<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>KissadanHisse.NET &#124; Kıssadan Hisse, kıssadan hisseler, Kissadan hisse, Kissadan Hisseler, Vecize, Menkıbe, Hikaye, &#187; Kıssadan Hisseler</title>
	<atom:link href="http://www.kissadanhisse.net/category/kategoriler/kissadan-hisseler/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.kissadanhisse.net</link>
	<description>Kıssadan Hisse, kıssadan hisseler, Kissadan hisse, Kissadan Hisseler, Vecize, Menkıbe, Hikaye</description>
	<lastBuildDate>Mon, 09 May 2011 18:00:08 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Gazi Kovan</title>
		<link>http://www.kissadanhisse.net/kissadan-hisseler/gazi-kovan/</link>
		<comments>http://www.kissadanhisse.net/kissadan-hisseler/gazi-kovan/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 09 May 2011 18:00:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>YasakLi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kıssadan Hisseler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kissadanhisse.net/?p=1628</guid>
		<description><![CDATA[Gazi Kovan Mart 1921 İnönü Ovası insanın iflahını kesen buz gibi bozkır ayazında Ethem Çavuş&#8217;un sırtı üşüyor, avuçları ise kızgın mermi kovanlarına çıplak elle dokunduğu için alev alev yanıyordu. Top atışı on sekiz saattir durmaksızın sürüyordu. Ethem Çavuş, 75 mm&#8217;lik topu durmaksızın dolduruyor, her seferinde besmele çekip keşif kolundan bildirilen menzillere kıyamet yağdırıyordu. Sandıkta kalan [...]
Benzer yazı yok.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Gazi Kovan</p>
<p>Mart 1921 İnönü Ovası insanın iflahını kesen buz gibi bozkır ayazında Ethem Çavuş&#8217;un sırtı üşüyor, avuçları ise kızgın mermi kovanlarına çıplak elle dokunduğu için alev alev yanıyordu.</p>
<p>Top atışı on sekiz saattir durmaksızın sürüyordu. Ethem Çavuş, 75 mm&#8217;lik topu durmaksızın dolduruyor, her seferinde besmele çekip keşif kolundan bildirilen menzillere kıyamet yağdırıyordu.</p>
<p>Sandıkta kalan sondan üçüncü mermiyi aldığında bir an duraksadı. Merminin üzerine bir çaput sarılıydı. Çaputu sökerken avucuna kalem büyüklüğünde demir bir çubuk düştü.</p>
<p>Çaputun ve çubuğun anlamını çözmeye çalışırken sarı metalden mermi kovanına kazınarak yazılmış yazıya gözü ilişti.</p>
<p>Okumaya vakti yoktu. Mermiyi topa sürüp ateşledi. Demir çubuğu cebine, boş kovanını ise bu sefer sandığa değil yere attı.</p>
<p>Birkaç dakika sonra soğumuş olan kovanı kaybolmaması için yerden alıp mintanının yakasından içeri attı. Akşam ezanı vaktinde çarpışma durulmuş, mevzileri ileri, düşman hatlarına doğru ilerletme emri gelmişti.</p>
<p>Batarya komutanı, Ethem Çavuşa istirahat verdi. İlk iş olarak boş kovanı çıkarıp üzerindeki yazıyı okudu.<br />
Kovanın üzerinde &#8220;Karahisarlı Seyfi Çavuş. 4.Alay 2.Tabur 8.Batarya 26 Rebiyülahir 1339*İnönü&#8221; yazıyordu.</p>
<p>Birinci İnönü savaşının en kızgın günlerinden birinde düşülmüş not ve mermiyle gelen demir çubuk,</p>
<p>İmalat-ı Harbiye atölyelerinde çalışanların bir mesaj istediğini gösteriyordu.</p>
<p>Boşalan kovanlar Ankara&#8217;daki atölyelere yollanır, oradan tekrar doldurulup cepheye dönerdi.</p>
<p>Üç saat sonra gecenin iyice çökmesiyle savaş tamamen durulmuş, birlikler yeni mevzilerine yerleşmişti.</p>
<p>Ethem Çavuş, cebindeki demir çubuğu çıkarıp bir köşeye oturdu. Ucu sivriltilmiş çubuk, bakır ustalarının &#8220;kalem&#8221; dedikleri, metal üzerine desen oymaya yarayan keskin bir aletti.</p>
<p>Eline yumruk büyüklüğünde bir taş alarak hafif tıklamalarla kendi mesajını kovana kazıdı.</p>
<p>&#8220;Aksekili Ethem Çavuş 8.Alay 3. Tabur 1.Batarya 20 Recep 1339** İnönü&#8221;</p>
<p>Beş gün sonra Ankara Atölye&#8217;nin bir köşesinde cepheden gelen sandıkları açan kalfa, tezgâhlardan birinde harıl harıl çalışmakta olan ustaya seslendi:</p>
<p>Sesinde, eşi doğum yapmış bir adama bebeğini müjdeleyen ebenin heyecanı vardı.<br />
&#8220;Kâmil Usta! Müjdemi İsterim! Senin yavru cepheden dönmüş!&#8221;.</p>
<p>Hepsi sandıkların olduğu kısma koşturarak kovanın üstündeki yazıyı okumak için toplandılar. Tabii ki bu şeref Kâmil Ustaya aitti. Yüksek sesle Ethem Çavuşun notunu okudu. Atölyede bir bayram havası esmişti.</p>
<p>Tüm çalışanlar, Kâmil Ustayı yeni baba olmuş biriymiş gibi kutluyor, hayır duaları ediyorlardı.</p>
<p>Ustalar, İş tezgâhlarından birinin başında toplandılar. Kâmil Usta kovanın ağzının eğilen yerlerini düzeltip özenle kapsülünü yeniledi.İçine barutunu doldurduktan sonra yeni bir çekirdeği kovanın ağzına oturttu.</p>
<p>Mermi hazır olunca, Ethem Çavuşun kovanın içinde geri yolladığı çelik kalemi yeni bir çaputla merminin üzerine sardı. Kundaklanmış mermiyi şefkatle tutarak yeni doldurulan bir sandığa yatırdı.</p>
<p>Çalışanlar hep bir ağızdan &#8220;Allah kavuştursun&#8221; diyip işlerinin başına döndüler.Kâmil Usta, halen açık duran sandığa yatırdığı mermiye hüzünle bakıp &#8220;Selametle git aslanım. Allah muvaffak etsin. Çok bekletme bizi&#8221; dedi.</p>
<p>Kovan, Birinci İnönü savaşı sıralarında üzerindeki ilk notla Kâmil Ustanın eline geçtiğinde bu fikir doğmuştu.</p>
<p>Karahisarlı Seyfi Çavuşun başlattığı bu geleneğin süreceğinden emin değildi; ama denemeye değerdi.<br />
Nitekim Aksekili Ethem Çavuş umutlarını boşa çıkarmamıştı. Cephede patlayan her merminin kovanı buradaki ustaların elinden geçtiğine göre bir aksilik olmazsa yeniden görüşeceklerdi.</p>
<p>Bir buçuk yıl içinde kovan sekiz kere daha atölyeye uğradı. Üzerindeki mesajların sayısı da sekize ulaşmıştı.</p>
<p>Eylül 1922 &#8211; Ankara</p>
<p>Mesaj yazanların sekizi de başka alay ve taburlardan farklı kişilerdi. Kovan her keresinde atölyedekilere daha büyük bir coşku yaşatıyor, istiklâl savaşının her zorlu durağından Ankara&#8217;ya barut, kan ve zafer kokusu taşıyordu.</p>
<p>Türk ordusunun İzmir&#8217;e girdiği gün Ankara&#8217;da bayram havası eserken kovan yeniden gelmiş, ama bu sefer tüm atölyeyi yasa boğmuştu.</p>
<p>Kovanın içinde, çelik kalemin yanı sıra bir mektup ile bir tane de bakır künye vardı.</p>
<p>Kovanın üzerine kazınmış dokuzuncu notta; &#8220;Karahisarlı Seyfi Çavuş. 4. Alay 2. Tabur 8.Batarya 12 Muharrem 1341***<br />
Banaz&#8221;yazılıydı. Atölyedekiler mektubu açıp okumaya koyuldular;<br />
Bismillahirrahmanirrahim.<br />
Selamün aleyküm gayretperver ustalar,<br />
Allah&#8217;a şükürler olsun ki mendebur düşman kaçıyor. Muzaffer Türk ordusu beş gündür durup dinlenmeksizin kâfiri kovalıyor.<br />
