<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kıssadan Hisse NET &#124; Vecizelerden Bir Buket!... &#187; [K.H.N.]Mecazi</title>
	<atom:link href="http://www.kissadanhisse.net/category/kategoriler/mecazi-hikayeler/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.kissadanhisse.net</link>
	<description>&#124; Vecizelerden Bir Buket!... &#124; hisse net, hisse.net, kıssadan hisse, hissenet, kıssadan hisseler, hisse net hisseler, hısse net, Kıssadan Hisse, Kısadan Hisse, Kıssa, Hisse, Kısa Hisse, Kıssadan, Hisseler, Vecize, Hikaye, Ders, Menkıbe, Menkîbe,</description>
	<lastBuildDate>Sat, 24 Jul 2010 07:04:51 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.1</generator>
	
<!-- Start Of Script Generated By WP-PostViews Plus -->
<script type='text/javascript' src='http://www.kissadanhisse.net/wp-includes/js/jquery/jquery.js?ver=1.4.2'></script>
<script type="text/javascript">
/* <![CDATA[ */
/* ]]> */
</script>
<!-- End Of Script Generated By WP-PostViews Plus -->
	<item>
		<title>FARENİN DERS VEREN ÖYKÜSÜ!&#8230;</title>
		<link>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/mecazi-hikayeler/farenin-ders-veren-oykusu/</link>
		<comments>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/mecazi-hikayeler/farenin-ders-veren-oykusu/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 26 Jul 2009 11:41:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>YasakLi</dc:creator>
				<category><![CDATA[[K.H.N.]Mecazi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kissadanhisse.net/?p=1035</guid>
		<description><![CDATA[Evin minik faresi, duvardaki çatlaktan bakarken çiftçi ve eşinin mutfakta bir paketi açtıklarını gördü. Kendi kendine: İçinde hangi yiyecek var acaba?&#8221; diye düşündü. Bir süre sonra gördüğü paketin bir fare kapanı olduğunu anladığında yıkılmıştı. &#8220;Evde bir fare kapanı var! Evde bir fare kapanı var!&#8221; diye bağırarak telaşla bahçeye fırladı. Minik fareyi telaş içinde gören tavuk, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h4>Evin minik faresi, duvardaki çatlaktan bakarken çiftçi ve eşinin mutfakta bir paketi açtıklarını gördü.<br />
Kendi kendine: İçinde hangi yiyecek var acaba?&#8221; diye düşündü. Bir süre sonra gördüğü paketin bir fare kapanı olduğunu anladığında yıkılmıştı.<br />
&#8220;Evde bir fare kapanı var! Evde bir fare kapanı var!&#8221; diye bağırarak telaşla bahçeye fırladı.<br />
Minik fareyi telaş içinde gören tavuk, umursamaz ve bilgiç bir tavırla başını kaldırdı ve gıdakladı: &#8220;Zavallı farecik&#8230; Bu senin sorunun benim değil. Bana bir zararı olamaz küçücük kapanın&#8221; dedi.<br />
Tavuktan destek bulamayan farecik bu sefer telaşla domuzun yanına koştu ve&#8221; Evde bir fare kapanı var! Evde bir fare kapanı var!&#8221; diye adeta çırpındı. Domuz anlayışla karşıladı ama&#8221; Çok üzgünüm fare kardeş ama dua etmekten başka yapacağım bir şey yok. Dualarımda olacağından emin ol&#8221; dedi. Minik fare çaresizlik içinde ineğe döndü ve , &#8220;Evde bir fare kapanı var, evde bir fare kapanı var!&#8221; dedi. İnek; Bak fare kardeş, senin için üzgünüm ama beni ilgilendirmiyor.&#8221; dedi.<br />
Sonunda farecik, başı önde umutsuz şekilde eve döndü. Çiftçinin fare tuzağı ile bir gün tek başına karşılaşmak zorunda olduğunu anladı.<br />
O gece evin içinde sanki ölüm sessizliği vardı. Minik farecik aç ve susuzdu. Tam yorgunluktan gözleri kapanacaktı ki birden bir ses duyuldu. Gecenin sessizliğini bölen gürültü, fare kapanından geliyordu.<br />
Çiftçinin karısı, ne yakalandığını görmek için yatağından fırladı ve mutfağa koştu. Karanlıkta kapana, zehirli bir yılanın kuyruğunun kısıldığını fark edememişti.<br />
Kuyruğu kapana kısılan yılanın canı yanıyordu ve aniden çiftçinin karısını ısırdı. Çiftçi, karısını apar topar doktora götürdü. Doktor, zehri temizledi sardı. Çiftçi karısını eve getirdi, yatırdı. Karısının ateşi yükseldi ve bir türlü düşmüyordu. Kadıncağız ateş ve ter içinde kıvranıp duruyordu.<br />
Böyle durumlarda taze tavuk suyunun gerekli olduğunu herkes bilir, çiftçi de bıçağını alıp bahçeye koştu. Karısı taze tavuk suyu çorbasını içti, biraz kendine geldi. Karısının hastalığını duyan komşular ziyarete geldiler. Onlara ikram etmek için çiftçi domuzunu kesti. Çiftçinin karısı gittikçe kötüye gidiyordu. Yılan, belli ki çok zehirliydi. Birkaç gün sonra çiftçinin karısı iyileşemedi ve öldü.<br />
