<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kıssadan Hisse NET &#124; Vecizelerden Bir Buket!... &#187; [K.H.N.]Sözler</title>
	<atom:link href="http://www.kissadanhisse.net/category/kategoriler/ozlu-sozler/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.kissadanhisse.net</link>
	<description>&#124; Vecizelerden Bir Buket!... &#124; hisse net, hisse.net, kıssadan hisse, hissenet, kıssadan hisseler, hisse net hisseler, hısse net, Kıssadan Hisse, Kısadan Hisse, Kıssa, Hisse, Kısa Hisse, Kıssadan, Hisseler, Vecize, Hikaye, Ders, Menkıbe, Menkîbe,</description>
	<lastBuildDate>Sat, 24 Jul 2010 07:04:51 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.1</generator>
	
<!-- Start Of Script Generated By WP-PostViews Plus -->
<script type='text/javascript' src='http://www.kissadanhisse.net/wp-includes/js/jquery/jquery.js?ver=1.4.2'></script>
<script type="text/javascript">
/* <![CDATA[ */
/* ]]> */
</script>
<!-- End Of Script Generated By WP-PostViews Plus -->
	<item>
		<title>Bunda da Bir Hayır Var</title>
		<link>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/ozlu-sozler/bunda-da-bir-hayir-var/</link>
		<comments>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/ozlu-sozler/bunda-da-bir-hayir-var/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 10 May 2009 12:42:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emre</dc:creator>
				<category><![CDATA[[K.H.N.]Sözler]]></category>
		<category><![CDATA[adam]]></category>
		<category><![CDATA[afrika]]></category>
		<category><![CDATA[arkadaş]]></category>
		<category><![CDATA[ateş]]></category>
		<category><![CDATA[av]]></category>
		<category><![CDATA[Bunda da Bir Hayır Var]]></category>
		<category><![CDATA[hayır]]></category>
		<category><![CDATA[kral]]></category>
		<category><![CDATA[tüfek]]></category>
		<category><![CDATA[yamyam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kissadanhisse.net/?p=774</guid>
		<description><![CDATA[Bir zamanlar Afrika daki bir ülkede hüküm süren bir kral vardı. Kral, daha çocukluğundan iitbaren arkadaş olduğu, birlikte büyüdüğü bir dostunu hiç yanından ayırmazdı. Nereye gitse onu da beraberinde götürürdü.   Kralın bu arkadaşının ise değişik bir huyu vardı. İster kendi başına gelsin ister başkasının, ister iyi olsun ister kötü, her olay karşısında hep aynı şeyi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3><strong><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-901" title="antika-tufek-resmi" src="http://www.kissadanhisse.net/wp-content/uploads/antika-tufek-resmi-150x150.jpg" alt="antika-tufek-resmi" width="150" height="150" />Bir zamanlar Afrika daki bir ülkede hüküm süren bir kral vardı. Kral, daha çocukluğundan iitbaren arkadaş olduğu, birlikte büyüdüğü bir dostunu hiç yanından ayırmazdı. Nereye gitse onu da beraberinde götürürdü. </strong> </p>
<p><strong>Kralın bu arkadaşının ise değişik bir huyu vardı. İster kendi başına gelsin ister başkasının, ister iyi olsun ister kötü, her olay karşısında hep aynı şeyi söylerdi: </strong></p>
<p><strong>-Bunda da bir hayır var! </strong></p>
<p><strong>Bir gün kralla arkadaşı birlikte ava çıktılar. Kralın arkadaşı tüfekleri dolduruyor, krala veriyor, kral da ateş ediyordu. Arkadaşı muhtemelen tüfeklerden birini doldururken bir yanlışlık yaptı ve kral ateş ederken tüfeği geriye doğru patladı ve kralın baş parmağı koptu. </strong></p>
<p><strong>Durumu gören arkadaşı her zamanki her zamanki sözünü söyledi: <br />
</strong></p>
<p><strong>-Bunda da bir hayır var! </strong></p>
<p><strong>Kral acı ve öfkeyle bağırdı: <br />
</strong></p>
<p><strong>-Bunda hayır filan yok! Görmüyor musun, parmağım koptu? Ve sonra da kızgınlığı geçmediği için arkadaşını zindana attırdı. </strong></p>
<p><strong>Bir yıl kadar sonra, kral insan yiyen kabilelerin yaşadığı ve aslında uzak durması gereken bir bölgede birkaç adamıyla birlikte avlanıyordu. Yamyamlar onları ele geçirdiler ve köylerine götürdüler. Ellerini, ayaklarını bağladılar ve köyün meydanına odun yığdılar. Sonra da odunların ortasına diktikleri direklere bağladılar. </strong></p>
<p><strong>Tam odunları tutuşturmaya geliyorlardı ki, kralın başparmağının olmadığını farkettiler. Bu kabile, batıl inançları nedeniyle uzuvlarından biri eksik olan insanları yemiyordu. Böyle bir insanı yedikleri takdirde başlarına kötü olaylar geleceğine inanıyorlardı. Bu korkuyla, kralı çözdüler ve salıverdiler. Diğer adamları ise pişirip yediler. </strong></p>
<p><strong>Sarayına döndüğünde, kurtuluşunun kopuk parmağı sayesinde gerçekleştiğini anlayan kral, onca yıllık arkadaşına reva gördüğü muameleden dolayı pişman oldu. Hemen zindana koştu ve zindandan çıkardığı arkadaşına başından geçenleri bir bir anlattı. <br />
</strong></p>
<p><strong>-Haklıymışsın! dedi. Parmağımın kopmasında gerçekten de bir hayır varmış. İşte bu yüzden, seni bu kadar uzun süre zindanda tuttuğum için özür diliyorum.Yaptığım çok haksız ve kötü birşeydi. </strong></p>
<p><strong>-Hayır, diye karşılık verdi arkadaşı. Bunda da bir hayır var. <br />
</strong></p>
<p><strong>-Ne diyorsun Allah aşkına?diye hayretle bağırdı kral. Bir arkadaşımı bir yıl boyunca zindanda tutmanın neresinde hayır olabilir? </strong></p>
<p><strong>-Düşünsene, ben zindanda olmasaydım, seninle birlikte avda olurdum, değil mi? Ve sonrasını düşünsene. </strong></h3>
<img src="http://www.kissadanhisse.net/?ak_action=api_record_view&id=774&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/ozlu-sozler/bunda-da-bir-hayir-var/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Fidanlar Şimdiden Meyve Verdi</title>
		<link>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/ozlu-sozler/fidanlar-simdiden-meyve-verdi/</link>
		<comments>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/ozlu-sozler/fidanlar-simdiden-meyve-verdi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 09 May 2009 12:26:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emre</dc:creator>