Güzel İzmir&#8217;e, kalplerimizdeki imânımız kadar yakınız artık. İki gün evvel Banaz&#8217;daki muharebede bataryamın çavuşlarından Seyfi, kalleş düşmanın kurşunuyla şahadete ermiştir. Cenazesini sıhhiyecilere teslim etmeden önce mintanının içinde bu kovanı buldum.Malumunuzdur ki vefat eden neferin künyesi ailesine yollanır.Lâkin beş gün önce Karahisar&#8217;ı ele geçirdiğimizde, Seyfi Çavuş&#8217;un ailesinin düşman tarafından katledildiğini öğrendik.</p>
<p>Bu kahraman Türk evladı kederini yüreğine gömüp anacığını, babacığını defnedemeden düşmanın peşine düştü.Üç gün sonra kendisi de hakkın rahmetine kavuştu.Kovandaki yazılardan anladığım üzere bu topçu neferlerin bir ailesi de sizler olmuşsunuz. Bu sebeple Seyfi Çavuşun künyesini sizlere yolluyorum.Başınız sağ olsun. Hayır dualarınızı bizlerden, Fatihalarınızı aziz şehitlerimizden esirgemeyiniz. Hakkın rahmeti üzerinize olsun.</p>
<p>Yüzbaşı Muhsin Talât 4.Alay 2. Tabur 8. Batarya 14 Muharrem 1341 Salihli&#8221;</p>
<p>Mektup bittiğinde tüm personel ağlıyordu. Atölyeye bir ölüm sessizliği çökmüştü.Hiç tanımadıkları halde iki satır yazıyla kardeş</p>
<p>oldukları Seyfi Çavuşun ardından Fatiha okuyup amin dediler.</p>
<p>Kamil    Usta<br />
yutkunarak tezgâhının başına oturdu. Kovanı yeniledi ama bu sefer, minik iki perçinle Seyfi Çavuşun künyesini kovanın dibine çaktı.</p>
<p>Yine her zamanki merasimle mermiyi kundaklayıp sandığa yatırdı. Oysa o mermi bir daha düşman mevzilerine gönderilmeyecekti.</p>
<p>Ocak 1923-Ankara</p>
<p>Savaşın bitmesinin ardından Ankara&#8217;daki mühimmat depolarında sayım ve temizlik yapılıyordu.</p>
<p>Sandıklar tek tek açılıyor, mermiler sayılıp yeniden sandıklanıyor, kayda geçirilip daha tertipli bir cephaneliğe gönderiliyordu.</p>
<p>Teğmen Hamdi Vâsıf, Kâmil ustanın hazırlayıp kundakladığı mermiyi buldu. Böyle bir anının-belki de yıllarca- sandıkların İçinde kalmasına gönlü elvermedi.Ciddi bir suç işliyor olmayı göze alıp mermiyi evine götürdü. Niyeti, ömrünün sonuna kadar mermiyi bir anı olarak saklamaktı.</p>
<p>29 Ekim 1923 &#8211; Ankara</p>
<p>Teğmen Hamdi Vâsıf Ankara kalesine çıkan dik sokakları koşarak tırmanıyordu.</p>
<p>Soğuğa rağmen kan ter içinde kalmıştı. Yarım saat önce 20:30 sıralarında meclisten, cumhuriyetin ilan edildiği duyurulmuştu.</p>
<p>101 pare top atışıyla cumhuriyet kutlanıyordu ve Seyfi Çavuş&#8217;un        mermisi        bu        şöleni        kaçırmamalıydı.<br />
Yetmiş, belki de sekseninci atışta topçuların yanına ulaşabilmişti. Yüzbaşı Muhsin Talat&#8217;ın yanına giderek sert bir asker selamı verdi.</p>
<p>&#8220;Evet    teğmenim?    Sizi    dinliyorum&#8221;<br />
Teğmen, üniformasının içinden mermiyi çıkarıp yüzbaşıya uzattı.&#8221;Yüzbirinci pareyi en çok bu mermi hak ediyor komutanım. Müsaadenizle bu şerefi ondan esirgemeyelim&#8221;</p>
<p>Yüzbaşı Muhsin Talat gözlerine inanamamıştı. Sevinç gözyaşlarını tutamadı. O kadar heyecanlanmıştı ki neredeyse aralarındaki rütbe farkına bakmaksızın genç teğmenin ellerini öpecekti.</p>
<p>Mermiyi alıp çekirdeğini dikkatlice yerinden çıkardı. Kovanın tepesine bir bez parçası tepip iyice sıkıştırdı. Subay şapkasını çıkarıp surun üzerine koydu. Mermiyi şapkanın içine yatırdı.Toplar atışlara devam ediyordu. 82, 83, „ .97, 98, 99&#8230;</p>
<p>On dakika kadar sonra, atışları sayan çavuş &#8220;Yüzüncüyü attık komutanım&#8221; deyince, Muhsin Talat,kovanı topun yatağına kendi elleriyle sürerek ateş emrini verdi.Subayların kılıçlarını çekerek selamladığı o son top sesi Ankara&#8217;nın her duvarından yankıyıp dört yıllık istiklâl savaşının tüm hikâyesini anlatmıştı sanki.</p>
<p>Rütbe ve mevkilerine bakmaksızın topun başındaki tüm askerler kucaklaşarak birbirlerini kutladı.Son olarak Yüzbaşı Muhsin Talat ile Teğmen Hamdi Vâsıf sarıldılar. Kovan ayaklarının dibindeydi.Yüzbaşı eğilip saygıyla kovanı yerden aldı. Avuçlarının yanmasına aldırmadı bile.</p>
<p>Benzer yazı yok.</p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kissadanhisse.net/kissadan-hisseler/gazi-kovan/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Karar</title>
		<link>http://www.kissadanhisse.net/kissadan-hisseler/karar/</link>
		<comments>http://www.kissadanhisse.net/kissadan-hisseler/karar/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 09 May 2011 10:01:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>YasakLi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kıssadan Hisseler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kissadanhisse.net/?p=1630</guid>
		<description><![CDATA[Karar Adamın biri bilge bir kral olmakla ün salmış kralın yanına gider. Krala şunu sorar: &#8220;Efendim söyleyin bana hayatta özgürlük var mıdır?&#8221; Kral   &#8220;Elbette&#8221;   der.   &#8220;Kaç   bacağın   var   senin?&#8221; Adam soruya şaşırarak &#8220;İki efendim&#8221; der. Kral, &#8220;Pekala, tek bacağının üstünde durabilir misin? &#8220;Elbette&#8221; diye cevap verir adam. Kral &#8220;O halde hangi bacağın üstünde duracağına karar [...]
<b>Diğer ilginizi çekebilecek yazılar:</b><ol>
<li><a href='http://www.kissadanhisse.net/kissadan-hisseler/acinin-ilaci/' rel='bookmark' title='Acının ilacı'>Acının ilacı</a> <small>Çin’de, tek oğlunu yitiren bir anne, yüreğindeki büyük üzüntüsüyle bir din adamına gitti ve derdine bir çare bulmasını istedi: “ Oğlumu bana hangi duaların, hangi sihirlerin geri getirebileceğini öğrenmek istiyorum...</small></li>
<li><a href='http://www.kissadanhisse.net/kissadan-hisseler/iyi-kotu/' rel='bookmark' title='iyi kötü'>iyi kötü</a> <small>Leonardo da Vinci “Son Akşam Yemeği” isimli resmini yapmayı düşündüğünde büyük bir güçlükle karşılaştı… İyi’yi İsa‘nın bedeninde, Kötü’yü de İsa’nın arkadaşı olan ve son akşam yemeğinde ona ihanet etmeye karar veren Yahuda’nın...</small></li>
<li><a href='http://www.kissadanhisse.net/kissadan-hisseler/anne-2/' rel='bookmark' title='Anne'>Anne</a> <small>Annemin yalnızca bir gözü vardı. Ondan nefret ederdim… Çünkü bu durum beni utandırıyordu. Ailemizi geçindirmek için okulda aşçılık yapardı. İlkokulda iken bir gün annem bana merhaba demeye gelmişti. Yerin dibine...</small></li>
<li><a href='http://www.kissadanhisse.net/kissadan-hisseler/altin-kural/' rel='bookmark' title='ALTIN KURAL'>ALTIN KURAL</a> <small>• İnsanların gözlerinin içine bak. • Bol bol gülümseme, hem maliyeti sıfır hem de değerine paha biçilmez. • İnsanların isimlerini anımsa. • Asla birilerinin umudunu kırma, beklide sahip oldukları tek...</small></li>
