Sinirlendiğinizde bu öyküyü hatırlayın

Tarih 20 Nisan 2009

Adam yeni kamyonuna bakmak için evinden çıktığında,

üç yaşındaki oğlunun gayet mutlu bir biçimde elindeki çekiçle kamyonunun kaportasını mahvettiğini görmüş.

Hemen oğlunun yanına koşmuş ve çocuğun eline çekiçle vurmaya başlamış.

Biraz sakinleşince oğlunu hemen hastaneye götürmüş.

Doktor, çocuğun kırılan kemiklerini kurtarmaya çalıştıysa da elinden bir şey gelmemiş ve

çocuğun iki elinin parmaklarını kesmek zorunda kalmış.

Çocuk ameliyattan çıkıp gözlerini açtığında,

bandajlı ellerini fark etmiş ve gayet masum bir ifadeyle,

“Babacığım, kamyonuna zarar verdiğim için çok üzgünüm.” demiş ve sonra babasına şu soruyu sormuş:

“Parmaklarım ne zaman yeniden çıkacak?” Babası eve dönmüş ve hayatına son vermiş…

Birisi masaya süt döktüğünde ya da bir bebeğin ağladığını işittiğinizde bu öyküyü hatırlayın.

Çok sevdiğiniz birine karşı sabrınızı yitirdiğinizi anladığınızda, önce biraz düşünün.

Kamyonlar onarılabilir, ama kırılan kemikler ve incinen duygular hiçbir zaman onarılamaz;

genellikle kişiyle performansı arasındaki farkı göremeyiz.

İnsan hata yapar.

Hepimiz hata yaparız.

Fakat öfkeyle ve düşünmeden yapılan şeyler, insanı sonsuza kadar rahatsız eder.

Harekete geçmeden önce durun ve düşünün. Sabırlı olun.

Anlayış gösterin ve sevin.

Diğer ilginizi çekebilecek yazılar:

  1. ALTIN KURAL • İnsanların gözlerinin içine bak. • Bol bol gülümseme, hem maliyeti sıfır hem de değerine paha biçilmez. • İnsanların isimlerini anımsa. • Asla birilerinin umudunu kırma, beklide sahip oldukları tek...
  2. SECCADE…! Gün ışımamış sabah yakındır… Yorgunluğun verdiği ağırlıkla hemen uykuya dalmıştı.Bir iniltiyle uyandı adam.Etraf halen karanlıktı.İniltiyi rüya gördüğüne yordu.Dudakları susuzluktan çatlıyordu,öyle susamıştı.Işıkları yakmadan mutfağa gidip suyunu içti ve yatağına döndü.Tam uyumak...
  3. Babadan Oğula Babası çocuğuna bir torba çivi verir ve ona sabrını kaybettiğinde kapağın arkasına bir çivi çakmasını söyler. Birinci gün çocuk otuz yedi çivi çakar. Haftalar ilerledikçe çocuk kendini kontrol etmeyi öğrenir...
  4. ‘Vermeyince Mabud, Neylesin Sultan Mahmut’ Sultan II. Mahmud Han Sultan Mahmut kılık kıyafetini değiştirip dolaşmaya başlamış. Dolaşırken bir kahvehaneye girmiş oturmuş. Herkes bir şeyler istiyor. Tıkandı baba, çay getir Tıkandı baba, oralet getir, kahve getir…....
  5. ARKADAŞ(ARKA TAŞ) Orta Asya’da, savaşın ok ve yay ile yapıldığı dönemlerde, Türk savaşçıları, arkalarından gelebilecek bir saldırıyı önlemek için, sırtlarını önceden bu amaçla yerleştirilmiş bir taşa dayarlardı. Bu taş “arka taş” ya...


Yorum Yapın