				<category><![CDATA[[K.H.N.]Sözler]]></category>
		<category><![CDATA[altın]]></category>
		<category><![CDATA[baba]]></category>
		<category><![CDATA[daro]]></category>
		<category><![CDATA[ekmek]]></category>
		<category><![CDATA[fidan]]></category>
		<category><![CDATA[hazine]]></category>
		<category><![CDATA[hükümdar]]></category>
		<category><![CDATA[ihtiyar]]></category>
		<category><![CDATA[kese]]></category>
		<category><![CDATA[meyve]]></category>
		<category><![CDATA[vezir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kissadanhisse.net/?p=711</guid>
		<description><![CDATA[  Bir hükümdar maiyetiyle birlikte ülkesinde bir gezintiye çıkmıştı Yolu üzerindeki bir köyde çok yaşlı bir adamın tarlasına fidan dikmekle meşgul olduğunu gördü İhtiyara uzaktan seslendi: - Baba, sen ne diye fidan dikmeye uğraşıyorsun? Maşallah yaşını yaşamışsın, bu diktiğin fidanların meyvesinden herhalde yiyemezsin  İhtiyar cevap verdi:  - Bu diktiğim fidanların meyvesini bizim yememiz şart değil [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> </p>
<p align="justify"><strong><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-712" title="dali0184bb2jz7" src="http://www.kissadanhisse.net/wp-content/uploads/dali0184bb2jz7-150x150.jpg" alt="dali0184bb2jz7" width="150" height="150" />Bir hükümdar maiyetiyle birlikte ülkesinde bir gezintiye çıkmıştı Yolu üzerindeki bir köyde çok yaşlı bir adamın tarlasına fidan dikmekle meşgul olduğunu gördü İhtiyara uzaktan seslendi:</strong></p>
<p><strong>- Baba, sen ne diye fidan dikmeye uğraşıyorsun? Maşallah yaşını yaşamışsın, bu diktiğin fidanların meyvesinden herhalde yiyemezsin </p>
<p>İhtiyar cevap verdi: </p>
<p>- Bu diktiğim fidanların meyvesini bizim yememiz şart değil evlat Biz nasıl bizden öncekilerin diktiği fidanların meyvesinden yedikse, bizim diktiğimiz fidanların meyvesini de bizden sonrakiler yer </p>
<p>Bu cevap hükümdarın hoşuna gitti ve ihtiyara bir kese altın verilmesini emretti </p>
<p>İhtiyar bu ihsanı karşılıksız bırakmadı: </p>
<p>- Gördün mü evlat, bizim diktiğimiz fidanlar şimdiden meyve verdi </p>
<p>Bu cevap da hükümdarın hoşuna gitti, bir kese daha altın verilmesini emretti </p>
<p>Yaşlı köylü sıradan biri değildi Çarıklı erkânı harp diye nitelenen kişilerden biriydi: </p>
<p>- Evlat herkesin diktiği fidan yılda bir defa meyve verir, bizim diktiğimiz fidan yılda iki defa meyva verdi </p>
<p>Bu diplomatça cevap da hükümdarın hoşuna gitti ve bir kese daha altın verilmesini emretti Ama bu defa vezir araya girdi ve hükümdarı uyardı: </p>
<p></strong></p>
<p><strong>- Aman sultanım bir an önce buradan uzaklaşalım Bu ihtiyar bu gidişle tarlasına fidan dikmek yerine, devletin hazinesine darı ekecek</strong></p>
<img src="http://www.kissadanhisse.net/?ak_action=api_record_view&id=711&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/ozlu-sozler/fidanlar-simdiden-meyve-verdi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yeterki Kalbi Kırılmasın&#8230;.?</title>
		<link>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/ozlu-sozler/yeterki-kalbi-kirilmasin/</link>
		<comments>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/ozlu-sozler/yeterki-kalbi-kirilmasin/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 08 May 2009 05:44:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emre</dc:creator>
				<category><![CDATA[[K.H.N.]Sözler]]></category>
		<category><![CDATA[badak]]></category>
		<category><![CDATA[cariye]]></category>
		<category><![CDATA[cariyeler]]></category>
		<category><![CDATA[elmas]]></category>
		<category><![CDATA[güzel]]></category>
		<category><![CDATA[hükümdar]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[kırmak]]></category>
		<category><![CDATA[maddi]]></category>
		<category><![CDATA[manevi]]></category>
		<category><![CDATA[özü]]></category>
		<category><![CDATA[padisah]]></category>
		<category><![CDATA[siyah]]></category>
		<category><![CDATA[Yeterki Kalbi Kırılmasın....?]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kissadanhisse.net/?p=485</guid>
		<description><![CDATA[Bir hükümdarın  pek çok cariyeleri vardı. İçlerinde pek güzel dilberler bulunmasına rağmen, siyah bir cariyeye daha fazla alaka ve sevgi gösterirdi. Diğerlerinin bunu çekemediğini fark eden padişah, bir gün kendilerine üzeri mücevheratla süsülü birer kristal bardak vermişti. Manevi değeri yanında maddi kıymeti de pek yüksek olan bu bardakları ellerinde tutan cariyeler, hayranlıkla bakarlarken padişah: - Herkes [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><span><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-486" title="3nyxs0pj74" src="http://www.kissadanhisse.net/wp-content/uploads/2009/05/3nyxs0pj74-150x150.jpg" alt="3nyxs0pj74" width="150" height="150" />Bir hükümdarın  pek çok cariyeleri vardı. İçlerinde pek güzel dilberler bulunmasına rağmen, siyah bir cariyeye daha fazla alaka ve sevgi gösterirdi. </span></p>
<p class="MsoNormal"><span>Diğerlerinin bunu çekemediğini fark eden padişah, bir gün kendilerine üzeri mücevheratla süsülü birer kristal bardak vermişti. </span></p>
<p class="MsoNormal"><span>Manevi değeri yanında maddi kıymeti de pek yüksek olan bu bardakları ellerinde tutan cariyeler, hayranlıkla bakarlarken padişah:</span></p>
<p class="MsoNormal"><span><br />
</span>
</p>
<p class="MsoNormal"><span>- <strong>Herkes elindeki  bardağı yere vurup kırsın</strong>, demişti. Güzel cariyeler hediyelerini sinelerine bastırarak:</span></p>
<p class="MsoNormal"><span>- <strong>Efendimizin bu kadar değerli bir hediyesini nasıl kırabiliriz!</strong> dediler.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span> Siyah cariye ise padişahın emrini, hiç tereddüt etmeden ve vakit kaybetmeden  yerine getirdi. Bardak yere çarpılmış ve param parça olmuştu. Padişah siyah cariyeye hitaben:</span></p>