<li><a href='http://www.kissadanhisse.net/kissadan-hisseler/annenin-hizmete-ihtiyaci-var/' rel='bookmark' title='ANNENİN HİZMETE İHTİYACI VAR'>ANNENİN HİZMETE İHTİYACI VAR</a> <small>Ebû&#8217;l-Haseni&#8217;l-Harkânî (k.s)hazretleri şöyle anlatır: &#8216;İki kardeş vardı. Bu iki kardeşin hizmete muhtaç bir anneleri vardı. Her gece kardeşlerden biri annenin hizmeti ile meşgul olur, diğeri Allah Teâlâ&#8217;ya ibâdet ederdi. Bir...</small></li>
</ol>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>
<p>Karar</p>
<p>Adamın biri bilge bir kral olmakla ün salmış kralın yanına gider. Krala şunu sorar: &#8220;Efendim söyleyin bana hayatta özgürlük var mıdır?&#8221;</p>
<p>Kral   &#8220;Elbette&#8221;   der.   &#8220;Kaç   bacağın   var   senin?&#8221;</p>
<p>Adam soruya şaşırarak &#8220;İki efendim&#8221; der.</p>
<p>Kral, &#8220;Pekala, tek bacağının üstünde durabilir misin? &#8220;Elbette&#8221; diye cevap verir adam.</p>
<p>Kral &#8220;O halde hangi bacağın üstünde duracağına karar ver&#8221;.</p>
<p>Adam biraz düşünür ve sol bacağı üstünde durmaya karar verir.</p>
<p>&#8220;Tamam&#8221; der kral &#8220;Şimdi de öteki bacağını kaldır.&#8221;</p>
<p>Adam şaşırır &#8220;Bu imkansız kralım&#8221; der.</p>
<p>&#8220;Gördün mü?&#8221; der kral &#8221; Özgürlük budur. Sadece ilk kararı almakta özgürsün. Ondan sonrasında değil.&#8221;</p>
<p>Tiziano Terzani&#8217;nin &#8220;Atlıkarıncada Bir Tur Daha&#8221; adlı kitabında okuduğum bu küçük öykü yıllardır tartışılan özgürlük kavramı üzerinde bir kez daha düşünmeme yol açtı. Hayat gerçekten böyleydi. İlk kararı alıyordun ve gerisi o ilk karara bağlı olarak gerçekleşiyordu. Hayat hata kabul etmiyordu. ilk kararın doğruysa işler yolunda gidiyordu ama eğer yanlış bir karar aldıysan, herşey zincirleme   yanlış   gidiyordu.   Mesela   mesleğini   seçerken&#8230;</p>
<p>Hasbelkader, iyi düşünmeden, yeteneklerinin farkında olmaksızın bir meslek seçtiğinde ömür boyu işini zorla yapmaya mahkum oluyordun. İşinin başındayken başka bir iş yapmayı özlüyordun. Ama biliyordun ki; özgürlüğünü kullanmış ilk kararı vermiştin ve yeniden başlama cesaretin yoktu. Bazı insanlar vardı hayatta&#8230;Onlar ise herşeyi ardlarında bırakıp yeniden başlayacak kadar cesurlardı. Ama sen onlardan biri olamıyordun. Bunca emek bunca çalışmayı sanki çöpmüş gibi bir çırpıda atıveremiyordun. Oysa göz ardı ettiğin bir şey vardı. Hayat çok kısaydı ve mutsuz olduğun işlerle zaman öldürmek aynı zamanda ruhunu öldürmekle eş anlamlıydı.</p>
<p>Evlilik konusunda da iyi karar vermek gerekiyordu. Yanlış bir karar aynı evde yaşayan iki düşman yaratabilirdi. Aşk zorunluluğa dönüşebilir ve hayatını cehenneme çevirebilirdi. İlk kararı alıyordun, bu konuda özgürdün ama devamında senin kararına bağlı olmayan pek çok şey gerçekleşiyordu. Hayat kararlardan ibaretti ve kararlar birer kibritti. Doğru yerde ateşlediğinde seni ısıtacak ateş, çorbanı kaynatacak ateş oluyordu, yanlış yerde ateşlediğin vakit ise içinde bulunduğun evle birlikte seni de yakıyordu.</p>
<p>Hayat öyle basite alınacak bir oyun değildi. Oyunun kurallarını bilmen ve ona göre oynaman gerekiyordu. Ama çoğu zaman oyunun kurallarını bilmek yetmiyordu. Çok daha önemli olan başka bir şey vardı. Kendini bilmek. Ne istediğini, neyin seni mutlu edeceğini ve kim olduğunu, neler yapabileceğini bilmek zorundaydın. Ancak o zaman doğru kararlar veriyor ve mutlu bir hayata sahip oluyordun.</p>
<p>Ve kararlar birer kibritti&#8230; Ya kendini yakıyordun ya da ısıtıyordun.</p>
</div>
<p><b>Diğer ilginizi çekebilecek yazılar:</b></p><ol>
<li><a href='http://www.kissadanhisse.net/kissadan-hisseler/acinin-ilaci/' rel='bookmark' title='Acının ilacı'>Acının ilacı</a> <small>Çin’de, tek oğlunu yitiren bir anne, yüreğindeki büyük üzüntüsüyle bir din adamına gitti ve derdine bir çare bulmasını istedi: “ Oğlumu bana hangi duaların, hangi sihirlerin geri getirebileceğini öğrenmek istiyorum...</small></li>
<li><a href='http://www.kissadanhisse.net/kissadan-hisseler/iyi-kotu/' rel='bookmark' title='iyi kötü'>iyi kötü</a> <small>Leonardo da Vinci “Son Akşam Yemeği” isimli resmini yapmayı düşündüğünde büyük bir güçlükle karşılaştı… İyi’yi İsa‘nın bedeninde, Kötü’yü de İsa’nın arkadaşı olan ve son akşam yemeğinde ona ihanet etmeye karar veren Yahuda’nın...</small></li>
<li><a href='http://www.kissadanhisse.net/kissadan-hisseler/anne-2/' rel='bookmark' title='Anne'>Anne</a> <small>Annemin yalnızca bir gözü vardı. Ondan nefret ederdim… Çünkü bu durum beni utandırıyordu. Ailemizi geçindirmek için okulda aşçılık yapardı. İlkokulda iken bir gün annem bana merhaba demeye gelmişti. Yerin dibine...</small></li>
<li><a href='http://www.kissadanhisse.net/kissadan-hisseler/altin-kural/' rel='bookmark' title='ALTIN KURAL'>ALTIN KURAL</a> <small>• İnsanların gözlerinin içine bak. • Bol bol gülümseme, hem maliyeti sıfır hem de değerine paha biçilmez. • İnsanların isimlerini anımsa. • Asla birilerinin umudunu kırma, beklide sahip oldukları tek...</small></li>
<li><a href='http://www.kissadanhisse.net/kissadan-hisseler/annenin-hizmete-ihtiyaci-var/' rel='bookmark' title='ANNENİN HİZMETE İHTİYACI VAR'>ANNENİN HİZMETE İHTİYACI VAR</a> <small>Ebû&#8217;l-Haseni&#8217;l-Harkânî (k.s)hazretleri şöyle anlatır: &#8216;İki kardeş vardı. Bu iki kardeşin hizmete muhtaç bir anneleri vardı. Her gece kardeşlerden biri annenin hizmeti ile meşgul olur, diğeri Allah Teâlâ&#8217;ya ibâdet ederdi. Bir...</small></li>
</ol></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kissadanhisse.net/kissadan-hisseler/karar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>LOKMAN HEKİM&#8217;İN  &#8216; YEME &#8216; DEDİĞİ</title>
		<link>http://www.kissadanhisse.net/kissadan-hisseler/lokman-hekimin-yeme-dedigi/</link>
		<comments>http://www.kissadanhisse.net/kissadan-hisseler/lokman-hekimin-yeme-dedigi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 05 May 2011 15:54:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>YasakLi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kıssadan Hisseler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kissadanhisse.net/?p=1652</guid>
		<description><![CDATA[LOKMAN HEKİM&#8217;İN  &#8216; YEME &#8216; DEDİĞİ &#160; Meğer yanlış biliyormuşuz. Lokman Hekim &#8216;in &#8220;ye&#8221; dediği değil,&#8221;yeme&#8221; dediği önemliymiş. Efsane tıp bilgini Lokman Hekim açtığı okulun kapısına &#8221; Yemeğe tok, ilme aç ol&#8230;&#8221; diye yazdırmış. On iki binin üzerinde olduğu sanılan öğütlerinden bazıları şöyle : &#8221; İnsanlar arasında dilini koru, yemekte iken boğazını koru, çok yeme&#8230; [...]
