Derviş

Tarih 20 Nisan 2009

sk1kzwsezel bir dervis01 DervişVaktiyle bir derviş, nefisle mücadele makamının sonuna gelir.

Meşrebin usulünce bundan sonra her türlü süsten, gösterişten arınacak, varlıktan vazgeçecektir.

Fakat iş yamalı bir hırka giymekten ibaret değildir.

Her türlü görünür süslerden arınması gereklidir…

Saç, sakal, bıyık, kas. ne varsa hepsinden.

Derviş, usule uygun hareket eder, soluğu berberde alır.

- Vur usturayı berber efendi, der.

Berber dervişin saçlarını kazımaya baslar.

Derviş aynada kendini takip etmektedir.

Basının sağ kısmı tamamen kazınmıştır.

Berber tam diğer tarafa usturayı vuracakken, yağız mı yağız, bıçkın mı bıçkın bir kabadayı girer içeri.

Doğruca dervişin yanına gider, başının kazınmış kısmına okkalı bir tokat atarak:

- Kalk bakalım kabak, kalk da tıraşımızı olalım, diye kükrer.

Dervişlik bu…

Sövene dilsiz, vurana elsiz gerek.

Kaideyi bozmaz derviş.

Ses çıkarmaz, usulca kalkar yerinden.

Berber mahcup, fakat korkmuştur.

Ses çıkaramaz.

Kabadayı koltuğa oturur, berber traşa baslar.

Fakat küstah kabadayı tıraş esnasında da sürekli aşağılar dervişi, alay eder:

“Kabak aşağı, kabak yukarı.”

Nihayet traş biter, kabadayı dükkandan çıkar.

Henüz birkaç metre gitmiştir ki, gemden boşanmış bir at arabası yokuştan aşağı hızla üzerine gelir.

Kabadayı şaşkınlıkla yol ortasında kalakalır.

Derken, iki atın ortasına denge için yerleştirilmiş uzun sivri demir karnına dalıverir.

Kabadayı oracığa yığılır, kalır.

Ölmüştür.

Görenler çığlığı basar.

Berber ise şaşkın, bir manzaraya, bir dervişe bakar, gayri ihtiyarî sorar:

- Biraz ağır olmadı mi derviş efendi?

Derviş mahzun, düşünceli cevap verir:

- Vallahi gücenmedim ona. Hakkımı da helal etmiştim.

Gel gör ki kabağın bir sahibi var. O gücenmiş olmalı!..

Diğer ilginizi çekebilecek yazılar:

  1. Babadan Oğula Babası çocuğuna bir torba çivi verir ve ona sabrını kaybettiğinde kapağın arkasına bir çivi çakmasını söyler. Birinci gün çocuk otuz yedi çivi çakar. Haftalar ilerledikçe çocuk kendini kontrol etmeyi öğrenir...
  2. SECCADE…! Gün ışımamış sabah yakındır… Yorgunluğun verdiği ağırlıkla hemen uykuya dalmıştı.Bir iniltiyle uyandı adam.Etraf halen karanlıktı.İniltiyi rüya gördüğüne yordu.Dudakları susuzluktan çatlıyordu,öyle susamıştı.Işıkları yakmadan mutfağa gidip suyunu içti ve yatağına döndü.Tam uyumak...
  3. GAM İLE YOĞRULMUŞ Yavuz Sultan Selim Han, bir gün nasıl olduysa gönül ehli biri olan şair Hikmet’i yanlışlıkla üzüp, yanından uzaklaştırmış. Şair Hikmet diyar diyar dolaşıp yerleşecek yer aradıktan sonra, nihayet Van müftüsünün...
  4. Yavuz Sultan Selim’in Eşsiz Şiiri Sanma Canım Herkesi Sen Can-ı Dilden Yar Olur Herkesi Sen Dostmu Sandın Belki Ol Ağyar Olur Can-ı Dilden Belki Ol Alemde Bir Dildar Olur Yar Olur, Ağyar olur, Dildar olur,...


Yorum Yapın