<p class="MsoNormal"><span>- <strong>Diğer cariyelerim bu kadar kıymetli bardağı kıramadıkları halde sen neden kırdın?</strong> dedi. Siyah cariyenin verdiği cevap ise çok takdire şayandı:</span></p>
<p class="MsoNormal"><span>- <strong>Bana efendimin kalbi lazım, kadehin ne kıymeti olabilir. Yeterk ki onun kalbi kırılmasın</strong>!</span></p>
<p class="MsoNormal"><span>Hükümdar, bu cevabın içerisinde diğerlerine gereken dersi vermiş  bulunuyordu.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span>Yüzü güze fakat özü çirkin bir kadın, kocasının kalbini kırmaya devam ettikçe, kalbte açtığı yaraya güzellik olamaz.</span></p>
<img src="http://www.kissadanhisse.net/?ak_action=api_record_view&id=485&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/ozlu-sozler/yeterki-kalbi-kirilmasin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Allah Nasıl Misafir Edilir?</title>
		<link>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/kissadan-hisseler/allah-nasil-misafir-edilir/</link>
		<comments>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/kissadan-hisseler/allah-nasil-misafir-edilir/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 01 May 2009 13:45:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emre</dc:creator>
				<category><![CDATA[[K.H.N.]Dini]]></category>
		<category><![CDATA[[K.H.N.]Hisseler]]></category>
		<category><![CDATA[[K.H.N.]Nasihat]]></category>
		<category><![CDATA[[K.H.N.]Sözler]]></category>
		<category><![CDATA[[K.H.N.]Yaşanmış]]></category>
		<category><![CDATA[allahütala]]></category>
		<category><![CDATA[aş]]></category>
		<category><![CDATA[davet]]></category>
		<category><![CDATA[ekmek]]></category>
		<category><![CDATA[hz. musa]]></category>
		<category><![CDATA[ihtiyar]]></category>
		<category><![CDATA[kul]]></category>
		<category><![CDATA[söz]]></category>
		<category><![CDATA[Yâ Rabbî]]></category>
		<category><![CDATA[yemek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kissadanhisse.net/?p=424</guid>
		<description><![CDATA[Musa Aleyhisselâmın ümmeti: - Ya Musa! Rabbimizi yemeğe davet ediyoruz. Buyursun bir gün misafirimiz olsun. Nemiz varsa ikram etmeye hazırız, dediklerinde Musa Aleyhisselâm, onları azarladı. «Nasıl olur, Allah (haşa) yemekten, içmekten ve mekândan münezzehtir» diyerek bir daha böyle bir şeyi akıllarından bile geçirmemelerini tenbihledi. Fakat Musa Kelîmullah Turu Sina&#8217;ya çıkıp, bazı münasaatta bulunmak istediğinde, Allah [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h2>
<p style="text-align: justify;"><small><img class="alignleft size-medium wp-image-425" title="ihtiyar_kari_koca" src="http://www.kissadanhisse.net/wp-content/uploads/2009/04/ihtiyar_kari_koca-230x300.jpg" alt="ihtiyar_kari_koca" width="230" height="300" />Musa Aleyhisselâmın ümmeti:</small></p>
<p style="text-align: justify;"><small>- Ya Musa! Rabbimizi yemeğe davet ediyoruz. Buyursun bir gün misafirimiz olsun. Nemiz varsa ikram etmeye hazırız, dediklerinde Musa Aleyhisselâm, onları azarladı. «Nasıl olur, Allah (haşa) yemekten, içmekten ve mekândan münezzehtir» diyerek bir daha böyle bir şeyi akıllarından bile geçirmemelerini tenbihledi. Fakat Musa Kelîmullah Turu Sina&#8217;ya çıkıp, bazı münasaatta bulunmak istediğinde, Allah tarafından şöyle nida olundu:</small></p>
<p style="text-align: justify;"><small>- «Ya Musa neden kullarımın davetini bana getirip söylemiyorsun?»</small></p>
<p style="text-align: justify;"><small>Musa Aleyhisselâm:<br />
</small></p>
<p style="text-align: justify;"><small>«Ya Rabbi, böyle daveti size gelip söylemekten haya ederim. Nasıl olur, Zatı Ulûhiyetiniz onların söylediklerinden beridir» dedi.</small></p>
<p style="text-align: justify;"><small>Allah (c.c.):<br />
</small></p>
<p style="text-align: justify;"><small>«Söyle kullarıma, onların davetine Cuma akşamı geleceğim» buyurdu.</small></p>
<p style="text-align: justify;"><small>Musa Aleyhisselâm gelip kavmini durumdan haberdar etti, hazırlığa başlandı, koyunlar, sığırlar kesildi. Mümkün olduğu kadar mükellef bir yemek sofrası hazırlandı. Çünkü misafir gelecek olan ne bir vali, ne bir padişah, ne bir başka yaratıktı. Kâinatın yaratıcısı misafir olarak gelecekti. Hazırlıklar tamamlandıktan sonra, akşam üstü uzak yollardan geldiği belli; yorgun argın, üstü-başı birbirine karışmış bir ihtiyar gelip:<br />
</small></p>
<p style="text-align: justify;"><small>«Ya Musa! Uzak yollardan geldim, acım, bana bir miktar yemek verin de karnımı doyurayım» dedi.<br />
</small></p>
<p style="text-align: justify;"><small>Hz. Musa:<br />
</small></p>
<p style="text-align: justify;"><small>- Acele etme, hele şu testiyi al da biraz su getir bakalım. Senin de bir katkın bulunsun. Biraz sonra Allah (c.c.) gelecek, dedi.</small></p>
<p style="text-align: justify;"><small>Tabii adam daha fazla diretmeden çekip gitti. Yatsı vakti oldu, beklenen misafir halâ gelmedi. Sabah oluncaya kadar beklediler, halâ gelen giden yoktu. Neyse ümidi kestiler. Hz. Musa taaccüp içinde idi.</small></p>
<p style="text-align: justify;"><small>İkinci gün Hz. Musa Tur&#8217;a gidip:</small></p>
<p style="text-align: justify;"><small>- Ya Rabbi, mahcup oldum, ümmetim: «Ya Sen bizi kandırdın, ya Allah sözünde durmadı» diyorlar dediğinde, şöyle hitap olundu:</small></p>
<p style="text-align: justify;"><small>- Geldim ya Musa, geldim. Açım dedim, beni suya gönderdin, bir lokma ekmek bile vermedin. Beni ne sen, ne kavmin ağırladı.» Bunun üzerine Hazreti Musa Kelîmullah:</small></p>
<p style="text-align: justify;"><small>- Ya Rabbi bir ihtiyar geldi sadece, o da bir kuldu, Allah değildi. Bu nasıl olur? dediğinde Cenabı Allah:</small></p>