<b>Diğer ilginizi çekebilecek yazılar:</b><ol>
<li><a href='http://www.kissadanhisse.net/dini-hisseler/keramette-istikamet/' rel='bookmark' title='Keramette İstikamet'>Keramette İstikamet</a> <small>Kerametin uçup kaçmakta olduğunu zannedenlerden bazıları bir gün büyüklerden birini ziyarete gelmişler. Aralarında şöyle bir konuşma geçmiş: - Efendim falan zatsu üzerinde yürüyor. - Balık ve kurbağa da aynısını yapıyor....</small></li>
</ol>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>LOKMAN HEKİM&#8217;İN  &#8216; YEME &#8216; DEDİĞİ</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Meğer yanlış biliyormuşuz. Lokman Hekim &#8216;in &#8220;ye&#8221; dediği değil,&#8221;yeme&#8221; dediği önemliymiş. Efsane tıp bilgini Lokman Hekim açtığı okulun kapısına &#8221; Yemeğe tok, ilme aç ol&#8230;&#8221; diye yazdırmış. On iki binin üzerinde olduğu sanılan öğütlerinden bazıları şöyle :</p>
<p>&#8221; İnsanlar arasında dilini koru, yemekte iken boğazını koru, çok yeme&#8230; İki şeyi unut: Başkasına yaptığın iyilik, başkasının sana yaptığı kötülük&#8230; Dört şey geri gelmez: Ağızdan çıkan söz, hedefe atılan ok, geçirilmiş kaza, ömürden geçen günler&#8230; En hayırlı mal sağlıklı olmaktır, en büyük nimet ise iyi huylu olmak&#8230; Dünyanın her lezzetini tattım, ilimden lezzetlisini bulamadım&#8230; Sözü dürüst söyle, sert söyleme&#8230; Ahmakları, cahilleri sessizlik ile karşıla&#8230; Kendinden küçüğü hor görme, kibirli olma.&#8221;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Lokman Hekim &#8216;in sağlıkla ilgili önemli sözlerinden bazıları da şunlar:</p>
<p>&#8221; Vücudunu dipdiri görmek istiyorsan ayak üstünde su içme, iştah gelmeyince yemek yeme, doyunca sofradan kalk, bir metre bile olsa mutlaka yürü. Gece yatınca su içme. Hasta olmadan önce hekimi çağır.&#8221;</p>
<p>Bir gün zengin birisi Lokman&#8217;a sormuş: &#8221; Hasta olmamak için ne yiyelim ?&#8221;</p>
<p>Lokman&#8217;ın yanıtı: &#8221; Gam yeme de ne yersen ye&#8230; &#8221; olmuş.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Yine Lokman&#8217;a sormuşlar : &#8221; Hastaya ne yedirelim ?&#8221; &#8221; Acı söz yedirmeyin de ne yedirirseniz yedirin .&#8221; demiş.</p>
<p><b>Diğer ilginizi çekebilecek yazılar:</b></p><ol>
<li><a href='http://www.kissadanhisse.net/dini-hisseler/keramette-istikamet/' rel='bookmark' title='Keramette İstikamet'>Keramette İstikamet</a> <small>Kerametin uçup kaçmakta olduğunu zannedenlerden bazıları bir gün büyüklerden birini ziyarete gelmişler. Aralarında şöyle bir konuşma geçmiş: - Efendim falan zatsu üzerinde yürüyor. - Balık ve kurbağa da aynısını yapıyor....</small></li>
</ol></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kissadanhisse.net/kissadan-hisseler/lokman-hekimin-yeme-dedigi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ANNENİN HİZMETE İHTİYACI VAR</title>
		<link>http://www.kissadanhisse.net/kissadan-hisseler/annenin-hizmete-ihtiyaci-var/</link>
		<comments>http://www.kissadanhisse.net/kissadan-hisseler/annenin-hizmete-ihtiyaci-var/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 28 Feb 2011 20:47:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>YasakLi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kıssadan Hisseler]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Amel]]></category>
		<category><![CDATA[Beni]]></category>
		<category><![CDATA[Bizim]]></category>
		<category><![CDATA[Bu Gece]]></category>
		<category><![CDATA[Dedi]]></category>
		<category><![CDATA[Etti]]></category>
		<category><![CDATA[Evet]]></category>
		<category><![CDATA[Hizmet]]></category>
		<category><![CDATA[Kabul]]></category>
		<category><![CDATA[olur]]></category>
		<category><![CDATA[Ona]]></category>
		<category><![CDATA[Seni]]></category>
		<category><![CDATA[Senin]]></category>
		<category><![CDATA[Ya]]></category>
		<category><![CDATA[Yok]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kissadanhisse.net/?p=1407</guid>
		<description><![CDATA[Ebû&#8217;l-Haseni&#8217;l-Harkânî (k.s)hazretleri şöyle anlatır: &#8216;İki kardeş vardı. Bu iki kardeşin hizmete muhtaç bir anneleri vardı. Her gece kardeşlerden biri annenin hizmeti ile meşgul olur, diğeri Allah Teâlâ&#8217;ya ibâdet ederdi. Bir akşam, Allah Teâlâ&#8217;ya ibâdet kardeş, yaptığı ibâdetten, duyduğu hazdan dolayı kardeşine: &#8216;Bu gece de anneme sen hizmet et, ben ibâdet edeyim, dedi. &#8216;Kardeşi kabul etti. [...]
<b>Diğer ilginizi çekebilecek yazılar:</b><ol>
<li><a href='http://www.kissadanhisse.net/kissadan-hisseler/tevazu/' rel='bookmark' title='Tevazu'>Tevazu</a> <small>Bir adam kötü yoldan para kazanıp bununla kendisine bir inek alır. Neden sonra, yaptıklarından pişman olur ve hiç olmazsa iyi birşey yapmış olmak için bunu Hacı Bektaş Veli‘nin dergahına kurban olarak...</small></li>
<li><a href='http://www.kissadanhisse.net/dini-hisseler/aglayan-cocuk/' rel='bookmark' title='Ağlayan Çocuk'>Ağlayan Çocuk</a> <small>Hazret-i Ömer in Halifeliği (Devlet Başkanlığı) zamanıydı. Başkent Medine ye yabancı bir kervan geldi. Develerini yıkıp, konakladılar&#8230; Halife her zaman olduğu gibi, gece şehri dolaşmaya çıktı. Yolda, Eshâb dan (Sevgili...</small></li>
<li><a href='http://www.kissadanhisse.net/kissadan-hisseler/garib-coban/' rel='bookmark' title='Garib Çoban'>Garib Çoban</a> <small>Mevlâna Celâleddin’den rivâyet edilir ki; Musa Aleyhisselâm bir gün bir yerden bir yere giderken, ilerde bir ağaç altından gelen konuşma sesi duymuş… Merakla o yöne yürümüş… Bakmış ki bir garip çoban...</small></li>
<li><a href='http://www.kissadanhisse.net/kissadan-hisseler/balina-ziyafeti/' rel='bookmark' title='Balina Ziyafeti'>Balina Ziyafeti</a> <small>Ashab-ı Kiram&#8217;dan Cabir r.a. Hazretleri anlatıyor: Rasulullah s.a.v. bizi bir müfreze (askeri birlik) ile göndermişti. Başımıza da Ebu Ubeyde&#8217;yi komutan tayin etmişti. Kureyş&#8217;e ait bir kervanı ele geçirmekle vazifeliydik. Azık...</small></li>
<li><a href='http://www.kissadanhisse.net/dini-hisseler/kocasini-sikayet-eden-kadin/' rel='bookmark' title='Kocasını Şikayet Eden Kadın'>Kocasını Şikayet Eden Kadın</a> <small>Kadının biri, bir gün Halife Ömer r.a.&#8217;a gelerek dedi ki:  - Ey müminlerin emiri sana insanların en iyisini şikayete geldim. Öyle birisi ki, amelde onu geçen veya onun kadar amel...</small></li>
</ol>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ebû&#8217;l-Haseni&#8217;l-Harkânî (k.s)hazretleri şöyle anlatır:</p>
<p>&#8216;İki kardeş vardı. Bu iki kardeşin hizmete muhtaç bir anneleri vardı. Her gece kardeşlerden biri annenin hizmeti ile meşgul olur, diğeri Allah Teâlâ&#8217;ya ibâdet ederdi. Bir akşam, Allah Teâlâ&#8217;ya ibâdet kardeş, yaptığı ibâdetten, duyduğu hazdan dolayı kardeşine:</p>
<p>&#8216;Bu gece de anneme sen hizmet et, ben ibâdet edeyim, dedi.</p>
<p>&#8216;Kardeşi kabul etti. İbâdet ederken secdede uyuya kaldı ve o anda bir rüya gördü. Rüyasında bir ses ona:</p>
<p>&#8216;Kardeşini affettik, seni de onun hatırı için bağışladık, deyince genç:</p>
<p>&#8216;Ben Allah Teâlâ&#8217;ya ibâdet ediyorum. Kardeşim ise anneme hizmet ediyor. Fakat beni onun yaptığı amel yüzünden bağışlıyorsunuz, dedi. Ses ona:</p>
<p>&#8221;Evet, senin yaptığın ibâdetlere bizim hiç ihtiyacımız yok. Fakat, kardeşinin annene yaptığı hizmetlere annenin ihtiyacı vardı, karşılığını verdi.</p>
<p><b>Diğer ilginizi çekebilecek yazılar:</b></p><ol>
<li><a href='http://www.kissadanhisse.net/kissadan-hisseler/tevazu/' rel='bookmark' title='Tevazu'>Tevazu</a> <small>Bir adam kötü yoldan para kazanıp bununla kendisine bir inek alır. Neden sonra, yaptıklarından pişman olur ve hiç olmazsa iyi birşey yapmış olmak için bunu Hacı Bektaş Veli‘nin dergahına kurban olarak...</small></li>
<li><a href='http://www.kissadanhisse.net/dini-hisseler/aglayan-cocuk/' rel='bookmark' title='Ağlayan Çocuk'>Ağlayan Çocuk</a> <small>Hazret-i Ömer in Halifeliği (Devlet Başkanlığı) zamanıydı. Başkent Medine ye yabancı bir kervan geldi. Develerini yıkıp, konakladılar&#8230; Halife her zaman olduğu gibi, gece şehri dolaşmaya çıktı. Yolda, Eshâb dan (Sevgili...</small></li>
<li><a href='http://www.kissadanhisse.net/kissadan-hisseler/garib-coban/' rel='bookmark' title='Garib Çoban'>Garib Çoban</a> <small>Mevlâna Celâleddin’den rivâyet edilir ki; Musa Aleyhisselâm bir gün bir yerden bir yere giderken, ilerde bir ağaç altından gelen konuşma sesi duymuş… Merakla o yöne yürümüş… Bakmış ki bir garip çoban...</small></li>
<li><a href='http://www.kissadanhisse.net/kissadan-hisseler/balina-ziyafeti/' rel='bookmark' title='Balina Ziyafeti'>Balina Ziyafeti</a> <small>Ashab-ı Kiram&#8217;dan Cabir r.a. Hazretleri anlatıyor: Rasulullah s.a.v. bizi bir müfreze (askeri birlik) ile göndermişti. Başımıza da Ebu Ubeyde&#8217;yi komutan tayin etmişti. Kureyş&#8217;e ait bir kervanı ele geçirmekle vazifeliydik. Azık...</small></li>
<li><a href='http://www.kissadanhisse.net/dini-hisseler/kocasini-sikayet-eden-kadin/' rel='bookmark' title='Kocasını Şikayet Eden Kadın'>Kocasını Şikayet Eden Kadın</a> <small>Kadının biri, bir gün Halife Ömer r.a.&#8217;a gelerek dedi ki:  - Ey müminlerin emiri sana insanların en iyisini şikayete geldim. Öyle birisi ki, amelde onu geçen veya onun kadar amel...</small></li>
</ol></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kissadanhisse.net/kissadan-hisseler/annenin-hizmete-ihtiyaci-var/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Halil İbrahim Bereketi</title>
		<link>http://www.kissadanhisse.net/kissadan-hisseler/halil-ibrahim-bereketi/</link>
		<comments>http://www.kissadanhisse.net/kissadan-hisseler/halil-ibrahim-bereketi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 19 Feb 2011 18:52:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>YasakLi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Karışık Hisseler]]></category>
		<category><![CDATA[Kıssadan Hisseler]]></category>
		<category><![CDATA[Abi]]></category>
		<category><![CDATA[Akla]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Bile]]></category>
		<category><![CDATA[Bir]]></category>
		<category><![CDATA[Bunun]]></category>
		<category><![CDATA[Daha]]></category>
		<category><![CDATA[Dalar]]></category>
		<category><![CDATA[Evli]]></category>
		<category><![CDATA[Gibi]]></category>
		<category><![CDATA[Halil Ibrahim]]></category>
		<category><![CDATA[Haydi]]></category>
		<category><![CDATA[Kendi]]></category>
		<category><![CDATA[Kurup]]></category>
		<category><![CDATA[olur]]></category>
		<category><![CDATA[Ortak]]></category>
		<category><![CDATA[sefer]]></category>
		<category><![CDATA[Uzun]]></category>
		<category><![CDATA[Versin]]></category>
		<category><![CDATA[Yola]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kissadanhisse.net/?p=655</guid>
		<description><![CDATA[Zamanın birinde birbirini çok seven Halil ve İbrahim adında iki kardeş yaşarlar. Kardeşlerden Halil evli ve çocuklu, İbrahim ise bekârdır. İki kardeş de geçimlerini sahibi oldukları ortak tarladan sağlamaydılar. Çıkan mahsulü ikiye pay ederek, geçinir giderler. Yine bir hasat zamanı, buğdayı harmanlarlar ve eşit bir şekilde ikiye ayırırlar. Bundan sonra sıra buğdayları ambarlara taşımaya gelir. [...]
