‘adam’ ile alakalı yazılar

15
Mayıs

Cehaletin Tek İlacı Sormak

Yazan: Emre  |  Kategori: [K.H.N.]Nasihat  |  Okunma: 1 Views

elifzu0Câbir radıyallahü anh anlatıyor: Arkadaşlarımla beraber sefere çıkmıştık. İçimizden birinin başına taş isabet etti ve başını yaralayıp kemiğini kırdı. Sonra aynı adam uykuda ihtilâm olduğu için, arkadaşlarına:

- Teyemmüm edebilir miyim, bu hususta benim için ruhsat buluyor musunuz? diye sordu.

Arkadaşları da:

- Hayır, su mevcut oldukça teyemmüme ruhsat yoktur, diye cevap verdiler. Bunun üzerine o şahıs gusül abdesti aldı ve açık vaziyetteki yaradan içeriye giren suyun tesiri ile vefat etti. Peygamber aleyhisselâmın huzuruna geldiğimiz zaman, kendisine hadiseyi naklettiler.

Bunun üzerine Resûlüllah aleyhisselâm:

- Adamı öldürmüşler, Allah onları öldürsün, buyurdu.

Ve «Bilmiyorlarsa sorsaydılar ya; cehaletin ilâcı sormaktır, o adama teyemmüm etmek kâfi gelirdi. Yarasına da bir bez parçası koyar, üzerine mesheder ve vücudunun diğer yerlerini de yıkardı» diye ilâve etti (Ebû Davud)

Popularity: 63% [?]

11
Mayıs

Kırık Testi

Yazan: Emre  |  Kategori: [K.H.N.]Mecazi  |  Okunma: 1 Views

elifzu0Çin´de bir adam, her gün omuzuna aldığı kalın sopanın iki ucuna astığı testilerle dereden su taşırmış evine..

Bu testilerden birinin yan kısmında çatlak varmış…

Diğeri ise hiç kusursuz ve çatlaksızmış;

Her seferinde bu kusursuz testi adamın doldurduğu suyun tümünü taşır, ulaştırırmış eve..

Ama her zaman boynunda taşıdığı testilerden çatlak olanı eve yarım; diğeri dolu olarak varırmış iki sene her gün bu şekilde geçmiş.

Adam her iki testiyi suyla doldururmuş ama evine vardığında sadece 1,5 testi su kalırmış…

Tabi ki kusursuz, çatlaksız testi vazifesini mükemmel yaptığı için çok gururlanıyormuş.

Fakat zavallı çatlak olan kusurlu testi, çok utanıyormuş. Doldurulan suyun sadece yarısını eve ulaştırabildiği için de çok üzülüyormuş.


İki yılın sonunda bir gün,görevini yapamadığını düşünen çatlak testi, ırmak kenarında adama şöyle demiş:

“Kendimden utanıyorum. Şu yanımdaki çatlak nedeniyle, sular eve gidene kadar akıp gidiyor..”

Adam gülümseyerek dönmüş testiye; “Göremedin mi? Yolun senin tarafında olan kısmı çiçeklerle dolu. Fakat kusursuz testinin tarafında hiç yok. Çünkü ben başından beri senin kusurunu, çatlaklığını biliyordum.. Senin tarafına çiçek tohumları ektim.. Ve hergün o yolda ben su taşırken,sen onları suladın.. 2 senedir o güzel çiçekleri toplayıp,masamı süslüyorum. Sen kusursuz olsaydın, o çatlağın olmasaydı evime böyle güzellik ve zarafet veremeyecektim” diye cevap vermiş.

Popularity: 68% [?]

10
Mayıs

Bunda da Bir Hayır Var

Yazan: Emre  |  Kategori: [K.H.N.]Sözler  |  Okunma: 1 Views

antika-tufek-resmiBir zamanlar Afrika daki bir ülkede hüküm süren bir kral vardı. Kral, daha çocukluğundan iitbaren arkadaş olduğu, birlikte büyüdüğü bir dostunu hiç yanından ayırmazdı. Nereye gitse onu da beraberinde götürürdü.  