<p style="text-align: justify;"><small>- «İşte ben o kulum ile beraberdim. Onu doyursa idiniz, beni doyurmuş olacaktınız. Çünkü ben ne semalara, ne yerlere sığarım, ben ancak aciz bir kulumun kalbine sığarım. Ben o kulumla beraber gelmiştim. Onu aç olarak geri göndermekle, beni geri göndermiş oldunuz» buyurdu.</small></p>
<p style="text-align: justify;"><small>Demek ki, Allah için yapılan her şey, bizzat Allah&#8217;ın kendisine yapılmış gibi olmakta, Allah o kimseden razı olmaktadır.</small></p>
</h2>
<img src="http://www.kissadanhisse.net/?ak_action=api_record_view&id=424&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/kissadan-hisseler/allah-nasil-misafir-edilir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Allahü Teâlâyı Bilirmisin?</title>
		<link>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/kissadan-hisseler/allahu-tealayi-bilirmisin/</link>
		<comments>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/kissadan-hisseler/allahu-tealayi-bilirmisin/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 01 May 2009 13:26:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emre</dc:creator>
				<category><![CDATA[[K.H.N.]Dini]]></category>
		<category><![CDATA[[K.H.N.]Hisseler]]></category>
		<category><![CDATA[[K.H.N.]Nasihat]]></category>
		<category><![CDATA[[K.H.N.]Sözler]]></category>
		<category><![CDATA[[K.H.N.]Yaşanmış]]></category>
		<category><![CDATA[Abdullah bin Mübarek]]></category>
		<category><![CDATA[allahütala]]></category>
		<category><![CDATA[coban]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[kainat]]></category>
		<category><![CDATA[koyun]]></category>
		<category><![CDATA[kurt]]></category>
		<category><![CDATA[kuş]]></category>
		<category><![CDATA[ot]]></category>
		<category><![CDATA[su]]></category>
		<category><![CDATA[tehlike]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kissadanhisse.net/?p=407</guid>
		<description><![CDATA[Abdullah bin Mübarek, bir gün yolda gidiyordu. Önünde birkaç koyunla bir çoban çocuk gördü. Ona acıdı ve; &#8220;Zavallı, çocuklukta çobanlık yaparsa, büyüdükte Allahü teâlânın ibâdet ve mârifetine nasıl erişir?&#8221; dedi. Sonra kendi kendine; &#8220;Gideyim, ona Allahü teâlâyı tanımakta bir mesele öğreteyim.&#8221; deyip, çocuğun yanına geldi ve: -Evlâdım, Allahü teâlâyı bilir misin? buyurdu. Çocuk: -Kul nasıl [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3 style="text-align: justify;"><strong><img class="alignleft size-medium wp-image-408" title="coban_essek_manzara" src="http://www.kissadanhisse.net/wp-content/uploads/2009/04/coban_essek_manzara-300x201.jpg" alt="coban_essek_manzara" width="300" height="201" /><br />
</strong><span><strong>Abdullah bin Mübarek</strong></span><strong>,</strong><strong> bir gün yolda gidiyordu. Önünde birkaç koyunla bir çoban çocuk gördü. Ona acıdı ve; &#8220;Zavallı, çocuklukta çobanlık yaparsa, büyüdükte Allahü teâlânın ibâdet ve mârifetine nasıl erişir?&#8221; dedi. Sonra kendi kendine; &#8220;Gideyim, ona Allahü teâlâyı tanımakta bir mesele öğreteyim.&#8221; deyip, çocuğun yanına geldi ve: </strong></p>
<p><strong>-Evlâdım, Allahü teâlâyı bilir misin? buyurdu. </strong></p>
<p><strong>Çocuk: </strong></p>
<p><strong>-Kul nasıl sâhibini bilmez?&#8221; dedi. </strong></p>
<p><strong>-Allahü teâlâ&#8217;yı ne ile biliyorsun? </strong></p>
<p><strong>-Bu koyunlarımla.</strong></p>
<p><strong>-Bu koyunlarla, O&#8217;nu nasıl bilirsin?</strong></p>
<p><strong>-Bu birkaç koyun çobansız işe yaramaz. Bunlara su ve ot verecek, kurttan ve diğer tehlikelerden koruyucu birisi lâzımdır. Bundan anladım ki, kâinat, insanlar, cinler, hayvanlar ve canavarlar ve bu kanatlı kuşlar bir koruyucuya muhtaçtır. Bu binlerce çeşit mahlûkatı korumaya kâdir olan, Allahü teâlâdan başkası değildir. İşte bu koyunlarla Allahü teâlâyı, böylece bildim</strong></p>
<p><strong>-Allahü teâlâyı nasıl bilirsin?</strong></p>
<p><strong>-Hiç bir şeye benzetmeden bilirim.</strong></p>
<p><strong>-Böyle olduğunu nasıl bildin?</strong></p>
<p><strong>-Yine bu koyunlardan. </strong></p>
<p><strong>-Nasıl?</strong></p>
<p><strong>-Ben çobanım. Onların koruyucusuyum. Onlar benim korumam ve tasarrufumdadırlar. Onlara dikkatle bakıyorum. Ne onlar bana benzerler, ne de ben onlara benzerim. Buradan, bir çoban koyunlarına benzemezse, Allahü teâlânın elbette kullarına benzemiyeceğini anladım. Abdullah bin Mübârek: </strong></p>
<p><strong>-İyi söyledin. İlimden bir şey öğrendin mi? buyurdu. </strong></p>
<p><strong>Çocuk: </strong></p>
<p><strong>-Ben bu sahrâlarda, nasıl ilim tahsîl edebilirim, dedi. </strong></p>
<p><strong>-Peki başka ne öğrenmişsin? </strong></p>
<p><strong>-Üç ilim öğrendim. Gönül ilmi, dil ilmi ve beden ilmi. </strong></p>
<p><strong>-Bunlar nelerdir, ben bunları bilmiyorum. </strong></p>
<p><strong>-Gönül ilmi şudur ki, bana kalb verdi ve kendi mârifet ve muhabbeti yeri eyledi ki, bu kalb ile O&#8217;nu bileyim. O&#8217;nun sevdiklerine gönülde yer vereyim, sevmediklerine yer vermiyeyim ve böylelerinden uzak olayım. Dil ilmi şudur ki, bana dil verdi ve dili zikretmek, O&#8217;nun ismini söylemek yeri eyledi. Bununla O&#8217;nu hatırlatanları dile getirmeği, O&#8217;ndan bahsetmiyen sözden onu korumayı, böyle sözden uzak olmayı îmâ etti. Beden ilmi şudur ki, bana beden vermiştir ve onu kendine hizmet yeri eylemiştir. Böylece O&#8217;na hizmet olan her şeyi yaparım, hizmet olmayan şeyi ise bedenimden uzaklaştırırım. </strong></p>
<p><strong>Abdullah bin Mübârek, bunun üzerine: </strong></p>
<p><strong>-Ey çocuğum! Evvelki ve sonraki ilimler, senin bana bu öğrettiklerindir! dedikten sonra: Ey oğul, bana nasîhat ver, buyurdu. </strong></p>
<p><strong>-Ey efendi! Âlim olduğun yüzünden belli oluyor. Eğer ilmi Allah rızâsı için öğrendiysen, insanlardan istemeyi, beklemeyi kes. Yok, dünyâ için öğrenmişsen, Cennet&#8217;e kavuşamazsın, dedi.</strong></h3>