<b>Diğer ilginizi çekebilecek yazılar:</b><ol>
<li><a href='http://www.kissadanhisse.net/dini-hisseler/azrail-araya-girdi/' rel='bookmark' title='Azrail araya girdi'>Azrail araya girdi</a> <small>Azrail anını almaya geldiğinde Hz.İbrahim, canını kolay teslim etmez. Azrail&#8217;e: - Yürü git, Sultana arzet, halilinden can istemesin artık, der. Yüce Allah buyurur ki: &#8220;Eğer Halil&#8217;imsen haliline canını feda et!...</small></li>
<li><a href='http://www.kissadanhisse.net/dini-hisseler/ruha-hitap-eden-ezan/' rel='bookmark' title='ruha hitap eden ezan'>ruha hitap eden ezan</a> <small>Dinî inançlara ve yasayışa uzak bir gençtir Ertan. Öğrencilik yılları da hep böyle geçmiştir. Sadece kendi düşünceleri doğrudur. Mezun olup askerliğini yaptıktan sonra bankada çalışmaya başlar, bu arada evlenir, çoluk...</small></li>
<li><a href='http://www.kissadanhisse.net/dini-hisseler/alin-teri/' rel='bookmark' title='Alın Teri'>Alın Teri</a> <small>İmam Kazım (a.s) kendi tarlasında çalışmakla meşguldü. Fazla faaliyet İmamdın bütün vücundan terler akıtmıştı bu arada Ali ibni Ebi Hamza-i Bata ini geldi imamın yanına, ve o manzarayı görünce: -...</small></li>
<li><a href='http://www.kissadanhisse.net/kissadan-hisseler/tanri-misafiri/' rel='bookmark' title='Tanrı Misafiri'>Tanrı Misafiri</a> <small>İbrahim Nebi, biliyorsunuz keremiyle, zehasıyla ünlü bir zât!. Sofrasında kimse olmadan boğazından bir lokma geçmezmiş. Bir akşam yine sofrasını kurmuş. Gelen olmamış, yalnız kalmış. Rabbine yakarmış… ”Yarabbi! Yine sofram boş...</small></li>
<li><a href='http://www.kissadanhisse.net/dini-hisseler/nasil-bir-hizir-bekliyordun/' rel='bookmark' title='Nasıl bir Hızır bekliyordun?'>Nasıl bir Hızır bekliyordun?</a> <small>Akşehir Kaymakamı Ladikli Ahmed Ağa&#8217;ya: - Ahmed Ağa, demiş siz hep görüşüyorsunuz, bir de bana göster Hızır Aleyhisselâmı!.. Ahmed Ağa, Kaymakamın talebine yuvarlak çerçeveli bir cevap vermiş: - Oğlum, nasibse...</small></li>
</ol>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="post-bodycopy clearfix">
<p class="style59">
<p class="style5">Zamanın birinde birbirini çok seven Halil ve İbrahim adında iki kardeş yaşarlar. Kardeşlerden Halil evli ve çocuklu, İbrahim ise bekârdır. İki kardeş de geçimlerini sahibi oldukları ortak tarladan sağlamaydılar. Çıkan mahsulü ikiye pay ederek, geçinir giderler. Yine bir hasat zamanı, buğdayı harmanlarlar ve eşit bir şekilde ikiye ayırırlar. Bundan sonra sıra buğdayları ambarlara taşımaya gelir.</p>
<p>Halil bu sırada iş bölümü yaparak, “Ben gidip çuvalları getireyim. Sen buğdayı bekle.” der.</p>
<p class="style5">Bunun üzerine İbrahim de “Peki Ağabeyciğim.” der.<br />
Halil çuvalları getirmeye gittiğinde İbrahim düşüncelere dalar. Kendi kendine “Ağabeyim evli ve çocuklu. Bir sürü boğaz O’nun eline bakar. O’nun evine benden daha çok buğday lazım.” der. Ardından da küreği kaptığı gibi kendi payından O’nun payına ek yapar. Kısa bir süre sonra Halil çıkagelir ve der ki:</p>
<p class="style5">- Haydi İbrahim…! Önce sen doldur çuvalları da taşı ambara.<br />
- Peki abi…!</p>
<p>İbrahim, kendi yığınından bir çuval doldurup düşer yola. İbrahim yola koyulunca bu sefer de Halil dalar düşüncelere; “Çok şükür, ben evliyim, kurulu bir düzenim de var. Ama kardeşim bekâr. O daha çalışıp, para biriktirecek. Ev kurup evlenecek. Daha uzun bir yolu var.” der ve bu düşüncelerle kendi payından O’nun payına birkaç kürek ekler.</p>
<p class="style5">Velhasıl birbirlerinden habersiz biri gittiğinde, öbürü, kendi payından atar onunkine. Bu, böyle sürüp gider…Nihayet akşam olur. Karanlık basar. Görürler ki, bitmiyor buğdaylar. Hatta azalmıyor bile…. Hak Teala Onlar’ın bu halini çok beğenir. Buğdaylarına bir bereket verir, bir bereket verir ki …Günlerce taşır iki kardeş bitiremezler. Şaşarlar bu işe.. Aksine çoğalır buğdayları. Dolar taşar ambarları. Bugün “Bereket” denilince, bu kardeşler akla gelir. Bu bereketin adı: Halil İbrahim bereketidir…</p>
<p>ALLAH HEPİNİZE HALİL İBRAHİM BEREKETİ VERSİN!</p>
</div>
<p><b>Diğer ilginizi çekebilecek yazılar:</b></p><ol>
<li><a href='http://www.kissadanhisse.net/dini-hisseler/azrail-araya-girdi/' rel='bookmark' title='Azrail araya girdi'>Azrail araya girdi</a> <small>Azrail anını almaya geldiğinde Hz.İbrahim, canını kolay teslim etmez. Azrail&#8217;e: - Yürü git, Sultana arzet, halilinden can istemesin artık, der. Yüce Allah buyurur ki: &#8220;Eğer Halil&#8217;imsen haliline canını feda et!...</small></li>
<li><a href='http://www.kissadanhisse.net/dini-hisseler/ruha-hitap-eden-ezan/' rel='bookmark' title='ruha hitap eden ezan'>ruha hitap eden ezan</a> <small>Dinî inançlara ve yasayışa uzak bir gençtir Ertan. Öğrencilik yılları da hep böyle geçmiştir. Sadece kendi düşünceleri doğrudur. Mezun olup askerliğini yaptıktan sonra bankada çalışmaya başlar, bu arada evlenir, çoluk...</small></li>
<li><a href='http://www.kissadanhisse.net/dini-hisseler/alin-teri/' rel='bookmark' title='Alın Teri'>Alın Teri</a> <small>İmam Kazım (a.s) kendi tarlasında çalışmakla meşguldü. Fazla faaliyet İmamdın bütün vücundan terler akıtmıştı bu arada Ali ibni Ebi Hamza-i Bata ini geldi imamın yanına, ve o manzarayı görünce: -...</small></li>
<li><a href='http://www.kissadanhisse.net/kissadan-hisseler/tanri-misafiri/' rel='bookmark' title='Tanrı Misafiri'>Tanrı Misafiri</a> <small>İbrahim Nebi, biliyorsunuz keremiyle, zehasıyla ünlü bir zât!. Sofrasında kimse olmadan boğazından bir lokma geçmezmiş. Bir akşam yine sofrasını kurmuş. Gelen olmamış, yalnız kalmış. Rabbine yakarmış… ”Yarabbi! Yine sofram boş...</small></li>
<li><a href='http://www.kissadanhisse.net/dini-hisseler/nasil-bir-hizir-bekliyordun/' rel='bookmark' title='Nasıl bir Hızır bekliyordun?'>Nasıl bir Hızır bekliyordun?</a> <small>Akşehir Kaymakamı Ladikli Ahmed Ağa&#8217;ya: - Ahmed Ağa, demiş siz hep görüşüyorsunuz, bir de bana göster Hızır Aleyhisselâmı!.. Ahmed Ağa, Kaymakamın talebine yuvarlak çerçeveli bir cevap vermiş: - Oğlum, nasibse...</small></li>
</ol></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kissadanhisse.net/kissadan-hisseler/halil-ibrahim-bereketi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>iyi kötü</title>
		<link>http://www.kissadanhisse.net/kissadan-hisseler/iyi-kotu/</link>
		<comments>http://www.kissadanhisse.net/kissadan-hisseler/iyi-kotu/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 Feb 2011 08:45:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>YasakLi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Karışık Hisseler]]></category>
		<category><![CDATA[Kıssadan Hisseler]]></category>
		<category><![CDATA[Bir Adam]]></category>
		<category><![CDATA[Bu Adam]]></category>
		<category><![CDATA[Daha]]></category>
		<category><![CDATA[Dedi]]></category>
		<category><![CDATA[Diye]]></category>