Cenazesine çok sayıda kişi gelince hepsine yeterli et sağlamak için çiftçi ineği mezbahaya yolladı.<br />
Fare tüm bu olanları büyük üzüntü ile duvardaki deliğinden izledi.</h4>
<h4>Birisi, sizi ilgilendirmediğini düşündüğünüz bir tehlike ile karşı karşıya ise tehlike bir gün hepimiz içindir unutmayalım!&#8230;</h4>
<img src="http://www.kissadanhisse.net/?ak_action=api_record_view&id=1035&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/mecazi-hikayeler/farenin-ders-veren-oykusu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kırık Testi</title>
		<link>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/mecazi-hikayeler/kirik-testi/</link>
		<comments>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/mecazi-hikayeler/kirik-testi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 11 May 2009 12:07:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emre</dc:creator>
				<category><![CDATA[[K.H.N.]Mecazi]]></category>
		<category><![CDATA[adam]]></category>
		<category><![CDATA[catlak]]></category>
		<category><![CDATA[cicek]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[grur]]></category>
		<category><![CDATA[kusursuz]]></category>
		<category><![CDATA[mükemmel]]></category>
		<category><![CDATA[omuz]]></category>
		<category><![CDATA[sene]]></category>
		<category><![CDATA[su]]></category>
		<category><![CDATA[testi]]></category>
		<category><![CDATA[utanmak]]></category>
		<category><![CDATA[zavallı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kissadanhisse.net/?p=796</guid>
		<description><![CDATA[Çin´de bir adam, her gün omuzuna aldığı kalın sopanın iki ucuna astığı testilerle dereden su taşırmış evine.. Bu testilerden birinin yan kısmında çatlak varmış&#8230; Diğeri ise hiç kusursuz ve çatlaksızmış; Her seferinde bu kusursuz testi adamın doldurduğu suyun tümünü taşır, ulaştırırmış eve.. Ama her zaman boynunda taşıdığı testilerden çatlak olanı eve yarım; diğeri dolu olarak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-889" title="elifzu0" src="http://www.kissadanhisse.net/wp-content/uploads/elifzu0-150x150.jpg" alt="elifzu0" width="150" height="150" />Çin´de bir adam, her gün omuzuna aldığı kalın sopanın iki ucuna astığı testilerle dereden su taşırmış evine..</h3>
<p><strong>Bu testilerden birinin yan kısmında çatlak varmış&#8230; </strong></p>
<p><strong>Diğeri ise hiç kusursuz ve çatlaksızmış; </strong></p>
<p><strong>Her seferinde bu kusursuz testi adamın doldurduğu suyun tümünü taşır, ulaştırırmış eve.. </strong></p>
<p><strong>Ama her zaman boynunda taşıdığı testilerden çatlak olanı eve yarım; diğeri dolu olarak varırmış iki sene her gün bu şekilde geçmiş. </strong></p>
<p><strong>Adam her iki testiyi suyla doldururmuş ama evine vardığında sadece 1,5 testi su kalırmış&#8230; </strong></p>
<p><strong>Tabi ki kusursuz, çatlaksız testi vazifesini mükemmel yaptığı için çok gururlanıyormuş. </strong></p>
<p><strong>Fakat zavallı çatlak olan kusurlu testi, çok utanıyormuş. Doldurulan suyun sadece yarısını eve ulaştırabildiği için de çok üzülüyormuş.</strong></p>
<p><strong><br />
</strong></p>
<p><strong>İki yılın sonunda bir gün,görevini yapamadığını düşünen çatlak testi, ırmak kenarında adama şöyle demiş: </strong></p>
<p><strong>&#8220;Kendimden utanıyorum. Şu yanımdaki çatlak nedeniyle, sular eve gidene kadar akıp gidiyor..&#8221;</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Adam gülümseyerek dönmüş testiye; &#8220;Göremedin mi? Yolun senin tarafında olan kısmı çiçeklerle dolu. Fakat kusursuz testinin tarafında hiç yok. Çünkü ben başından beri senin kusurunu, çatlaklığını biliyordum.. Senin tarafına çiçek tohumları ektim.. Ve hergün o yolda ben su taşırken,sen onları suladın.. 2 senedir o güzel çiçekleri toplayıp,masamı süslüyorum. Sen kusursuz olsaydın, o çatlağın olmasaydı evime böyle güzellik ve zarafet veremeyecektim&#8221; diye cevap vermiş. </strong></p>
<img src="http://www.kissadanhisse.net/?ak_action=api_record_view&id=796&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/mecazi-hikayeler/kirik-testi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yılandan kamçı</title>