<img src="http://www.kissadanhisse.net/?ak_action=api_record_view&id=407&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/kissadan-hisseler/allahu-tealayi-bilirmisin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Niçin Ağızları Kapalı&#8230;</title>
		<link>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/kissadan-hisseler/nicin-agizlari-kapali/</link>
		<comments>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/kissadan-hisseler/nicin-agizlari-kapali/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 01 May 2009 13:26:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emre</dc:creator>
				<category><![CDATA[[K.H.N.]Hisseler]]></category>
		<category><![CDATA[[K.H.N.]Nasihat]]></category>
		<category><![CDATA[[K.H.N.]Sözler]]></category>
		<category><![CDATA[[K.H.N.]Yaşanmış]]></category>
		<category><![CDATA[ambar]]></category>
		<category><![CDATA[hz]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kalp gözü]]></category>
		<category><![CDATA[kapak]]></category>
		<category><![CDATA[nasp]]></category>
		<category><![CDATA[Şeyh Necmüddin Ali]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kissadanhisse.net/?p=404</guid>
		<description><![CDATA[Şeyh Necmüddin Ali (k.s.) hazretleri anlatıyor: Zaman zaman ziyaretime gelen bir kadın vardı. Basîreti (kalp gözü) açık bir hâtundu. Yine bir gün ziyâretime gelmişti. O sıralar elim biraz dardı ve o da bu hâlimi biliyordu. Evimde bir-iki göz ambar vardı. Eğer Allah Teâlâ, hubûbattan arpa-buğday gibi bir şey verirse o ambarlara koyardım. Şimdi ise onlar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-475" title="2" src="http://www.kissadanhisse.net/wp-content/uploads/2009/05/2-150x150.jpg" alt="2" width="150" height="150" />Şeyh Necmüddin Ali (k.s.) hazretleri anlatıyor:</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span>Zaman zaman ziyaretime gelen bir kadın vardı. Basîreti (kalp gözü) açık bir hâtundu. Yine bir gün ziyâretime gelmişti. O sıralar elim biraz dardı ve o da bu hâlimi biliyordu. Evimde bir-iki göz ambar vardı. Eğer Allah Teâlâ, hubûbattan arpa-buğday gibi bir şey verirse o ambarlara koyardım. Şimdi ise onlar boştu. Kullanılacakları zamana kadar temizce dursunlar diye ağızlarını kapatmıştım. O kadın içlerinde bir şey var zannetti ve bana dedi ki:</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span>- Mâdem ki elin dar, niçin şu ambarların içindekilerden azık edinmiyorsun?</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span>-Boş onlar, dedim.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span>- O halde, dedi, niçin ağızlarını kapalı tutuyorsun?</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span>-Temiz dursun diye&#8230;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span>Kalktı, onların kapaklarını açtı ve şöyle dedi:</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span>- Bunlar, ağızları kapalı oldukları için boştur. Eğer ağızları açılsa, onlar da aç ve açık olan ağız gibi olurlar. Hak Teâlâ aç ve açık olan ağızın rızkını gönderir. İhtiyaç vakti gelince, her şeyin rızkını yine kendisine münâsip bir şeyden eriştirir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span>O kadın bu işi yapınca, çok geçmeden Allah (c.c.) o ambarlara o kadar buğday gönderdi ki, bölmelerin hepsi doldu taştı.</span></p>
</h3>
<img src="http://www.kissadanhisse.net/?ak_action=api_record_view&id=404&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/kissadan-hisseler/nicin-agizlari-kapali/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Oğul;</title>
		<link>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/nasihatler/ogul/</link>
		<comments>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/nasihatler/ogul/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 30 Apr 2009 22:25:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>YasakLi</dc:creator>
				<category><![CDATA[[K.H.N.]Karışık]]></category>
		<category><![CDATA[[K.H.N.]Nasihat]]></category>
		<category><![CDATA[[K.H.N.]Sözler]]></category>
		<category><![CDATA[[K.H.N.]Yaşanmış]]></category>
		<category><![CDATA[açık sözlü]]></category>
		<category><![CDATA[akıl]]></category>
		<category><![CDATA[akşam ezanı]]></category>
		<category><![CDATA[ata]]></category>
		<category><![CDATA[avun]]></category>
		<category><![CDATA[bereket]]></category>
		<category><![CDATA[bilinmeyen]]></category>
		<category><![CDATA[büyük]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[gizem]]></category>
		<category><![CDATA[gördün]]></category>
		<category><![CDATA[güç]]></category>
		<category><![CDATA[inanc]]></category>
		<category><![CDATA[irade]]></category>
		<category><![CDATA[kelam]]></category>
		<category><![CDATA[kuvvet]]></category>
		<category><![CDATA[mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[NEFİS]]></category>
		<category><![CDATA[nefs]]></category>
		<category><![CDATA[öfke]]></category>
		<category><![CDATA[Osman Bey]]></category>
		<category><![CDATA[sabah rüzgarı]]></category>
		<category><![CDATA[sabır]]></category>
		<category><![CDATA[şafak vakti]]></category>
		<category><![CDATA[Şeyh Edebali]]></category>
		<category><![CDATA[söyleme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kissadanhisse.net/?p=444</guid>
		<description><![CDATA[Oğul; İnsanlar vardır, şafak vaktinde doğar, akşam ezanında ölürler. Avun oğlum avun. Güçlüsün, kuvvetlisin, akıllısın, kelâmlısın Ama; Bunları nerede, nasıl kullanacağını bilmezsen Sabah rüzgârında savrulur gidersin. Öfken ve nefsin bir olup aklını yener, Daima sabırlı ve iradene sahip olasın Dünya senin gözlerinin gördüğü gibi büyük değildir. Bütün fethedilmemiş gizemler, bilinmeyenler, görülmeyenler, Ancak; senin fazilet ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3>Oğul;<br />
İnsanlar vardır, şafak vaktinde doğar, akşam ezanında ölürler.</p>
<p>Avun oğlum avun.<br />
