:44:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emre</dc:creator>
				<category><![CDATA[[K.H.N.]Hisseler]]></category>
		<category><![CDATA[[K.H.N.]Karışık]]></category>
		<category><![CDATA[[K.H.N.]Nasihat]]></category>
		<category><![CDATA[[K.H.N.]Sözler]]></category>
		<category><![CDATA[[K.H.N.]Yaşanmış]]></category>
		<category><![CDATA[allahütala]]></category>
		<category><![CDATA[balık]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[delikanlı]]></category>
		<category><![CDATA[deniz]]></category>
		<category><![CDATA[dua]]></category>
		<category><![CDATA[ihtiyar]]></category>
		<category><![CDATA[kıyı]]></category>
		<category><![CDATA[kova]]></category>
		<category><![CDATA[ÖĞRETMEN]]></category>
		<category><![CDATA[sandal]]></category>
		<category><![CDATA[tekne]]></category>
		<category><![CDATA[top]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kissadanhisse.net/?p=385</guid>
		<description><![CDATA[Deniz kenarına oturmuş, gözlerinide ilerdeki bir noktaya dikmişti. Belki de bir saattir öylece duruyordu. Onun bu hâli, alışveriş için balıkçı sandallarının kıyıya dönmesini bekleyen bir ihtiyarın dikkatini çekti. Yaşlı adam, seke seke onun yanına gidip:  - Merhaba delikanlı!. dedi. Bu gün deniz çok harika değil mi?  Küçük çocuk, başını çevirmeden;  - Ama rüzgârlı, dedi. Topum [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3 style="text-align: justify;"><small><strong><img class="alignleft size-medium wp-image-386" title="top-3" src="http://www.kissadanhisse.net/wp-content/uploads/2009/04/top-3-300x300.jpg" alt="top-3" width="300" height="300" />Deniz kenarına oturmuş, gözlerinide ilerdeki bir noktaya dikmişti. Belki de bir saattir öylece duruyordu. Onun bu hâli, alışveriş için balıkçı sandallarının kıyıya dönmesini bekleyen bir ihtiyarın dikkatini çekti. Yaşlı adam, seke seke onun yanına gidip: </p>
<p>- Merhaba delikanlı!. dedi. Bu gün deniz çok harika değil mi? </p>
<p>Küçük çocuk, başını çevirmeden; </p>
<p>- Ama rüzgârlı, dedi. Topum denize düşünce sürükleyip götürdü.</p>
<p> Adam, çocuğun yanına oturup: </p>
<p>- Eğer biraz genç olsaydım, yüzüp onu alırdım!. dedi. Ama şimdi adım bile atamıyorum. </p>
<p>Küçük çocuk, ona cevap vermedi. Ve kıyıdan uzaklaşan topunu daha iyi görebilmek için, hemen yanındaki tümseğe çıktı. </p>
<p>Yaşlı adam, sakin bir ses tonuyla: </p>
<p>- Ümidini hiçbir zaman kaybetme!. dedi. Bence dua etsen çok iyi olur. </p>
<p>Çocuk, büyük bir sevinçle: </p>
<p>- Dua etsem topum geri gelir mi? diye sordu. Denize düştüğü yeri bilir mi? </p>
<p>- Allah isterse eğer, ona öğretir!. dedi ihtiyar. Topun geri gelmese de, duaların sevabı sana yeter.</strong><br />
 <br />
Küçük çocuk, yaşlı adamın sözlerini biraz düşündükten sonra, her okuduğunda dedesinden bahşiş kopardığı duaları ard arda sıraladı. Daha sonra da, topun dönmesi için Allah&#8217;tan yardım istedi. Ama üzüntüsü azalmamıştı. O topa bir sürü para harcamış, bayram parasını bile ona katmıştı. Şimdi artık tek şansı, bazen olduğu gibi, rüzgârın âniden yön değiştirmesiydi. Ama deniz çok büyüktü, topu ise küçücük. Akşam üstü hava biraz daha sertleşti. Ve güneş batmak üzereyken sandallar döndü. Çocuk, eve gitmek istemiyordu. Bu yüzden de ihtiyarla birlikte oyalandı. <br />
Yaşlı adam, hep aynı balıkçıdan alışveriş yapardı. Sonunda onu bulup: </p>
<p>- Avınız inşallah iyi geçmiştir!. dedi Eğer varsa, birkaç kilo alabilirim. </p>
<p>Sandaldaki adam, bir kova içindeki balıkları gösterip: </p>
<p>- Zaten ancak o kadarcık tutmuştum, dedi. Denizde &#8220;av&#8221; diye bir şey kalmadı.</p>
<p>- Dua etmeyi denediniz mi? diye atıldı çocuk. Ümidinizi sakın kaybetmeyin!. </p>
<p>Balıkçı için her şey tesadüftü. Bunun için de &#8220;rasgele&#8221; derlerdi. Ama şimdi bir şey hatırlamıştı. Yıllar yılı unuttuğu bir şeyi. Çocuğun yanaklarını okşarken:</p>
<p>- Dua ha!. diye mırıldandı. O zaman tutar mıyım?</p>
<p>- Tutamasanız bile, duaların sevabı size yeter, dedi çocuk. Bunu yeni öğrendim. </p>
<p>Balıkçı, böyle bir sözü ilk defa duyuyordu. Başını ağır ağır sallayarak: </p>
<p>- Ben de yeni öğrendim!. diye gülümsedi. Üstelik de küçük bir öğretmenden. </p>
<p>Çocuk, bu sözlerden çok hoşlanmıştı. Artık topun gitmesine üzülmüyordu. Yanındaki yaşlı adam ona bir göz kırparken, balıkçı tekrar sandala yöneldi ve ağların üzerindeki eski örtüyü açtı. Bir top vardı orada. Henüz ıslak olduğundan, ışıl ışıl parıldayan bir futbol topu. Balıkçı, onu çocuğa uzatıp: <br />
- Öğretmenlerin hakkı hiç ödenmez!. dedi. Bunu biraz önce denizde buldum!. Küçük çocuk, rüyada olmalıydı. Hiç beklenmedik şeylerin yaşandığı bir rüya. Aceleyle sağa sola bakındı. Ama her şey gerçekti. Balıkçı da, sandal da, ihtiyar da&#8230; Topu ise, işte ellerindeydi. Ona sıkıca sarılıp: </p>
<p>- Bir daha benden izinsiz gezmek yok!. dedi. Ya dua etmeseydim ne olurdun o zaman? </p>
<p></small></h3>
<h3><small>SİZLERDE DUA ETMEYİ DENEDİNİZMİ SIKINTILI ANLARINIZDA?&#8230; BELKİ DUALARINIZ HEMEN GERÇEKLEŞMEYEBİLİR AMA O DUALARIN SEVABI YETER SİZLERE&#8230; YENİ ÖĞRENDİM BENDE&#8230;. DUA EN KIYMETLİ BİR HAZİNE BİZİM İÇİN.. BİTER DİYE KORKMAYIN İSTEDİĞİNİZ KADAR KULLANIN&#8230; ÖYLE BİR HAZİNE Kİ SINIRSIZ VE KARŞILIKSIZ VERİLMİŞ HEMDE&#8230;</small></h3>
<div style="text-align: justify;"><span><br />
</span></div>
<p><small></small><small></small></p>
<img src="http://www.kissadanhisse.net/?ak_action=api_record_view&id=385&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/kissadan-hisseler/kucuk-bir-cocuk-ve-dua/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