		<link>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/mecazi-hikayeler/yilandan-kamci/</link>
		<comments>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/mecazi-hikayeler/yilandan-kamci/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 08 May 2009 05:18:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emre</dc:creator>
				<category><![CDATA[[K.H.N.]Mecazi]]></category>
		<category><![CDATA[arkadaş]]></category>
		<category><![CDATA[düşürmek]]></category>
		<category><![CDATA[göz]]></category>
		<category><![CDATA[inanmamak]]></category>
		<category><![CDATA[iş]]></category>
		<category><![CDATA[kamcı]]></category>
		<category><![CDATA[kandırmak]]></category>
		<category><![CDATA[kör]]></category>
		<category><![CDATA[yılan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kissadanhisse.net/?p=497</guid>
		<description><![CDATA[Sabahın erken saatlerinde, iki atlı arkadaş yola çıkmışlar. Fakat iki kişiden birisi âmâ imiş. Giderlerken âmâ olan şahıs, attan aşağıya kamçısını düşürmüş. Fakat itimad edemediği için, öbür arkadaşına da kamçının düştüğünü ve yerden almasını söylememiş, kendisi inip aramaya karar vermiş, inmiş atından el yordamıyla kamçıyı aramış, derken, kendi kamçısını bulamamış ama eline ondan daha güzel [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3>
<p class="MsoNormal"><span><strong><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-498" title="rink" src="http://www.kissadanhisse.net/wp-content/uploads/2009/05/rink-150x150.jpg" alt="rink" width="150" height="150" />Sabahın erken saatlerinde, iki atlı arkadaş yola çıkmışlar. Fakat iki kişiden birisi âmâ imiş. Giderlerken âmâ olan şahıs, attan aşağıya kamçısını düşürmüş. Fakat itimad edemediği için, öbür arkadaşına da kamçının düştüğünü ve yerden almasını söylememiş, kendisi inip aramaya karar vermiş, inmiş atından el yordamıyla kamçıyı aramış, derken, kendi kamçısını bulamamış ama eline ondan daha güzel yumuşak bir şey geçmiş. Bu kamçı daha güzelmiş diyerek alıp atına binmiş. Fakat o kamçı diye bulup aldığı kamçı değil gecenin soğuğundan hareketsiz hale gelmiş bir yılanmış ve o âmâ gözleri görmediği için onu kamçı sanarak almış.</strong><strong></strong></span></p>
<p class="MsoNormal"><span><strong>Derken biraz sonra hayli ilerlemiş olan arkadaşına yetişmiş. Arkadaşı sormuş:</strong><strong></strong></span></p>
<p class="MsoNormal"><span><strong>-Yahu neredesin? diye&#8230; Âmâ cevap vermiş:</strong><strong></strong></span></p>
<p class="MsoNormal"><span><strong>-Kamçımı düşürmüştüm, gerçi düşürdüğüm kamçıyı bulamadım ama, ondan daha güzel ipek kaplamalı bir kamçı buldum, işte demiş.</strong><strong></strong></span></p>
<p class="MsoNormal"><span><strong>Tabii gözleri gören adam anlamış onun yılan olduğunu ve arkadaşını ikaz etmiş: .</strong><strong></strong></span></p>
<p class="MsoNormal"><span><strong>-At o elindekini, o&#8221; kamçı değil, soğuktan hareketsiz hale gelmiş bir yılandır. Biraz sonra ısınırsa sokar seni, demişse de âmâ inanmamış ve:</strong><strong></strong></span></p>
<p class="MsoNormal"><span><strong>-Sen yalan söylüyorsun, bana attırıp sen alacaksın değil mi?, diyerek yılanı elinden bırakmamış;</strong><strong></strong></span></p>
<p class="MsoNormal"><span><strong>Biraz sonra, havalar ısınıp yılanın sırtı kızdıktan sonra harekete geçen yılan, adamın müsait bir yerinden sokup zehirlemiş ve adamı mahvetmişti. Yılan soktuktan sonra adamın aklı başına gelmiş ama, iş de işten geçmiş tâbi&#8230;</strong><strong></strong></span></p>
<p><span><strong>İşte böyle, adamın hakikati görecek gözü yok, kendisine yol gösterenlere de inanmaz, tabii ki sonu hüsran olacak.</strong></span></h3>
<img src="http://www.kissadanhisse.net/?ak_action=api_record_view&id=497&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/mecazi-hikayeler/yilandan-kamci/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ÇAKIL TAŞLARI</title>
		<link>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/kissadan-hisseler/cakil-taslari/</link>
		<comments>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/kissadan-hisseler/cakil-taslari/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 30 Apr 2009 17:14:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emre</dc:creator>
