Gül Yaprağı

Tarih 10 Mayıs 2009

Uzakdoğu’da bir budist tapınağı, bilgeliğin gizlerini aramak için gelenleri kabul ediyordu. Burada geçerli olan incelik; anlatmak istediklerini konuşmadan açıklayabilmekti. Bir gün tapınağın kapısına bir yabancı geldi.
Yabancı kapıda öylece durdu ve bekledi. Burada sezgisel buluşmaya inanılıyordu, o yüzden kapıda herhangi bir tokmak, çan veya zil yoktu. Bir süre sonra kapı açıldı, içerdeki budist, kapıda duran yabancıya baktı. Bir selamlaşmadan sonra söz’süz konuşmaları başladı. Gelen yabancı, tapınağa girmek ve burada kalmak istiyordu.

Budist bir süre kayboldu, sonra elinde ağzına kadar suyla dolu bir kapla döndü ve bu kabı yabancıya uzattı.

Bu, yeni bir arayıcıyı kabul edemeyecek kadar doluyuz demekti.

Yabancı tapınağın bahçesine döndü, aldığı bir gül yaprağını kabın içindeki suyun üstüne bıraktı.

Gül yaprağı suyun üsünde yüzüyordu ve su taşmamıştı.

İçerideki budist saygıyla eğildi ve kapıyı açarak yabancıyı içeriye aldı.

Suyu taşırmayan bir gül yaprağına her zaman yer vardı.

Diğer ilginizi çekebilecek yazılar:

  1. SECCADE…! Gün ışımamış sabah yakındır… Yorgunluğun verdiği ağırlıkla hemen uykuya dalmıştı.Bir iniltiyle uyandı adam.Etraf halen karanlıktı.İniltiyi rüya gördüğüne yordu.Dudakları susuzluktan çatlıyordu,öyle susamıştı.Işıkları yakmadan mutfağa gidip suyunu içti ve yatağına döndü.Tam uyumak...
  2. Adalet ve Tevazu Emevi halifelerinin büyüğü Ömer b. Abdülaziz Hazretleri, devlet başkanlığı sırasında kul hakkı ve sosyal adalet hususunda çok titiz davranırdı. Gece çalışmalarında ayrı işlere tahsis ettiği iki kandili vardı. Bunlardan birini...


Yorumlar (3)

 

  1. ceylan diyor ki:

    o gül yaprağı olmak isterdim

  2. VELİ diyor ki:

    İstemekle olmuyo icraat lazım…

  3. onur diyor ki:

    imkansız diye bir şey yok adam girmek istemiş aklını kullanmış ve başarmış helal olsun ona

Yorum Yapın