		<category><![CDATA[dolu]]></category>
		<category><![CDATA[Duvar]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[Harika]]></category>
		<category><![CDATA[Iyi]]></category>
		<category><![CDATA[Leonardo Da Vinci]]></category>
		<category><![CDATA[Leonardo Vinci]]></category>
		<category><![CDATA[Modeli]]></category>
		<category><![CDATA[Olsa]]></category>
		<category><![CDATA[Poz]]></category>
		<category><![CDATA[Resme]]></category>
		<category><![CDATA[Tasvir]]></category>
		<category><![CDATA[Yahuda]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<category><![CDATA[Zamana]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kissadanhisse.net/?p=661</guid>
		<description><![CDATA[Leonardo da Vinci “Son Akşam Yemeği” isimli resmini yapmayı düşündüğünde büyük bir güçlükle karşılaştı… İyi’yi İsa‘nın bedeninde, Kötü’yü de İsa’nın arkadaşı olan ve son akşam yemeğinde ona ihanet etmeye karar veren Yahuda’nın bedeninde tasvir etmek zorundaydı… Resmi yarım bırakarak bu iki kişiye model olarak kullanabileceği birilerini aramaya başladı. Bir gün bir koronun verdiği konser sırasında, korodakilerden birinin [...]
<b>Diğer ilginizi çekebilecek yazılar:</b><ol>
<li><a href='http://www.kissadanhisse.net/dini-hisseler/aglayan-cocuk/' rel='bookmark' title='Ağlayan Çocuk'>Ağlayan Çocuk</a> <small>Hazret-i Ömer in Halifeliği (Devlet Başkanlığı) zamanıydı. Başkent Medine ye yabancı bir kervan geldi. Develerini yıkıp, konakladılar&#8230; Halife her zaman olduğu gibi, gece şehri dolaşmaya çıktı. Yolda, Eshâb dan (Sevgili...</small></li>
<li><a href='http://www.kissadanhisse.net/kissadan-hisseler/gorebilmek/' rel='bookmark' title='Görebilmek'>Görebilmek</a> <small>Adamın biri ilk defa gittiği küçük bir kasabada duran bir arabanın yanına sokulmuş ve arka koltukta tek başına oturan çocuğa; - Buranın yabancısıyım, demiş. Parkın hemen yanı başındaki fırını arıyorum, çok yakın...</small></li>
<li><a href='http://www.kissadanhisse.net/kissadan-hisseler/sofor/' rel='bookmark' title='Şoför'>Şoför</a> <small>Sokaklarda sefâlet kol geziyordu. Kim kime yardım edecek, destek olacaktı? İşsizlik yaygındı. Çevresi de perişandı. Bir yanı yıkılmaya yüz tutmuş evceğizinin camından yola doğru ümitsizce bakarken bir taksinin kapının önünde...</small></li>
<li><a href='http://www.kissadanhisse.net/kissadan-hisseler/balina-ziyafeti/' rel='bookmark' title='Balina Ziyafeti'>Balina Ziyafeti</a> <small>Ashab-ı Kiram&#8217;dan Cabir r.a. Hazretleri anlatıyor: Rasulullah s.a.v. bizi bir müfreze (askeri birlik) ile göndermişti. Başımıza da Ebu Ubeyde&#8217;yi komutan tayin etmişti. Kureyş&#8217;e ait bir kervanı ele geçirmekle vazifeliydik. Azık...</small></li>
<li><a href='http://www.kissadanhisse.net/kissadan-hisseler/tanri-misafiri/' rel='bookmark' title='Tanrı Misafiri'>Tanrı Misafiri</a> <small>İbrahim Nebi, biliyorsunuz keremiyle, zehasıyla ünlü bir zât!. Sofrasında kimse olmadan boğazından bir lokma geçmezmiş. Bir akşam yine sofrasını kurmuş. Gelen olmamış, yalnız kalmış. Rabbine yakarmış… ”Yarabbi! Yine sofram boş...</small></li>
</ol>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="post-bodycopy clearfix">
<p><strong>Leonardo da Vinci</strong> “<strong>Son Akşam Yemeği</strong>” isimli resmini yapmayı düşündüğünde büyük bir güçlükle karşılaştı…</p>
<p>İyi’yi <strong>İsa</strong>‘nın bedeninde, Kötü’yü de <strong>İsa’</strong>nın arkadaşı olan ve son akşam yemeğinde ona ihanet etmeye karar veren Yahuda’nın bedeninde tasvir etmek zorundaydı…</p>
<p>Resmi yarım bırakarak bu iki kişiye model olarak kullanabileceği birilerini aramaya başladı. Bir gün bir koronun verdiği konser sırasında, korodakilerden birinin İsa tasvirine çok uyduğunu fark etti.</p>
<p>Onu poz vermesi için atölyesine davet etti, sayısız taslak ve eskiz çizdi.</p>
<p>Aradan 3 yıl geçti. “<strong>Son Akşam Yemeği</strong>” neredeyse tamamlanmıştı, ancak Leonardo da Vinci henüz Yahuda için kullanacağı modeli bulamamıştı….</p>
<p><strong>Leonardo’nun</strong> çalıştığı kilisenin kardinali, resmi bir an önce bitirmesi için ressamı sıkıştırmaya başladı.</p>
<p>Günlerce aradıktan sonra <strong>Leonardo</strong> vaktinden önce yaşlanmış genç bir adam buldu. Paçavralar içindeki bu adam sarhoşluktan kendinden geçmiş bir durumda kaldırım kenarına yığılmıştı.</p>
<p><strong>Leonardo</strong> yardımcılarına adamı güçlükle de olsa kiliseye taşımalarını söyledi çünkü artık taslak çizecek zamanı kalmamıştı.</p>
<p>Kiliseye varınca yardımcılar adamı ayağa diktiler. Zavallı, başına gelenleri anlamamıştı. <strong>Leonardo</strong> adamın yüzünde görülen inançsızlığı, günahı, bencilliği resme geçiriyordu. <strong>Leonardo</strong> işini bitirdiğinde, o zamana kadar sarhoşluğun etkisinden kurtulmuş olan berduş gözlerini açtı ve bu harika duvar resmini gördü.</p>
<p>Şaşkınlık ve hüzün dolu bir sesle şöyle dedi:<br />
“<strong>Ben bu resmi daha önce gördüm</strong>” …”<strong>Ne zaman</strong>?’ diye sordu.</p>
<p><strong>Leonardo</strong> <strong>da Vinci</strong>, o da şaşırmıştı. “<strong>Üç yıl önce</strong>” dedi adam..<br />
“<strong>Elimde avucumda olanı kaybetmeden önce. O sıralarda bir koroda şarkı söylüyordum, pek çok hayalim vardı, bir ressam beni İsa’nın yüzü için modellik yapmak üzere davet etmişti</strong>…</p>
<p>“<strong>İyi ve Kötü “nün yüzü aynıdır…Her şey insanın yoluna ne zaman çıktığı na bağlıdır</strong>…</p>
</div>
<p><b>Diğer ilginizi çekebilecek yazılar:</b></p><ol>
<li><a href='http://www.kissadanhisse.net/dini-hisseler/aglayan-cocuk/' rel='bookmark' title='Ağlayan Çocuk'>Ağlayan Çocuk</a> <small>Hazret-i Ömer in Halifeliği (Devlet Başkanlığı) zamanıydı. Başkent Medine ye yabancı bir kervan geldi. Develerini yıkıp, konakladılar&#8230; Halife her zaman olduğu gibi, gece şehri dolaşmaya çıktı. Yolda, Eshâb dan (Sevgili...</small></li>
<li><a href='http://www.kissadanhisse.net/kissadan-hisseler/gorebilmek/' rel='bookmark' title='Görebilmek'>Görebilmek</a> <small>Adamın biri ilk defa gittiği küçük bir kasabada duran bir arabanın yanına sokulmuş ve arka koltukta tek başına oturan çocuğa; - Buranın yabancısıyım, demiş. Parkın hemen yanı başındaki fırını arıyorum, çok yakın...</small></li>
<li><a href='http://www.kissadanhisse.net/kissadan-hisseler/sofor/' rel='bookmark' title='Şoför'>Şoför</a> <small>Sokaklarda sefâlet kol geziyordu. Kim kime yardım edecek, destek olacaktı? İşsizlik yaygındı. Çevresi de perişandı. Bir yanı yıkılmaya yüz tutmuş evceğizinin camından yola doğru ümitsizce bakarken bir taksinin kapının önünde...</small></li>
<li><a href='http://www.kissadanhisse.net/kissadan-hisseler/balina-ziyafeti/' rel='bookmark' title='Balina Ziyafeti'>Balina Ziyafeti</a> <small>Ashab-ı Kiram&#8217;dan Cabir r.a. Hazretleri anlatıyor: Rasulullah s.a.v. bizi bir müfreze (askeri birlik) ile göndermişti. Başımıza da Ebu Ubeyde&#8217;yi komutan tayin etmişti. Kureyş&#8217;e ait bir kervanı ele geçirmekle vazifeliydik. Azık...</small></li>