				<category><![CDATA[[K.H.N.]Dini]]></category>
		<category><![CDATA[[K.H.N.]Hisseler]]></category>
		<category><![CDATA[[K.H.N.]Mecazi]]></category>
		<category><![CDATA[[K.H.N.]Nasihat]]></category>
		<category><![CDATA[[K.H.N.]Sözler]]></category>
		<category><![CDATA[begenmişlik]]></category>
		<category><![CDATA[çakıl taşları]]></category>
		<category><![CDATA[küçümseme]]></category>
		<category><![CDATA[nasihat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kissadanhisse.net/?p=73</guid>
		<description><![CDATA[Göz alabildiğine uzanan bir sahilde, irili ufaklı sayısız çakıl taşı varmış.  Denizin durgun ve havanın kapalı olduğu zamanlarda, bu taşlardan hiç bir ses duyulmazmış. Sadece martıların çığlıkları ve aradabir uzaktan geçen yolcu gemilerinin sesi yankılanırmış böyle günlerde.  Ama deniz coşup da dalgalar kaplayınca sahilleri, neşeleri gelirmiş çakılların. Hepsi ıslanıp iliklerine kadar titremelerine rağmen, şikayet etmezlermiş [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3><img class="size-thumbnail wp-image-86 alignleft" title="cakil_taslari1" src="http://www.kissadanhisse.net/wp-content/uploads/2009/04/cakil_taslari1-150x150.jpg" alt="cakil_taslari1" width="150" height="150" />Göz alabildiğine uzanan bir sahilde, irili ufaklı sayısız çakıl taşı varmış. </p>
<p style="text-align: justify;">Denizin durgun ve havanın kapalı olduğu zamanlarda, bu taşlardan hiç bir ses duyulmazmış.</p>
<p style="text-align: justify;">Sadece martıların çığlıkları ve aradabir uzaktan geçen yolcu gemilerinin sesi yankılanırmış böyle günlerde. </p>
<p style="text-align: justify;">Ama deniz coşup da dalgalar kaplayınca sahilleri, neşeleri gelirmiş çakılların.</p>
<p style="text-align: justify;">Hepsi ıslanıp iliklerine kadar titremelerine rağmen, şikayet etmezlermiş durumlarından.</p>
<p style="text-align: justify;">Çünkü denizin dalgalarıyla yıkandıklarında soluk yüzlerine renk gelir ve hava bir de açıksa,</p>
<p style="text-align: justify;">o geçici renkler güneş ışığından ötürü parlamaya başlarmış.</p>
<p style="text-align: justify;">İşte bu zamanlarda, çenesi düşermiş çakılların.</p>
<p style="text-align: justify;">- Biz gerçekten güzeliz, diye kasılırlarmış.. Hem renkliyiz, hem parlak.</p>
<p style="text-align: justify;">Sadece bu kadarla da yetinmezmiş çakıllar.</p>
<p style="text-align: justify;">Diğerleriyle kıyaslarlarmış kendilerini, bazen kavga ederek, “sen küçüksün ben büyük”, “sen soluksun ben parlak” gibi laflarla.</p>
<p style="text-align: justify;">Kavganın en cav cavlı anında, bir ses duyarlarmış çoğu zaman.</p>
<p style="text-align: justify;">Derinlerden gelen o ses:</p>
<p style="text-align: justify;">- Güzelliğinizle asla övünmeyin, dermiş onlara.</p>
<p style="text-align: justify;">Hele hele o güzelliği başka yerden almışsanız.</p>
<p style="text-align: justify;">Çakıllar, pek aldırış etmezlermiş bu sese, yine renklerinden bahseder ve sataşırlarmış birbirlerine.</p>
<p style="text-align: justify;">Ama o ses tekrar duyulur ve:</p>
<p style="text-align: justify;">- Renkli olmak hüner değildir, dermiş.</p>
<p style="text-align: justify;">O parlaklık ruhunuzdaysa eğer, renksiz olmak zarar vermez sizlere.</p>
<p style="text-align: justify;">Çakıllar, kendilerine o güzelliği veren şeyi ve derinden derine gelen o sesi merak etmedikleri için, gülüp geçerlermiş söylenenlere…</p>
<p style="text-align: justify;">Çakılların güzellikleriyle övündükleri bir gün, devlere benzeyen makineler girmiş o sahillere.</p>
<p style="text-align: justify;">Çelik tekerlekleriyle ezdikleri taşları bin parçaya bölerek.</p>
<p style="text-align: justify;">Birbirinden gururlu taşlar, o devlerin pençeleriyle savrulup atılmışlar bir yana.</p>
<p style="text-align: justify;">Dağ gibi yığılan çakıllardan bazıları, bu sefer “biz üsteyiz, siz altta” diyerek dalga geçmişler ezilenlerle.</p>
<p style="text-align: justify;">Kısa bir zamanda, sahilin altı üstüne getirilmiş adeta.</p>
<p style="text-align: justify;">Çakıllar, neler olup bittiğini anlamaya çalışırken, adamlardan sevinç çığlıkları yükselmeye başlamış:</p>