Kralın bu arkadaşının ise değişik bir huyu vardı. İster kendi başına gelsin ister başkasının, ister iyi olsun ister kötü, her olay karşısında hep aynı şeyi söylerdi: 

-Bunda da bir hayır var! 

Bir gün kralla arkadaşı birlikte ava çıktılar. Kralın arkadaşı tüfekleri dolduruyor, krala veriyor, kral da ateş ediyordu. Arkadaşı muhtemelen tüfeklerden birini doldururken bir yanlışlık yaptı ve kral ateş ederken tüfeği geriye doğru patladı ve kralın baş parmağı koptu. 

Durumu gören arkadaşı her zamanki her zamanki sözünü söyledi: 

-Bunda da bir hayır var! 

Kral acı ve öfkeyle bağırdı: 

-Bunda hayır filan yok! Görmüyor musun, parmağım koptu? Ve sonra da kızgınlığı geçmediği için arkadaşını zindana attırdı. 

Bir yıl kadar sonra, kral insan yiyen kabilelerin yaşadığı ve aslında uzak durması gereken bir bölgede birkaç adamıyla birlikte avlanıyordu. Yamyamlar onları ele geçirdiler ve köylerine götürdüler. Ellerini, ayaklarını bağladılar ve köyün meydanına odun yığdılar. Sonra da odunların ortasına diktikleri direklere bağladılar. 

Tam odunları tutuşturmaya geliyorlardı ki, kralın başparmağının olmadığını farkettiler. Bu kabile, batıl inançları nedeniyle uzuvlarından biri eksik olan insanları yemiyordu. Böyle bir insanı yedikleri takdirde başlarına kötü olaylar geleceğine inanıyorlardı. Bu korkuyla, kralı çözdüler ve salıverdiler. Diğer adamları ise pişirip yediler. 

Sarayına döndüğünde, kurtuluşunun kopuk parmağı sayesinde gerçekleştiğini anlayan kral, onca yıllık arkadaşına reva gördüğü muameleden dolayı pişman oldu. Hemen zindana koştu ve zindandan çıkardığı arkadaşına başından geçenleri bir bir anlattı. 

-Haklıymışsın! dedi. Parmağımın kopmasında gerçekten de bir hayır varmış. İşte bu yüzden, seni bu kadar uzun süre zindanda tuttuğum için özür diliyorum.Yaptığım çok haksız ve kötü birşeydi. 

-Hayır, diye karşılık verdi arkadaşı. Bunda da bir hayır var. 

-Ne diyorsun Allah aşkına?diye hayretle bağırdı kral. Bir arkadaşımı bir yıl boyunca zindanda tutmanın neresinde hayır olabilir? 

-Düşünsene, ben zindanda olmasaydım, seninle birlikte avda olurdum, değil mi? Ve sonrasını düşünsene. 

Popularity: 38% [?]

9
Mayıs

Allahım Konuş Benimle

Yazan: Emre  |  Kategori: [K.H.N.]Nasihat  |  Okunma: 0 Views

 

 

kelebek5rt0Bir gün, bir adam ellerini açıp yalvardı: 

“Allahım! Konuş benimle!” 

Tam o sırada bir çayırkuşu adamın bahçesinde en son şarkısını söylüyordu. Ama adam çayırkuşuna hiç kulak vermedi ve yakarmaya devam etti: 

“Allahım! Konuş benimle!” 

Az sonra hava aniden kapandı, gökgürültüsü ve şimşekle birlikte kuvvetli bir yağmur başladı. Fakat adam bunlara hiç aldırış etmedi, yakarmaya devam etti: 

“Allahım! Seni görmeme izin ver!” 