Güçlüsün, kuvvetlisin, akıllısın, kelâmlısın<br />
Ama;<br />
Bunları nerede, nasıl kullanacağını bilmezsen Sabah rüzgârında savrulur gidersin.<br />
Öfken ve nefsin bir olup aklını yener,<br />
Daima sabırlı ve iradene sahip olasın</p>
<p>Dünya senin gözlerinin gördüğü gibi büyük değildir.<br />
Bütün fethedilmemiş gizemler, bilinmeyenler, görülmeyenler,<br />
Ancak; senin fazilet ve erdemlerinle gün ışığına çıkacaktır.<br />
Ananı, atanı say, bereket büyüklerle beraberdir.<br />
Bu dünya, inancını kaybedersen yeşilken çorak olur,çöllere dönersin.</p>
<p>Açık sözlü ol, her sözü üstüne alma, gördün söyleme, bildin bilme.</p>
<p>Sevdiğin yere sık gidip gelme, kalkar muhabbetin itibar olmaz.</p>
<p>Üç kişiye acı:<br />
Cahiller arasındaki âlime<br />
Zenginken fakır düşene,<br />
Hatırlı iken itibarını kaybedene.</p>
<p>Unutma ki yüksekte yer tutanlar, aşağıdakiler kadar emniyette değildir.</p>
<p>Haklı olduğunda mücadeleden korkma.</p>
<p>Bilesin ki atın iyisine doru, yiğidin iyisine deli derler&#8230;</p>
<p><span style="color: #ff0000;">Şeyh Edebali&#8217;nin Osman Bey&#8217;e Öğütü </span></h3>
<img src="http://www.kissadanhisse.net/?ak_action=api_record_view&id=444&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/nasihatler/ogul/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ÇAKIL TAŞLARI</title>
		<link>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/kissadan-hisseler/cakil-taslari/</link>
		<comments>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/kissadan-hisseler/cakil-taslari/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 30 Apr 2009 17:14:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emre</dc:creator>
				<category><![CDATA[[K.H.N.]Dini]]></category>
		<category><![CDATA[[K.H.N.]Hisseler]]></category>
		<category><![CDATA[[K.H.N.]Mecazi]]></category>
		<category><![CDATA[[K.H.N.]Nasihat]]></category>
		<category><![CDATA[[K.H.N.]Sözler]]></category>
		<category><![CDATA[begenmişlik]]></category>
		<category><![CDATA[çakıl taşları]]></category>
		<category><![CDATA[küçümseme]]></category>
		<category><![CDATA[nasihat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kissadanhisse.net/?p=73</guid>
		<description><![CDATA[Göz alabildiğine uzanan bir sahilde, irili ufaklı sayısız çakıl taşı varmış.  Denizin durgun ve havanın kapalı olduğu zamanlarda, bu taşlardan hiç bir ses duyulmazmış. Sadece martıların çığlıkları ve aradabir uzaktan geçen yolcu gemilerinin sesi yankılanırmış böyle günlerde.  Ama deniz coşup da dalgalar kaplayınca sahilleri, neşeleri gelirmiş çakılların. Hepsi ıslanıp iliklerine kadar titremelerine rağmen, şikayet etmezlermiş [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3><img class="size-thumbnail wp-image-86 alignleft" title="cakil_taslari1" src="http://www.kissadanhisse.net/wp-content/uploads/2009/04/cakil_taslari1-150x150.jpg" alt="cakil_taslari1" width="150" height="150" />Göz alabildiğine uzanan bir sahilde, irili ufaklı sayısız çakıl taşı varmış. </p>
<p style="text-align: justify;">Denizin durgun ve havanın kapalı olduğu zamanlarda, bu taşlardan hiç bir ses duyulmazmış.</p>
<p style="text-align: justify;">Sadece martıların çığlıkları ve aradabir uzaktan geçen yolcu gemilerinin sesi yankılanırmış böyle günlerde. </p>
<p style="text-align: justify;">Ama deniz coşup da dalgalar kaplayınca sahilleri, neşeleri gelirmiş çakılların.</p>
<p style="text-align: justify;">Hepsi ıslanıp iliklerine kadar titremelerine rağmen, şikayet etmezlermiş durumlarından.</p>
<p style="text-align: justify;">Çünkü denizin dalgalarıyla yıkandıklarında soluk yüzlerine renk gelir ve hava bir de açıksa,</p>
<p style="text-align: justify;">o geçici renkler güneş ışığından ötürü parlamaya başlarmış.</p>
<p style="text-align: justify;">İşte bu zamanlarda, çenesi düşermiş çakılların.</p>
<p style="text-align: justify;">- Biz gerçekten güzeliz, diye kasılırlarmış.. Hem renkliyiz, hem parlak.</p>
<p style="text-align: justify;">Sadece bu kadarla da yetinmezmiş çakıllar.</p>
<p style="text-align: justify;">Diğerleriyle kıyaslarlarmış kendilerini, bazen kavga ederek, “sen küçüksün ben büyük”, “sen soluksun ben parlak” gibi laflarla.</p>
<p style="text-align: justify;">Kavganın en cav cavlı anında, bir ses duyarlarmış çoğu zaman.</p>
<p style="text-align: justify;">Derinlerden gelen o ses:</p>
<p style="text-align: justify;">- Güzelliğinizle asla övünmeyin, dermiş onlara.</p>
<p style="text-align: justify;">Hele hele o güzelliği başka yerden almışsanız.</p>
<p style="text-align: justify;">Çakıllar, pek aldırış etmezlermiş bu sese, yine renklerinden bahseder ve sataşırlarmış birbirlerine.</p>
<p style="text-align: justify;">Ama o ses tekrar duyulur ve:</p>
<p style="text-align: justify;">- Renkli olmak hüner değildir, dermiş.</p>
<p style="text-align: justify;">O parlaklık ruhunuzdaysa eğer, renksiz olmak zarar vermez sizlere.</p>
<p style="text-align: justify;">Çakıllar, kendilerine o güzelliği veren şeyi ve derinden derine gelen o sesi merak etmedikleri için, gülüp geçerlermiş söylenenlere…</p>
<p style="text-align: justify;">Çakılların güzellikleriyle övündükleri bir gün, devlere benzeyen makineler girmiş o sahillere.</p>
<p style="text-align: justify;">Çelik tekerlekleriyle ezdikleri taşları bin parçaya bölerek.</p>
<p style="text-align: justify;">Birbirinden gururlu taşlar, o devlerin pençeleriyle savrulup atılmışlar bir yana.</p>
<p style="text-align: justify;">Dağ gibi yığılan çakıllardan bazıları, bu sefer “biz üsteyiz, siz altta” diyerek dalga geçmişler ezilenlerle.</p>
<p style="text-align: justify;">Kısa bir zamanda, sahilin altı üstüne getirilmiş adeta.</p>
<p style="text-align: justify;">Çakıllar, neler olup bittiğini anlamaya çalışırken, adamlardan sevinç çığlıkları yükselmeye başlamış:</p>
<p style="text-align: justify;">- Bulduuuk! diye bağırıyorlarmış hep bir ağızdan. Bir sahil dolusu çakıla bedel olan o taşı bulduk.</p>