<p style="text-align: justify;">- Bulduuuk! diye bağırıyorlarmış hep bir ağızdan. Bir sahil dolusu çakıla bedel olan o taşı bulduk.</p>
<p style="text-align: justify;">Çakıllar, neyin bulunduğunu merak ederek adamlara baktıklarında, onların ellerinde renksiz bir taş görerek hayrete düşmüşler.</p>
<p style="text-align: justify;">Hepsi dudak bükerek alay etmek üzereyken, o renksiz taş güneş gibi parıldayarak selamlamış kendilerini, güneş çoktan batmış olmasına rağmen.</p>
<p style="text-align: justify;">Parlak taş, bir kenara atılan çakılların şaşkınlığını fark edince:</p>
<p style="text-align: justify;">- Yıllar boyu sizinle konuşan bendim, diye gülümsemiş..</p>
<p style="text-align: justify;">Sizlerden çok daha aşağılarda ve toprak altındaydım.</p>
<p style="text-align: justify;">Ama içimdeki ışığı hiç bir zaman kaybetmedim.</p>
<p style="text-align: justify;">Ve o ışığı kimden aldığımı bildiğim için de asla gururlanmadım.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu yüzden de sultanlara taç olup başlarda, yüzük olup eller üstünde taşındım asırlardır.</p>
<p style="text-align: justify;">Çakıllardan hiç bir cevap gelmemiş.</p>
<p style="text-align: justify;">Adamlar ise, gece olmasına rağmen makinelerini başka bir sahile yönlendirmişler.</p>
<p style="text-align: justify;">Ay ışığından aldıkları parlaklıkla öğünen yassı çakılların bulunduğu karşı sahile..!!</p>
</h3>
<img src="http://www.kissadanhisse.net/?ak_action=api_record_view&id=73&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/kissadan-hisseler/cakil-taslari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Derviş</title>
		<link>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/kissadan-hisseler/dervis/</link>
		<comments>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/kissadan-hisseler/dervis/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 19 Apr 2009 22:23:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emre</dc:creator>
				<category><![CDATA[[K.H.N.]Dini]]></category>
		<category><![CDATA[[K.H.N.]Hisseler]]></category>
		<category><![CDATA[[K.H.N.]Mecazi]]></category>
		<category><![CDATA[[K.H.N.]Sözler]]></category>
		<category><![CDATA[[K.H.N.]Yaşanmış]]></category>
		<category><![CDATA[at arabası]]></category>
		<category><![CDATA[bıyık]]></category>
		<category><![CDATA[derviş]]></category>
		<category><![CDATA[efendi]]></category>
		<category><![CDATA[gücenme]]></category>
		<category><![CDATA[gücenmek]]></category>
		<category><![CDATA[hak]]></category>
		<category><![CDATA[helal]]></category>
		<category><![CDATA[kabadayı]]></category>
		<category><![CDATA[kabak]]></category>
		<category><![CDATA[kaş]]></category>
		<category><![CDATA[kel]]></category>
		<category><![CDATA[saç]]></category>
		<category><![CDATA[sahip]]></category>
		<category><![CDATA[sakal]]></category>
		<category><![CDATA[ustura]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kissadanhisse.net/?p=130</guid>
		<description><![CDATA[Vaktiyle bir derviş, nefisle mücadele makamının sonuna gelir. Meşrebin usulünce bundan sonra her türlü süsten, gösterişten arınacak, varlıktan vazgeçecektir. Fakat iş yamalı bir hırka giymekten ibaret değildir. Her türlü görünür süslerden arınması gereklidir&#8230; Saç, sakal, bıyık, kas. ne varsa hepsinden. Derviş, usule uygun hareket eder, soluğu berberde alır. - Vur usturayı berber efendi, der. Berber [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h2><img class="alignleft size-full wp-image-129" title="sk1kzwsezel-bir-dervis01" src="http://www.kissadanhisse.net/wp-content/uploads/2009/04/sk1kzwsezel-bir-dervis01.jpg" alt="sk1kzwsezel-bir-dervis01" width="250" height="359" /><strong>Vaktiyle bir derviş, nefisle mücadele makamının sonuna gelir. </strong></h2>
<p><strong>Meşrebin usulünce bundan sonra her türlü süsten, gösterişten arınacak, varlıktan vazgeçecektir. </strong></p>
<p><strong>Fakat iş yamalı bir hırka giymekten ibaret değildir. </strong></p>
<p><strong>Her türlü görünür süslerden arınması gereklidir&#8230;</strong></p>
<p><strong>Saç, sakal, bıyık, kas. ne varsa hepsinden. </strong></p>
<p><strong>Derviş, usule uygun hareket eder, soluğu berberde alır.</strong></p>
<p><strong>- Vur usturayı berber efendi, der.</strong></p>