O böyle yalvarırken, sağanak yağmur sona ermiş ve güneş bütün ihtişamıyla ışıklarını adamın evine kadar taşımaya başlamıştı. Fakat adam bu manzaraya aldırış bile etmedi. Her gün gördüğü birşey değilmiydi bu? Yalvarmaya devam etti adam: 

“Bana bir mucize göster Allahım!” 

Böyle yalvarırken, yakınlardaki evlerden birinden yeni doğmuş bir bebeğin ağlayışları geliyordu kulağına ama o bunu da farketmedi. Üzüntüsünden ağladı, ağladı… 

” Cevap ver bana Allahım! Burada olduğunu bilmemi sağla!” 

Tam o an, bir kelebek gelip adamın koluna konmuştu. Ama görmemekte, duymamakta ve bilmemekte ısrar eden adam öbür eliyle kelebeği iteleyip kovdu. Sonra da: 

“Allahım!” Neden, neden bana bir cevap vermiyorsun?” 

diye ağlayıp, yakınmaya devam etti… 

 

Popularity: 23% [?]

9
Mayıs

Besmelenin Fazileti

Yazan: Emre  |  Kategori: [K.H.N.]Dini  |  Okunma: 0 Views

besmeleSaliha bir kadının, münafık ve cahil bir kocası vardı. Bu kadın ” Bismillahirrahmanirrahim ” diye besmele çekmeden, hiçbir işine başlamazdı. Kocası,onun bu haline kızar, kadıncağıza yapmadığı eziyeti bırakmazdı. O saliha kadın ise, kocasının eza ve cefalarına sabreder ve onun doğru yola gelmesi için Allah’a dua ederdi.

Birgün,kadının kocası iyice öfkelenmişti..Karısına yapacağı eziyet ve kötülük için bir bahane arıyor ve kendi kendine :
” Şuna bir oyun çevireyimde görsün ; bakalım onu rezil olmaktan kim kurtaracak ? ” diye söylenip duruyordu. Başkalarına açıkça söyleyemediği inkarcılığı,artık bütün çirkinliğiyle,içinde dolup taşmıştı.

Hanımını çağırdı,ona bir kese altın vererek :
- Bunu iyi sakla !!! diye tenbih etti. Kadında kocasının emri üzerine hemen gitti,besmeleyi çekerek keseyi iyice sakladı. Bu arada kocasıda onu gizlice takip ediyordu. Sonra karısının haberi olmadan keseyi, karısının sakladığı yerden aldı. İçindeki altınları boşaltarak, keseyi derin bir kuyuya attı. Aradan çok geçmeden karısını çağırdı ve :
- Sana verdiğim bir kese altını hemen getir. dedi.
Kadın koştu ; keseyi sakladığı yere,
” Bismillahirrahmanirrahim ” diyerek elini uzattı.
Tam o anda, Allahu Tealanın emriyle, kese kadının sakladığı yerde içindeki altınlarla beraber aynen duruyordu. Islanan keseden suları damlıyordu. Kadın kesenin neden ıslak olduğunu anlayamadı ve keseyi kocasına getirdi. Adam içi altınla dolu keseyi görünce çok şaşırdı ve karısının söylediklerinin ne kadar doğru olduğunu anladı.
Sonra karısına ;
- Sana çok zulmettim,çok canını yaktım,beni affet. diye yalvarmaya başladı. Allah’a tevbe ve istiğfar etti. İbadetlerine bağlı bir insan oldu. O günden sonra dua ve yakarışlarında hep şöyle derdi ;
- Ya Rabbi ! Bana dünyam ve ahiretim için hayırlı, Saliha bir kadını eş olarak verdiğin için,sana hakkıyle şükretmekten acizdim,beni affet Alah’ım…
O saliha kadın ise ;
- Ya Rabbi ! Sana şükürler olsun ki,duamı kabul edip kocamı salihlerden eyledin,diye dua ediyordu.

Bu hikayeden alınacak ibretler ve çıkarılacak hikmetler çoktur.Büyükler demişlerki ; ” Sabrın kendisi acıdır,lakin meyvesi tatlıdır.”