<p style="text-align: justify;">Çakıllar, neyin bulunduğunu merak ederek adamlara baktıklarında, onların ellerinde renksiz bir taş görerek hayrete düşmüşler.</p>
<p style="text-align: justify;">Hepsi dudak bükerek alay etmek üzereyken, o renksiz taş güneş gibi parıldayarak selamlamış kendilerini, güneş çoktan batmış olmasına rağmen.</p>
<p style="text-align: justify;">Parlak taş, bir kenara atılan çakılların şaşkınlığını fark edince:</p>
<p style="text-align: justify;">- Yıllar boyu sizinle konuşan bendim, diye gülümsemiş..</p>
<p style="text-align: justify;">Sizlerden çok daha aşağılarda ve toprak altındaydım.</p>
<p style="text-align: justify;">Ama içimdeki ışığı hiç bir zaman kaybetmedim.</p>
<p style="text-align: justify;">Ve o ışığı kimden aldığımı bildiğim için de asla gururlanmadım.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu yüzden de sultanlara taç olup başlarda, yüzük olup eller üstünde taşındım asırlardır.</p>
<p style="text-align: justify;">Çakıllardan hiç bir cevap gelmemiş.</p>
<p style="text-align: justify;">Adamlar ise, gece olmasına rağmen makinelerini başka bir sahile yönlendirmişler.</p>
<p style="text-align: justify;">Ay ışığından aldıkları parlaklıkla öğünen yassı çakılların bulunduğu karşı sahile..!!</p>
</h3>
<img src="http://www.kissadanhisse.net/?ak_action=api_record_view&id=73&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/kissadan-hisseler/cakil-taslari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İnsan sevdiğine götürdüğünün hesabını yapar mı hiç..?</title>
		<link>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/kissadan-hisseler/insan-sevdigine-goturdugunun-hesabini-yapar-mi-hic/</link>
		<comments>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/kissadan-hisseler/insan-sevdigine-goturdugunun-hesabini-yapar-mi-hic/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 29 Apr 2009 18:39:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emre</dc:creator>
				<category><![CDATA[[K.H.N.]Hisseler]]></category>
		<category><![CDATA[[K.H.N.]Sözler]]></category>
		<category><![CDATA[derviş]]></category>
		<category><![CDATA[elma]]></category>
		<category><![CDATA[sevgi]]></category>
		<category><![CDATA[tesbih]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kissadanhisse.net/?p=100</guid>
		<description><![CDATA[Dervişin biri kırda, seri ve heyecanlı bir şekilde yürüyen bir köylü kızı ile karsılaşıyor ve“Kızım, dur bakalım biraz nefeslen” diyor.Derviş kıza bakıyor ve eteğinde bir şeyler taşıdığını görünce soruyor: - Eteğindekiler nedir? &#8211; Elma - Kime götürüyorsun? &#8211; Şu karşı tarlada çalışan sevdiğime götürüyorum. - Peki kaç elma var eteğinde? &#8211; Derviş amca, o nasıl [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><img class="alignleft size-medium wp-image-103" title="tesbih" src="http://www.kissadanhisse.net/wp-content/uploads/2009/04/tesbih-300x300.jpg" alt="tesbih" width="300" height="300" /><br />
</span></span></p>
<h3><span><span> Dervişin biri kırda, seri ve heyecanlı bir şekilde yürüyen bir köylü kızı ile karsılaşıyor ve</span><span>“Kızım, dur bakalım biraz nefeslen”</span></span><span><span> diyor.Derviş kıza bakıyor ve eteğinde bir şeyler taşıdığını görünce soruyor:</span></span></h3>
<h3><span><span> </span></span></h3>
<h3><span><span> -</span><span> Eteğindekiler nedir?</span></span></h3>
<h3><span> <span> </span></span></h3>
<h3><span><span> &#8211; Elma</span></span></h3>
<h3><span><span> </span></span></h3>
<h3><span><span> -</span></span><span> Kime götürüyorsun?</span></h3>
<h3><span> <span> </span></span></h3>
<h3><span><span> &#8211; Şu karşı tarlada çalışan sevdiğime götürüyorum.</span></span></h3>
<h3><span><span> </span></span></h3>
<h3><span><span> -</span></span><span> Peki kaç elma var eteğinde?</span></h3>
<h3><span> <span> </span></span></h3>
<h3><span><span> &#8211; Derviş amca, o nasıl söz, insan sevdiğine götürdüğünün hesabını yapar mı hiç?</span></span></h3>
<h3><span><span> </span></span></h3>
<h3><span><span> Bu cevabı duyan derviş donup kalıyor ve </span></span><span>elindeki tesbihi kırıyor…!</span></h3>
<img src="http://www.kissadanhisse.net/?ak_action=api_record_view&id=100&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/kissadan-hisseler/insan-sevdigine-goturdugunun-hesabini-yapar-mi-hic/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Düşünen sahip olduğu nimetin farkına varır&#8230;</title>
		<link>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/kissadan-hisseler/dusunen-sahip-oldugu-nimetin-farkina-varir/</link>
		<comments>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/kissadan-hisseler/dusunen-sahip-oldugu-nimetin-farkina-varir/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 29 Apr 2009 14:01:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emre</dc:creator>
				<category><![CDATA[[K.H.N.]Dini]]></category>
		<category><![CDATA[[K.H.N.]Hisseler]]></category>
		<category><![CDATA[[K.H.N.]Nasihat]]></category>
		<category><![CDATA[[K.H.N.]Sözler]]></category>
		<category><![CDATA[[K.H.N.]Yaşanmış]]></category>
		<category><![CDATA[baras hastalıgı]]></category>
		<category><![CDATA[diri]]></category>
		<category><![CDATA[düş]]></category>
		<category><![CDATA[düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[h. isa]]></category>
		<category><![CDATA[halk]]></category>
		<category><![CDATA[isa]]></category>
		<category><![CDATA[kafa]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[kalp gözü]]></category>
		<category><![CDATA[kötürüm]]></category>
		<category><![CDATA[nebim]]></category>
		<category><![CDATA[ölü]]></category>
		<category><![CDATA[rabbim]]></category>
		<category><![CDATA[tefekkür]]></category>
		<category><![CDATA[zengin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kissadanhisse.net/?p=185</guid>