<li><a href='http://www.kissadanhisse.net/kissadan-hisseler/tanri-misafiri/' rel='bookmark' title='Tanrı Misafiri'>Tanrı Misafiri</a> <small>İbrahim Nebi, biliyorsunuz keremiyle, zehasıyla ünlü bir zât!. Sofrasında kimse olmadan boğazından bir lokma geçmezmiş. Bir akşam yine sofrasını kurmuş. Gelen olmamış, yalnız kalmış. Rabbine yakarmış… ”Yarabbi! Yine sofram boş...</small></li>
</ol></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kissadanhisse.net/kissadan-hisseler/iyi-kotu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Görebilmek</title>
		<link>http://www.kissadanhisse.net/kissadan-hisseler/gorebilmek/</link>
		<comments>http://www.kissadanhisse.net/kissadan-hisseler/gorebilmek/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 15 Feb 2011 18:19:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>YasakLi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Karışık Hisseler]]></category>
		<category><![CDATA[Kıssadan Hisseler]]></category>
		<category><![CDATA[Ama]]></category>
		<category><![CDATA[Arka]]></category>
		<category><![CDATA[Bir Anda]]></category>
		<category><![CDATA[Bunu]]></category>
		<category><![CDATA[Diye]]></category>
		<category><![CDATA[Ihlamur]]></category>
		<category><![CDATA[Ilk]]></category>
		<category><![CDATA[Ister]]></category>
		<category><![CDATA[Iyi]]></category>
		<category><![CDATA[Ki]]></category>
		<category><![CDATA[Nefes]]></category>
		<category><![CDATA[Sizinkiler]]></category>
		<category><![CDATA[Tarafa]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kissadanhisse.net/?p=675</guid>
		<description><![CDATA[Adamın biri ilk defa gittiği küçük bir kasabada duran bir arabanın yanına sokulmuş ve arka koltukta tek başına oturan çocuğa; - Buranın yabancısıyım, demiş. Parkın hemen yanı başındaki fırını arıyorum, çok yakın olduğunu söylediler.. Çocuk arabanın penceresini açtıktan sonra; Ben de buraya ilk defa geliyorum, demiş. Ama sağ tarafa gitmeniz gerekiyor herhalde.. Adam çocuğun yabancı olmasına rağmen [...]
<b>Diğer ilginizi çekebilecek yazılar:</b><ol>
<li><a href='http://www.kissadanhisse.net/kissadan-hisseler/balon/' rel='bookmark' title='BALON'>BALON</a> <small>Küçük çocuk, baloncuyu büyülenmiş gibi takip ederken, şaşkınlığını gizleyemiyordu.      Onu hayrete düşüren şey, &#8220;Bizim eve bile sığmaz&#8221; dediği o güzelim balonların adamı nasıl havaya kaldırmadığı idi.  Baloncu dinlenmek için durakladığında...</small></li>
<li><a href='http://www.kissadanhisse.net/dini-hisseler/hiziri-gormek-istiyorum/' rel='bookmark' title='Hızırı Görmek İstiyorum'>Hızırı Görmek İstiyorum</a> <small>Vaktiyle, saf-temiz bir adam, Hazreti Hızırı görmek derdine düşmüş. Ona birileri: &#8220;- Filan çöle gideceksin filan istikamete doğru yürüyeceksin, işte oralarda bir yerlerde Hızır&#8217;ı görebilirsin, demiş. O da inanmış, o...</small></li>
<li><a href='http://www.kissadanhisse.net/kissadan-hisseler/keci/' rel='bookmark' title='Keçi'>Keçi</a> <small>Efendim bazılarınız bilir ya… Cami büyükmüş… Hoca hayli yaşlı, kürsüde vaaz veren… İhtiyar kadının da kulakları ağır işitiyor, arkada kadınlar safında… Mâlûm, kulağı ağır işitene işittirmek bir hayli zordur!… Neyse, anlatılanları...</small></li>
<li><a href='http://www.kissadanhisse.net/kissadan-hisseler/tevazu/' rel='bookmark' title='Tevazu'>Tevazu</a> <small>Bir adam kötü yoldan para kazanıp bununla kendisine bir inek alır. Neden sonra, yaptıklarından pişman olur ve hiç olmazsa iyi birşey yapmış olmak için bunu Hacı Bektaş Veli‘nin dergahına kurban olarak...</small></li>
<li><a href='http://www.kissadanhisse.net/kissadan-hisseler/kucuk-bir-cocuk-ve-dua/' rel='bookmark' title='Küçük bir çocuk ve dua'>Küçük bir çocuk ve dua</a> <small>Deniz kenarına oturmuş, gözlerinide ilerdeki bir noktaya dikmişti. Belki de bir saattir öylece duruyordu. Onun bu hâli, alışveriş için balıkçı sandallarının kıyıya dönmesini bekleyen bir ihtiyarın dikkatini çekti. Yaşlı adam,...</small></li>
</ol>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="post-bodycopy clearfix">
<p class="style59">
<p class="içerik style7">Adamın biri ilk defa gittiği küçük bir kasabada duran bir arabanın yanına sokulmuş ve arka koltukta tek başına oturan çocuğa;</p>
<p>- <strong><em>Buranın yabancısıyım</em></strong>, demiş. <em><strong>Parkın hemen yanı başındaki fırını arıyorum, çok yakın olduğunu söylediler</strong></em>..</p>
<p>Çocuk arabanın penceresini açtıktan sonra;<br />
<strong><em>Ben de buraya ilk defa geliyorum, </em></strong>demiş<strong><em>. Ama sağ tarafa gitmeniz gerekiyor herhalde</em></strong>..</p>
<p>Adam çocuğun yabancı olmasına rağmen bunu nasıl anladığını sormuş ister istemez.</p>
<p>- <em><strong>Ihlamur çiçeklerinin kokusunu duymuyor musunuz</strong></em>? diye gülümsemiş çocuk. <em><strong>Kuş cıvıltıları oradan geliyor zaten</strong></em>.</p>
<p>- <em><strong>İyi ama, demiş adam, bunların parktan değil de tek bir ağaçtan gelmediği ne malûm</strong></em>?.</p>
<p>-<em><strong>Tek bir ağaçtan bu kadar yoğun koku gelmez diye atılmış çocuk… Üstelik manolyalar da katılıyor onlara.. Hem biraz derin nefes alırsanız, fırından yeni çıkmış ekmeklerin kokusunu da duyacaksınız</strong></em>..</p>
<p>Adam gözlerini hafifçe kısarak denileni yaptıktan sonra, teşekkür etmek için döndüğünde farketmiş çocuğun kör olduğunu..</p>
<p>Çocuk ise, konuşurken bir anda sözlerini yarıda kesmesinden anlamış adamın kendisini farkettiğini..</p>
<p>Işığa hasret gözlerini ondan saklamaya çalışırken;<br />
- <em><strong>Üç yıl önce bir kaza geçirmiştim, </strong></em>demiş<em><strong>. Görmeyi o kadar çok özledim ki!. Sizinkiler sağlam, öyle değil mi</strong></em>?.</p>
<p>Adam çocuğun tarif ettiği yerde bulunan fırına doğru yönelirken;<br />
- <em><strong>Artık emin değilim demiş. Emin olduğum tek şey, benden iyi gördüğündür</strong></em>..</p>
<p class="içerik style7"><strong>Gösterdi</strong> ……….. gördü anlamına gelmez<br />
<strong>Söyledi</strong> …………. duydu anlamına gelmez<br />
<strong>Duydu</strong> …….doğru anladı anlamına gelmez<br />
<strong>Anladı</strong> ………. hak verdi anlamına gelmez<br />
<strong>Hak verdi</strong> ………. inandı anlamına gelmez<br />
<strong>İnandı</strong> ………… uyguladı anlamına gelmez<br />
<strong>Uyguladı</strong> …… sürdürecek anlamına gelmez</p>
</div>
<p><b>Diğer ilginizi çekebilecek yazılar:</b></p><ol>
<li><a href='http://www.kissadanhisse.net/kissadan-hisseler/balon/' rel='bookmark' title='BALON'>BALON</a> <small>Küçük çocuk, baloncuyu büyülenmiş gibi takip ederken, şaşkınlığını gizleyemiyordu.      Onu hayrete düşüren şey, &#8220;Bizim eve bile sığmaz&#8221; dediği o güzelim balonların adamı nasıl havaya kaldırmadığı idi.  Baloncu dinlenmek için durakladığında...</small></li>