Popularity: 12% [?]

8
Mayıs

Cehaletin Tek İlacı Sormak

Yazan: Emre  |  Kategori: [K.H.N.]Dini  |  Okunma: 1 Views
ucuz_kitapCâbir radıyallahü anh anlatıyor: Arkadaşlarımla beraber sefere çıkmıştık. İçimizden birinin başına taş isabet etti ve başını yaralayıp kemiğini kırdı. Sonra aynı adam uykuda ihtilâm olduğu için, arkadaşlarına:

- Teyemmüm edebilir miyim, bu hususta benim için ruhsat buluyor musunuz? diye sordu.

Arkadaşları da:

- Hayır, su mevcut oldukça teyemmüme ruhsat yoktur, diye cevap verdiler. Bunun üzerine o şahıs gusül abdesti aldı ve açık vaziyetteki yaradan içeriye giren suyun tesiri ile vefat etti. Peygamber aleyhisselâmın huzuruna geldiğimiz zaman, kendisine hadiseyi naklettiler.

Bunun üzerine Resûlüllah aleyhisselâm:

- Adamı öldürmüşler, Allah onları öldürsün, buyurdu.

Ve «Bilmiyorlarsa sorsaydılar ya; cehaletin ilâcı sormaktır, o adama teyemmüm etmek kâfi gelirdi. Yarasına da bir bez parçası koyar, üzerine mesheder ve vücudunun diğer yerlerini de yıkardı» diye ilâve etti

Popularity: 6% [?]

25
Nisan

BALON

Yazan: Emre  |  Kategori: [K.H.N.]Hisseler, [K.H.N.]Karışık, [K.H.N.]Yaşanmış  |  Okunma: 0 Views

buket-balon-helyumKüçük çocuk, baloncuyu büyülenmiş gibi takip ederken, şaşkınlığını gizleyemiyordu.     

Onu hayrete düşüren şey, “Bizim eve bile sığmaz” dediği o güzelim balonların adamı nasıl havaya kaldırmadığı idi. 

Baloncu dinlenmek için durakladığında o da duruyor ve sonra yine takibe koyuluyordu. 

Bir ara adamın kendisine baktığını fark ederek ona doğru yaklaştı ve bütün cesaretini toplayarak:

-Baloncu amca, dedi. Biliyor musun benim hiç balonum olmadı.

Adam çocuğu söyle bir süzdükten sonra:

-Paran var mı? diye sordu. sen onu söyle.

-Bayramda vardı, diye atıldı çocuk, önümüzdeki bayram yine olacak.

-Öyleyse bayramda gel, dedi adam. Acelem yok, ben beklerim.

Çocuk sessizce geri döndü. 

O ana kadar balonlardan ayırmadığı gözleri dolu dolu olmuş, yürümeye bile mecali kalmamıştı.

Bir kaç adım attıktan sonra elinde olmadan tekrar onlara baktığında, gördüklerine inanamadı.

Balonlar, her nasılsa adamın elinden kurtulmuş ve yol kenarındaki büyük bir akasya ağacının dallarına takılmıştı.

Çocuk, olup bitenleri büyük bir merakla takip ederken, baloncu ona doğru dönerek:

-Küçük, diye seslendi. Balonları ağaçtan kurtarırsan birini sana veririm. 

Yapılan teklif, yavrucağın aklını başından almıştı. 

Koşarak ağacın altına doğru yöneldi ve ayakkabılarını aceleyle fırlatıp tırmanmaya başladı.

Hedefine adım adım yaklaşırken duyduğu heyecan, bacaklarını kanatan akasya dikenlerinin acısını hissettirmiyordu. 

Sincap çevikliğiyle balonlara ulaştığında bir müddet onları seyretti ve dallara dolanan ipi çözerek baloncuya sarkıttı. 

Ancak balonlardan birisi iyice sıkıştığından diğerlerinden ayrılmış ve ağaçta kalmıştı. 