		<description><![CDATA[İsa aleyhisselam bir ağacın altında dua eden birini gördü. Dikkatlice baktığında adamın ayakları yürümeyen bir kötürüm olduğunu anladı. İki gözü de görmüyordu. Vücudunda ise baras hastalığı olduğu anlaşılıyordu. Ama adam bütün bunlara rağmen ellerini kaldırmış mutluluktan uçacakmış gibi dua ediyordu:    – Ey nice zenginlere vermediği nimeti bana ikram eden Rabbim! Sana ağaçların yaprakları sayısınca şükürler [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"><strong><img class="alignleft size-medium wp-image-184" title="adinakurbaneyrasul_duaey7" src="http://www.kissadanhisse.net/wp-content/uploads/2009/04/adinakurbaneyrasul_duaey7-230x300.jpg" alt="adinakurbaneyrasul_duaey7" width="230" height="300" />İsa aleyhisselam bir ağacın altında dua eden birini gördü. Dikkatlice baktığında adamın ayakları yürümeyen bir kötürüm olduğunu anladı. İki gözü de görmüyordu. Vücudunda ise baras hastalığı olduğu anlaşılıyordu. Ama adam bütün bunlara rağmen ellerini kaldırmış mutluluktan uçacakmış gibi dua ediyordu:</strong></span>   </p>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"><strong>– Ey nice zenginlere vermediği nimeti bana ikram eden Rabbim! Sana ağaçların yaprakları sayısınca şükürler olsun!.. Hazret-i İsa kötürüm adama yaklaştı:</strong></span></p>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"><strong>– Ayağın yürümüyor, gözün görmüyor. Bedenin de sıhhatli görünmüyor? Buna rağmen çoğu zenginlere verilmeyen nimetlerin sana verildiğini düşünmekte, bunun için de büyük bir mutlulukla şükretmektesin. Hangi nimettir nice zenginlere verilmediği halde sana verilen?</strong></span></p>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"><strong>Kapalı gözleriyle sesin geldiği yana yönelen kötürüm adam dedi ki:</strong></span></p>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"><strong>– Efendi! Allah bana öyle bir kalp vermiş ki, o kalple Onu tanıyorum. Öyle de bir dil vermiş ki, o dille de ona şükrediyorum. Halbuki, dünyanın serveti elinde olan nice zenginler var ki, kalbinde Onu tanıma sevinci, dilinde de Ona şükretme mutluluğu yoktur. Ama gel gör ki, ayakları topal, gözleri kör, bedeninde hastalıklar bulunan bu kötürüm adama Rabbim, bu sevgiyi ihsan eylemiş, bu nimetin farkına varma tefekkürünü nasip eylemiş. İşte bunu düşününce kendimi tutamıyor da:</strong></span></p>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"><strong>– Nice zenginlere vermediği nimeti bana veren Rabbim! Sana ağaçların yaprakları sayısınca şükürler olsun! Diye teşekkürden kendimi alamıyorum.</strong></span></p>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"><strong>Kafa gözü kapalı da olsa kalp gözü açık olan bu adama yaklaşan İsa aleyhisselam:</strong></span></p>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"><strong>– Ver şu elini öyle ise! diyerek elinden tutar, eğilerek görmeyen gözlerinden öper.</strong></span></p>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"><strong>Peygamberin dudaklarının değdiği gözler anında açılır. Karşısındakinin İsa aleyhisselam olduğunu görünce heyecanlanan adam:</strong></span></p>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"><strong>– Sen şu ölüleri dirilten, hastalara şifalar bahşeden mucizelerin sahibi Peygamber değil misin? der. İsa Peygamber:</strong></span></p>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"><strong>– Belli olmuyor mu? deyince:</strong></span></p>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"><strong>– Gözlerimden belli oluyor da ayaklarımdan henüz belli değil, der. Tebessüm eden Hz. İsa:</strong></span></p>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"><strong>– Sen hele bir ayağa kalkmayı dene! Deyince, silkinen kötürüm adam dimdik ayağa kalkar.</strong></span></p>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"><strong>Ayakları üzerine dikilebildiğini anlayınca söylediği ilk sözü şu olur:</strong></span></p>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"><strong>– Ey Allahın Nebisi, sendeki bu mucizeler de O’ndan değil mi? Öyle ise izin ver de geç kalmayayım, O’na şükredeyim, diyerek hemen yere iner, başını secdeye koyar ve der ki:</strong></span></p>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"><strong>– Rabbim! Seni tanıyan bir kalple, şükreden bir dil nimetinin şükrünü yapmaktan acizken, şimdi gören bir çift gözle, yürüyen iki de ayak da lütfettin. Artık bilemiyorum nasıl şükretmem gerekiyor bu eşsiz nimetler karşısında?</strong></span></p>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"><strong>Bu sırada çevreden toplanan halk, gösterdiği bu mucizelerden dolayı İsa aleyhisselamın elini öpmek isterler. Ama Allahın Nebisi işaret eder:</strong></span></p>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"><strong>– Benim değil secdedeki şu kötürüm adamın elini öpün!..</strong></span></p>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"><strong>Derler ki:</strong></span></p>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"><strong>– Onu secdeye indiren nimetlere biz baştan beri sahibiz. Ama hiç birimiz onun duyduğu gibi bir mutluluk duymadık.</strong></span></p>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"><strong>– Öyle ise, der, tefekkür edin, siz de düşünün.</strong></span></p>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"><strong>Sözünü şöyle bağlar Allahın Nebi’si:</strong></span></p>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"><strong>– Düşünen sahip olduğu nimetin farkına varır. Düşünmeyen ise kendisini mahrumiyette sanır..</strong></span></h2>
<img src="http://www.kissadanhisse.net/?ak_action=api_record_view&id=185&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/kissadan-hisseler/dusunen-sahip-oldugu-nimetin-farkina-varir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