<p><strong>Berber dervişin saçlarını kazımaya baslar. </strong></p>
<p><strong>Derviş aynada kendini takip etmektedir. </strong></p>
<p><strong>Basının sağ kısmı tamamen kazınmıştır. </strong></p>
<p><strong>Berber tam diğer tarafa usturayı vuracakken, yağız mı yağız, bıçkın mı bıçkın bir kabadayı girer içeri. </strong></p>
<p><strong>Doğruca dervişin yanına gider, başının kazınmış kısmına okkalı bir tokat atarak:</strong></p>
<p><strong>- Kalk bakalım kabak, kalk da tıraşımızı olalım, diye kükrer.</strong></p>
<p><strong>Dervişlik bu&#8230; </strong></p>
<p><strong>Sövene dilsiz, vurana elsiz gerek. </strong></p>
<p><strong>Kaideyi bozmaz derviş. </strong></p>
<p><strong>Ses çıkarmaz, usulca kalkar yerinden. </strong></p>
<p><strong>Berber mahcup, fakat korkmuştur. </strong></p>
<p><strong>Ses çıkaramaz.</strong></p>
<p><strong>Kabadayı koltuğa oturur, berber traşa baslar.</strong></p>
<p><strong>Fakat küstah kabadayı tıraş esnasında da sürekli aşağılar dervişi, alay eder:</strong></p>
<p><strong>&#8220;Kabak aşağı, kabak yukarı.&#8221;</strong></p>
<p><strong>Nihayet traş biter, kabadayı dükkandan çıkar. </strong></p>
<p><strong>Henüz birkaç metre gitmiştir ki, gemden boşanmış bir at arabası yokuştan aşağı hızla üzerine gelir. </strong></p>
<p><strong>Kabadayı şaşkınlıkla yol ortasında kalakalır. </strong></p>
<p><strong>Derken, iki atın ortasına denge için yerleştirilmiş uzun sivri demir karnına dalıverir. </strong></p>
<p><strong>Kabadayı oracığa yığılır, kalır. </strong></p>
<p><strong>Ölmüştür. </strong></p>
<p><strong>Görenler çığlığı basar.</strong></p>
<p><strong>Berber ise şaşkın, bir manzaraya, bir dervişe bakar, gayri ihtiyarî sorar:</strong></p>
<p><strong>- Biraz ağır olmadı mi derviş efendi?</strong></p>
<p><strong>Derviş mahzun, düşünceli cevap verir:</strong></p>
<p><strong>- Vallahi gücenmedim ona. Hakkımı da helal etmiştim. </strong></p>
<p><strong>Gel gör ki kabağın bir sahibi var. O gücenmiş olmalı!..</strong></p>
<img src="http://www.kissadanhisse.net/?ak_action=api_record_view&id=130&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/kissadan-hisseler/dervis/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Üç Bacaklı Tavuğun Peşinde&#8230;</title>
		<link>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/mecazi-hikayeler/uc-bacakli-tavugun-pesinde/</link>
		<comments>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/mecazi-hikayeler/uc-bacakli-tavugun-pesinde/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 17 Apr 2009 14:52:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>YasakLi</dc:creator>
				<category><![CDATA[[K.H.N.]Komik]]></category>
		<category><![CDATA[[K.H.N.]Mecazi]]></category>
		<category><![CDATA[150]]></category>
		<category><![CDATA[araba]]></category>
		<category><![CDATA[çiftçi]]></category>
		<category><![CDATA[genç]]></category>
		<category><![CDATA[hızlı]]></category>
		<category><![CDATA[km]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<category><![CDATA[tavuk]]></category>
		<category><![CDATA[zengin. but]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kissadanhisse.net/?p=59</guid>
		<description><![CDATA[Zengin bir genç, yem aldığı spor otomobilini denemek için kent dışında büyük bir hızla gidiyordu. Hız göstergesi 150 km.&#8217;ye gelince birden, yanında bir tavuğun koşmakta olduğunu gördü. Bir tavuğun, saatte 150 km. hız yapan bir spor otomobille nasıl yarış edebileceğine hayret etmek üzereyken, hayreti bir anda bambaşka bir noktaya yöneldi. Otomobiliyle yarış eden tavuk, üç [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h4><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-60" title="11" src="http://www.kissadanhisse.net/wp-content/uploads/2009/04/11-150x150.jpg" alt="11" width="150" height="150" />Zengin bir genç, yem aldığı spor otomobilini denemek için kent dışında büyük bir hızla gidiyordu. Hız göstergesi 150 km.&#8217;ye gelince birden, yanında bir tavuğun koşmakta olduğunu gördü.<br />
Bir tavuğun, saatte 150 km. hız yapan bir spor otomobille nasıl yarış edebileceğine hayret etmek üzereyken, hayreti bir anda bambaşka bir noktaya yöneldi. Otomobiliyle yarış eden tavuk, üç bacaklıydı. Üç bacaklı tavuğu daha yakından görebilmek için biraz daha gaza bastı ama, onun hızlandığını gören tavuk da hızını artırdı, daha hızlı koşmaya başladı.<br />