Çocuk onu kurtarmaya kalkışsa, dikenlerden patlayacağını çok iyi biliyordu. 

İster istemez balonu yerinde bırakıp aşağıya indi ve adama dönerek:

-Birini bana verecektiniz, dedi. Hangisi o? 

Adam elini tersiyle burnunu sildikten sonra:

-Seninki ağaçta kaldı evlat, dedi. İstersen çık al.

Çocuk bu sefer ayakta bile duramadı. Kaldırım kenarına oturup baloncunun 

uzaklaşmasını bekledikten sonra, dallar arasında parlayan balona uzun uzun bakarak:

“Olsun”, diye mırıldandı. “Olsun.” Ağacın üzerinde kalsa da, bir balonum var ya artık..

Popularity: 6% [?]

25
Nisan

Aptallık ve Bilgisizlik Yırtıgı Yama Tutmaz

Yazan: Emre  |  Kategori: [K.H.N.]Hisseler, [K.H.N.]Karışık, [K.H.N.]Nasihat, [K.H.N.]Sözler  |  Okunma: 0 Views

d27546ce28dce3c4363f9c527bcd5e84 Bir adam hileyle kuşun birini tuzağa düşürerek yakaladı. Kuş dile geldi, yalvardı:

“Ey ulu insan, sen koyunları, öküzleri yedin, bir çok deveyi kurban ettin. Bu dünyada onlarla bile doymadın, benimle mi doyacaksın? Eğer beni bırakırsan ben sana üç öğüt vereceğim. Bunlara uyarsan her müşkülün hallolur. Birincisini, elindeyken vereyim, eğer beğenirsen beni bırakırsın. İkincisini şu dama konarken, üçüncüsünü de şu ulu ağaçta söylerim,” dedi.

Adam kuşu sıkı sıkıya tutarak:

“Haydi söyle bakalım, eğer beğenirsem seni bırakırım.” dedi.

Kuşcağız ilk öğüdü söyledi:

“Olmayacak sözü kim söylerse söylesin, inanma.” dedi.

Adam öğüdü beğenerek kuşu bıraktı. Kuş uçarak damın saçağına kondu, ikinci öğüdünü söyledi:

“Geçmiş gitmiş şeylere, kaçmış fırsatlara ah vah etme.” dedi. Sonra biraz geriye çekilerek orada bulunan ulu ağaca kondu:

“Benim karnımda on bir dirhem ağırlığında paha biçilmez bir inci vardı. Eğer beni kaçırmasaydın o şimdi senin olacaktı.” dedi.

Bunu duyan adam ağlayıp inlemeye, saçını başını yolmaya başladı. Bunu gören kuş seslendi:

“Ben sana geçmiş gitmiş fırsatlar için ah vah edip üzülme demedim mi? Madem fırsatı kaçırdın, neden üzülüp duruyorsun? Ya öğüdümü dinlemedin yahut da sağırsın. Ayrıca sana olmayacak şeye inanma demedim mi? Benim bütün ağırlığım üç dirhem, karnımda nasıl on bir dirhem ağırlığında inci bulunabilir?”

Bunun üzerine adam kendi kendine:

“Şimdi söylediklerini daha iyi anladım. Haydi şimdi de üçüncü öğüdünü söyle bakayım.” dedi. Kuş:

“Allah için o iki öğüdü güzelce tuttun da benden üçüncüsünü mü istiyorsun? Uykuya dalmış bilgisiz kişiye öğüt vermek, çorak toprağa tohum atmak gibidir. Aptallık ve bilgisizlik yırtığı, yama tutmaz.” diyerek uçup gitti.

Popularity: 6% [?]

22
Nisan

Kocasını Şikayet Eden Kadın

Yazan: Emre  |  Kategori: [K.H.N.]Dini, [K.H.N.]Hisseler, [K.H.N.]Nasihat, [K.H.N.]Sözler, [K.H.N.]Yaşanmış  |  Okunma: 0 Views


Kadının biri, bir gün Halife Ömer r.a.’a gelerek dedi ki: 

- Ey müminlerin emiri sana insanların en iyisini şikayete geldim. Öyle birisi ki, amelde onu geçen veya onun kadar amel eden kimse pek azdır. Geceleri sabaha kadar namaz kılar, gündüzleri de hep oruçla geçirir…

Bu sözlerden sonra utancından asıl demek istediğini diyemedi ve:

- Ey müminlerin emiri , beni bağışla, diyerek çekildi. 

Hz. Ömer:- İyi iyi , Allah senden razı olsun. Sen adamını çok güzel halleriyle övdün; artık onun hakkında fazla bir şey söylemen de gerekmez, dedi. 

Kadın çıkıp gittikten sonra, orada hazır bulunan sahabi Kaab b. Sûr r.a. dedi ki: 

- Ey müminlerin emiri, kadın utanıp asıl şikayetini sana söyleyemedi. 

- Kadının ne şikayeti varmış ki? 

- Kadın kocasından, kocalık vazifelerini yerine getirmiyor diye şikayette bulunuyor, fakat bunu açıkça söyleyemiyor. 

Hz. Ömer kadını geri çağırdı. Kocasına da haber gönderip yanına getirtti. Sonra Kaab b. Sûr’a : 

- Bunlar arasında sen hakemlik et, diye teklif etti. Kaab : 

- Sen buradayken ben nasıl hakemlik yapabilirim, dedi. Hz. Ömer r.a .: 

- Benim anlayamadığım inceliği sen anladın. Bunun için onları dinleyip aralarında gereken hükmü vermek de senin hakkındır, dedi. 

Bunun üzerine Kaab o adama dedi ki: 

- Allah Tealâ erkeklere hitaben: “Sizin için helal ve hoş olan kadınlardan ikişer, üçer ve dörder olarak nikahlayın” (Nisâ, 3) diye buyurduğuna göre, en çok üç gün peşpeşe oruç tutabilirsin; dördüncü günü tutmamaman gerekir. En çok da üç sabaha kadar ibadet edebilirsin; dördüncü gece eşinle beraber olmalısın. 

Hz. Ömer r.a. Kaab’ın bu ince anlayışını beğendi ve: 

- Senin bu buluşun öteki buluşundan da güzelmiş, dedi. Bu isabetli hükmü çok beğenen halife onu Basra kadısı yaptı. 

Kadıncağız şikayetinde: “Kocam geceleri hep ibadet eder, gündüzleri oruç tutar” deyince, maksadı farketmeyen Hz. Ömer: “Kocanı bunlardan men mi edeyim?” demişti. 

Popularity: 5% [?]

19
Nisan

SECCADE…!

Yazan: Emre  |  Kategori: [K.H.N.]Dini, [K.H.N.]Hisseler, [K.H.N.]Nasihat, [K.H.N.]Sözler, [K.H.N.]Yaşanmış  |  Okunma: 0 Views

sajjadah9dzGün ışımamış sabah yakındır…
Yorgunluğun verdiği ağırlıkla hemen uykuya dalmıştı.Bir iniltiyle uyandı adam.Etraf halen karanlıktı.İniltiyi rüya gördüğüne yordu.Dudakları susuzluktan çatlıyordu,öyle susamıştı.Işıkları yakmadan mutfağa gidip suyunu içti ve yatağına döndü.Tam uyumak üzereyken, aynı inleme sesi tekrar kulaklarını tırmalamaya başladı.Ama rüyamıydı uyanıkmıydı farkında değildi.Sesin geldiği yöne doğruldu.O an rüyada olduğuna iyice emin oldu.Çünkü duyduğu sesin sahibi evin tek seccadesiydi.
Adam şaşırdı ve korkulu bir sesle: < 