Zengin genç, yeni spor otomobilinin bir tavuk tarafından geçilmesine daha fazla dayanamadı. Gaza daha çok bastı ve otomobilinin hızını saatte 180 km.&#8217;ye çıkardı.</p>
<p>Arkasındaki otomobilin giderek kendisine yaklaştığını gören tavuk da hızını yine artırdı ve bu kez öyle hızlı koştu ki, göz açıp kapayıncaya dek geçen bir süre içinde gözden kayboldu.<img class="alignright size-thumbnail wp-image-64" title="121" src="http://www.kissadanhisse.net/wp-content/uploads/2009/04/121-150x150.jpg" alt="121" width="150" height="150" /><br />
Zengin genç yeni otomobiliyle hız yapmayı unuttu, otomobilini yolun kenarına<br />
çekti ve sakin sakin düşünüp, kafasını toparlamaya çalıştı.<br />
Yol kenarındaki bir çiftçi, genç adamın durduğunu görünce yaklaştı ve bir şeye gereksinim duyup duymadığını sordu.<br />
&#8220;Şu anda aklımı başıma toplamaktan başka hiçbir şeye ihtiyaç duymuyorum&#8221; dedi zengin genç. &#8220;Söylesem inanmazsın, 180 km. hızla gitmeme karşın, bir tavuk, hem de üç bacaklı ilginç bir tavuk, beni geçti&#8230; İnanamıyorum&#8230;&#8221;<br />
Çiftçi şaşırmadı: &#8220;O üç bacaklı tavukları biz üretiyoruz&#8221; dedi. &#8220;Bizim evde ben, annem ve babam birlikte otururuz. Hepimiz de yemekte kızarmış tavuğu çok severiz ama, üçümüz de tavuğun en çok budunu severiz. Bu nedenle sofrada sık sık kavga ederiz. Sonunda bu işe bir çözüm bulmaya karar verdik ve&#8230; Yıllarca uğraşıp, bu üç bacaklı tavukları ürettik.&#8221;<br />
Çiftçinin anlattıkları, zengin gencin ilgisinden de öte, merakını çekmişti. O merakla sordu: &#8220;Peki, tadı nasıl bari?&#8221; dedi. &#8220;Üç budun lezzeti de aynı mı?&#8221; Çiftçi gülmeye başladı:<br />
&#8220;Dört yıl oldu bunları üretmeye başlayalı, henüz bir lokmasını tadamadık, lezzetini öğrenemedik&#8221; dedi. &#8220;Çünkü, içlerinden birini bile olsun, bir türlü yakalayamadik&#8230;&#8221;</h4>
<img src="http://www.kissadanhisse.net/?ak_action=api_record_view&id=59&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/mecazi-hikayeler/uc-bacakli-tavugun-pesinde/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Simurg</title>
		<link>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/mecazi-hikayeler/simurg/</link>
		<comments>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/mecazi-hikayeler/simurg/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 15 Apr 2009 13:53:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>YasakLi</dc:creator>
				<category><![CDATA[[K.H.N.]Mecazi]]></category>
		<category><![CDATA[30]]></category>
		<category><![CDATA[aşk denizi]]></category>
		<category><![CDATA[ayrılık]]></category>
		<category><![CDATA[daği padişah]]></category>
		<category><![CDATA[dönüş]]></category>
		<category><![CDATA[düş]]></category>
		<category><![CDATA[efsane]]></category>
		<category><![CDATA[gidiş]]></category>
		<category><![CDATA[göl]]></category>
		<category><![CDATA[hırs]]></category>
		<category><![CDATA[kaf]]></category>
		<category><![CDATA[Kendine Dönüş]]></category>
		<category><![CDATA[kıskançlık]]></category>
		<category><![CDATA[kuş]]></category>
		<category><![CDATA[masal]]></category>
		<category><![CDATA[otuz]]></category>
		<category><![CDATA[öykü]]></category>
		<category><![CDATA[simurg]]></category>
		<category><![CDATA[sözlük]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<category><![CDATA[yolculuk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kissadanhisse.net/?p=46</guid>
		<description><![CDATA[Eski bir efsane gerçeğin peşine düşen kuşların öyküsü anlatılır. Kaf Dağı&#8217;nın ardında yaşayan kuş padişahı Simurg&#8217;tur aradıkları. Yolları uzun ve zordur. Geçtikleri yerler de Aşk denizi, ayrılık vadisi, hırs ovası, kıskançlık gölü vb. yerlerdir; yani işleri zordur. Kuşların bazıları yolda takılırlar; kimi ayrılıkta, kimi hırsta… Yıllarca süren binlerce kuşun katıldığı arayışın sonunda yalnızca otuz kuş [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Eski bir efsane gerçeğin peşine düşen kuşların öyküsü anlatılır.<br />
Kaf Dağı&#8217;nın ardında yaşayan kuş padişahı Simurg&#8217;tur aradıkları.<br />