_İnleyen sen miydin?<

_Evet dedi seccade<

_Niçin ağlıyorsun?<

Seccade yine içe işleyen bir sesle: <

_Seni uykundan uyandıran susuzluğunu, doyuncaya kadar, su içerek giderdin.Oysa benim susuzluğumu giderecek kimsem yok! <

sajjadah24ls_Nasıl susarsın, sen canlı bile değilsin dedi adam. <

Seccade: <

_Benim ihtiyacımda bir nevi sudur ama içtiğin değil.Benim susuzluğumu ancak tövbekar kulların gözyaşları giderir. <

_Anlamadım dedi adam, meraklı gözlerle seccadeye <

_Ağlarım çünkü Allah’ın kulları; kabrinin aydınlığa ulaşmasını, karanlıklarda kalmamayı, o kutlu günde aydın olmayı isterler.İsterler de bu vakitte kalkıp iki rekat teheccüd namazı kılmazlar.Hep bakarım sana, bir günde kalkıp şükür için namaz kılmazsın. <

_Beni rahat bırak deyip döndü adam. <

_Ey Allah’ın kulu; bak işte sabah namazının vakti geldi. Ezanlar; namaz uykudan hayırlıdır diye sesleniyor. Ah sabah namazı, ah bu sabah namazı! Namazlar arsında müstesnadır.Hem kalbe hem de ruha hayat veren bir iksirdir o. Yetmiyor mu? Gece gündüz dünya için koşturduğun, Aziz ve Kahhar olan Allah’ın çağrısına neden icab etmezsin!!! <

Adam yine sıkılarak: <

_Ey seccadem beni rahat bırak. Gündüz yeterince yoruluyorum, biraz daha uyuyayım deyip yatağın sıcaklığına bıraktı kendini.<

_Seccade yılmadan adamı uyarmaya ve uyutmamaya çalışıyordu. <

_Demekki sen dünyaya ahiretten daha çok önem veriyorsun. <

Adam iyice öfkelendi: <

_Yeter artık lütfen konuşma diye bağırdı. <

Seccade bu çıkışın karşısında önce sustu. Daha sonra sesini iyicr alçaltarak: <
_Ah o fecir vaktindeki adamlar, ah o fecir vaktindeki adamlar dedi.Sen o nurlu Peygamberin bu vakit için neler söylediğini bilmezmisin.”Her kimki güneş doğmadan ve batmadan evvel namazlarını eda ederlerse ateşe girmeyecek”, ve yine o güzel insan “Kim şu iki namazı(sabah_ikindi veya sabah_yatsı) kılarlarsa cennete girer.” Ve nihayet “Münafıklara en ağır gelen namaz sabah ve yatsı namazıdır. Onlar ki o iki namazdaki ecri bilselerdi sürüne sürüne giderlerdi.”

Bunun üzerine adam yatağından doğrulup: <

_Haklısın sabah namazı gerçekten önemli dedi.. <

_Öyleyse kalk ve namaz kıl dedi.

_Yarın inşallah, mutlaka kalkacağım ama bugün çok yorgunum dedi adam.<

Seccade son bir ümitle;<

_Kişi salih amellerin ne kadar büyük ecri olduğunu idrak edemezse tüm zamanlarda bu ameller zor gelir.Sorun uyumaksa, kabirde uykudan çok ne var! Gel sözümü dinle ey Allah’ın kulu!

Bu andan sonra adamda tek kelime duyulmadı.Seccadede bir süre sessiz kaldı.Adam uykuya devam etti. <

Ama heyhat! Adam ömründeki en uzun uykuya dalmıştı bile.

Seccadenin son sözlerini duyamadı. O an seccade adamın öldüğünü anlayınca kısık bir sesle şunları söylüyordu. <

_Ey tövbesini yarına erteleyen bilirmisin yarına çıkabileceğini!!!

Ölüm pusuda hep, biz dünya için günah işlerken. Süreside kısıtlı gün gelip, atar, farkında olmdan. <
alıntı

Popularity: 6% [?]