Yolları uzun ve zordur. Geçtikleri yerler de Aşk denizi, ayrılık vadisi, hırs ovası, kıskançlık gölü vb. yerlerdir; yani işleri zordur.<br />
Kuşların bazıları yolda takılırlar; kimi ayrılıkta, kimi hırsta…<br />
Yıllarca süren binlerce kuşun katıldığı arayışın sonunda yalnızca otuz kuş ulaşabilir Kaf Dağının ardına.<br />
Gel gör ki; Simurg diye bir kuş yoktur orada. Simurg, sözlük anlamıyla otuz kuş demektir.<br />
Gerçekse, O&#8217;nu arayanların kendisidir masala göre. Gerçek yolculuk, kendine dönüştür.</strong></p>
<img src="http://www.kissadanhisse.net/?ak_action=api_record_view&id=46&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/mecazi-hikayeler/simurg/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Serçe İle Avcı</title>
		<link>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/mecazi-hikayeler/serce-ile-avci/</link>
		<comments>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/mecazi-hikayeler/serce-ile-avci/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 14 Apr 2009 09:59:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>YasakLi</dc:creator>
				<category><![CDATA[[K.H.N.]Mecazi]]></category>
		<category><![CDATA[avcı]]></category>
		<category><![CDATA[serçe]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kissadanhisse.net/?p=10</guid>
		<description><![CDATA[Avcının biri bir gün bir serçe avlar, serçe dile gelerek avcıya &#8220;Bana ne yapmayı düşünüyorsun&#8221; diye sorar, avcı serçeye &#8221; seni kesip yiyeceğim&#8221; cevabını verir. Bunun üzerine serçe avcıya &#8220;vallah,, benim etim ne kahvaltılık olur, ne de karın doyurur. Fakat eğer beni salıverecek olursan sana üç şey öğretirim, onlar etimi yemekten daha çok işine yarar. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #000080;"><strong><span style="font-family: Arial;"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-24" title="2" src="http://www.kissadanhisse.net/wp-content/uploads/2009/04/2-150x150.jpg" alt="2" width="150" height="150" />Avcının biri bir gün bir serçe avlar, serçe dile gelerek avcıya &#8220;Bana ne yapmayı düşünüyorsun&#8221; diye sorar, avcı serçeye &#8221; seni kesip yiyeceğim&#8221; cevabını verir.<br />
Bunun üzerine serçe avcıya &#8220;vallah,, benim etim ne kahvaltılık olur, ne de karın doyurur. Fakat eğer beni salıverecek olursan sana üç şey öğretirim, onlar etimi yemekten daha çok işine yarar. Kabul edersen bu üç şeyin ilkini şimdi elinde iken, ikincisini elinden uçup karşıdaki ağaca konunca üçüncüsünü de ağaçtan uçup önümüzdeki tepeye varınca söyleyeceğim&#8221; der.<br />
Kuşun teklifine avcının aklı yatar, onu salıvermeye karar verir, &#8220;öğreteceğin ilk şeyi söyle bakalım&#8221; der. bunun üzerine kuş avcıya &#8220;elinden kaçan fırsatlar için hayıflanma&#8221; der. Avcı kuşu salıverir. Uçup karşı ağacın bir dalına konunca da ikinci şeyi öğretmek üzere &#8220;olmayacak şeye inanma&#8221;der. Bu sözlerden sonra kanatlanan kuş avcının önündeki bir tepeye varıp konar, oradan avcıya şöyle der. Ey Bedbaht adam:&#8221;Eğer beni kesmiş olsaydın kursağımdan her biri yirmi miskal ağırlığında iki inci çıkaracaktın&#8221;der.<br />
Bu sözleri duyan avcı kaçırdığı fırsat karşısında hayıflanarak dudaklarını ısırır. Artık elinden bir şey gelmeyeceği için kuşa &#8220;üçüncüyü söyle&#8221; der.<br />
Kuş avcıya &#8220;Sen ilk iki nasihatimi unuttun üçüncüsünü sana nasıl söyleyeyim ben sana&#8221;kaçırdığın fırsatlar için hayıflanma&#8221; demedim mi? Oysa sen daha az önce beni elinden kaçırdın diye hayıflanıverdin. &#8220;Yine ben sana &#8220;olmayacak şeye inanma&#8221; demedim mi? Benim etim, kanım ve tüylerimin hepsi tartılsa yirmi miskal çekmez, kursağımda her biri yirmi miskal ağırlığında iki inci nasıl olabilir?&#8221; der. ve uçup gözden kaybolur.<br />
Bu hikayenin özü şudur:İnsanoğlu, kendisini aşırı tamahkarlığa kaptırınca basireti kapanarak gerçeği idrak edemez oluyor ve olmayacak şeyi olabilir gibi görüyor.</span></strong></span></p>
<p><span style="color: #000080;"><span style="font-family: Arial;"><br />
</span></span></p>
<img src="http://www.kissadanhisse.net/?ak_action=api_record_view&id=10&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/mecazi-hikayeler/serce-ile-avci/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