<li><a href='http://www.kissadanhisse.net/dini-hisseler/hiziri-gormek-istiyorum/' rel='bookmark' title='Hızırı Görmek İstiyorum'>Hızırı Görmek İstiyorum</a> <small>Vaktiyle, saf-temiz bir adam, Hazreti Hızırı görmek derdine düşmüş. Ona birileri: &#8220;- Filan çöle gideceksin filan istikamete doğru yürüyeceksin, işte oralarda bir yerlerde Hızır&#8217;ı görebilirsin, demiş. O da inanmış, o...</small></li>
<li><a href='http://www.kissadanhisse.net/kissadan-hisseler/keci/' rel='bookmark' title='Keçi'>Keçi</a> <small>Efendim bazılarınız bilir ya… Cami büyükmüş… Hoca hayli yaşlı, kürsüde vaaz veren… İhtiyar kadının da kulakları ağır işitiyor, arkada kadınlar safında… Mâlûm, kulağı ağır işitene işittirmek bir hayli zordur!… Neyse, anlatılanları...</small></li>
<li><a href='http://www.kissadanhisse.net/kissadan-hisseler/tevazu/' rel='bookmark' title='Tevazu'>Tevazu</a> <small>Bir adam kötü yoldan para kazanıp bununla kendisine bir inek alır. Neden sonra, yaptıklarından pişman olur ve hiç olmazsa iyi birşey yapmış olmak için bunu Hacı Bektaş Veli‘nin dergahına kurban olarak...</small></li>
<li><a href='http://www.kissadanhisse.net/kissadan-hisseler/kucuk-bir-cocuk-ve-dua/' rel='bookmark' title='Küçük bir çocuk ve dua'>Küçük bir çocuk ve dua</a> <small>Deniz kenarına oturmuş, gözlerinide ilerdeki bir noktaya dikmişti. Belki de bir saattir öylece duruyordu. Onun bu hâli, alışveriş için balıkçı sandallarının kıyıya dönmesini bekleyen bir ihtiyarın dikkatini çekti. Yaşlı adam,...</small></li>
</ol></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kissadanhisse.net/kissadan-hisseler/gorebilmek/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Keçi</title>
		<link>http://www.kissadanhisse.net/kissadan-hisseler/keci/</link>
		<comments>http://www.kissadanhisse.net/kissadan-hisseler/keci/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 14 Feb 2011 18:18:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>YasakLi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Karışık Hisseler]]></category>
		<category><![CDATA[Kıssadan Hisseler]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Ama]]></category>
		<category><![CDATA[Anam]]></category>
		<category><![CDATA[Arada]]></category>
		<category><![CDATA[Bu]]></category>
		<category><![CDATA[Bunu]]></category>
		<category><![CDATA[cami]]></category>
		<category><![CDATA[Diye]]></category>
		<category><![CDATA[Hani]]></category>
		<category><![CDATA[Herkes]]></category>
		<category><![CDATA[HOCA]]></category>
		<category><![CDATA[İMAN]]></category>
		<category><![CDATA[Ismail]]></category>
		<category><![CDATA[Kurban]]></category>
		<category><![CDATA[Melekler]]></category>
		<category><![CDATA[Tevhid]]></category>
		<category><![CDATA[Uzak]]></category>
		<category><![CDATA[Uzun]]></category>
		<category><![CDATA[Vaaz]]></category>
		<category><![CDATA[Veren]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kissadanhisse.net/?p=679</guid>
		<description><![CDATA[Efendim bazılarınız bilir ya… Cami büyükmüş… Hoca hayli yaşlı, kürsüde vaaz veren… İhtiyar kadının da kulakları ağır işitiyor, arkada kadınlar safında… Mâlûm, kulağı ağır işitene işittirmek bir hayli zordur!… Neyse, anlatılanları dinlemeye çalışmış ömrünün son demlerini yaşayan kulağı ağır işiten!. Ama bir yandan da, aklı bin türlü işte; bir hobisi de vaaz dinleyip tatmin olmak; işte [...]
<b>Diğer ilginizi çekebilecek yazılar:</b><ol>
<li><a href='http://www.kissadanhisse.net/kissadan-hisseler/garib-coban/' rel='bookmark' title='Garib Çoban'>Garib Çoban</a> <small>Mevlâna Celâleddin’den rivâyet edilir ki; Musa Aleyhisselâm bir gün bir yerden bir yere giderken, ilerde bir ağaç altından gelen konuşma sesi duymuş… Merakla o yöne yürümüş… Bakmış ki bir garip çoban...</small></li>
<li><a href='http://www.kissadanhisse.net/dini-hisseler/ruha-hitap-eden-ezan/' rel='bookmark' title='ruha hitap eden ezan'>ruha hitap eden ezan</a> <small>Dinî inançlara ve yasayışa uzak bir gençtir Ertan. Öğrencilik yılları da hep böyle geçmiştir. Sadece kendi düşünceleri doğrudur. Mezun olup askerliğini yaptıktan sonra bankada çalışmaya başlar, bu arada evlenir, çoluk...</small></li>
<li><a href='http://www.kissadanhisse.net/dini-hisseler/hiziri-gormek-istiyorum/' rel='bookmark' title='Hızırı Görmek İstiyorum'>Hızırı Görmek İstiyorum</a> <small>Vaktiyle, saf-temiz bir adam, Hazreti Hızırı görmek derdine düşmüş. Ona birileri: &#8220;- Filan çöle gideceksin filan istikamete doğru yürüyeceksin, işte oralarda bir yerlerde Hızır&#8217;ı görebilirsin, demiş. O da inanmış, o...</small></li>
<li><a href='http://www.kissadanhisse.net/kissadan-hisseler/allahi-bilmeye-yuz-delil/' rel='bookmark' title='Allah&#8217;ı Bilmeye Yüz Delil'>Allah&#8217;ı Bilmeye Yüz Delil</a> <small>Fahreddîn-i Râzî Herat ve civarında bozuk inançları yaymakla meşgul olanlarla mücâdele ediyor, Müslümanlar&#8217;ı bunların tehlikelerine karşı korumaya çalışıyordu. Üç yüz kadar atlı talebe ve âlim ile Herat&#8217;a geldiğinde; hem devlet,...</small></li>
<li><a href='http://www.kissadanhisse.net/dini-hisseler/nasil-bir-hizir-bekliyordun/' rel='bookmark' title='Nasıl bir Hızır bekliyordun?'>Nasıl bir Hızır bekliyordun?</a> <small>Akşehir Kaymakamı Ladikli Ahmed Ağa&#8217;ya: - Ahmed Ağa, demiş siz hep görüşüyorsunuz, bir de bana göster Hızır Aleyhisselâmı!.. Ahmed Ağa, Kaymakamın talebine yuvarlak çerçeveli bir cevap vermiş: - Oğlum, nasibse...</small></li>
</ol>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="post-bodycopy clearfix">
<p class="style59">
<p class="style61">Efendim bazılarınız bilir ya…</p>
<p class="style61">Cami büyükmüş… Hoca hayli yaşlı, kürsüde vaaz veren… İhtiyar kadının da kulakları ağır işitiyor, arkada kadınlar safında… Mâlûm, <strong>kulağı ağır işitene işittirmek bir hayli zordur!…</strong></p>
<p class="style61">Neyse, anlatılanları dinlemeye çalışmış ömrünün son demlerini yaşayan kulağı ağır işiten!. Ama bir yandan da, aklı bin türlü işte; bir hobisi de vaaz dinleyip tatmin olmak; işte bunu da yapıyorum, diye…</p>
<p class="style61">Bu arada anlatılanlar anlatılmış, herkes aldığı kadarıyla dışarı çıkmış, kulağı ağır işiten, yanaşmış hocaya sormuş…</p>
<p class="style61">- <strong>Hocam galiba sen çok güzel şeyler anlattın da, ben tam anlayamadım!…<br />
Biraz uzak düştüm senden… Biraz da kulağım ağır işitiyor… Biraz da yaşlılık; kafam çok dolgun!…<br />
Hani dedin ya, kadının biri kızını asacakmış ağaca da, yerden bir keçi fırlatmış melekler.. O da o keçiyi asmış!.. Ne mubârekmiş o… Şunu anlayamadım?… Keçiyi nasıl asarak kurban etmiş</strong>!!!…???</p>
<p class="style61">Hoca, kulağı ağır işiten yaşlıya bakmış, bakmış, bakakalmış!…<br />
Uzun uzun ne diyeceğini düşünmüş, <strong>Allah’ın ağır işitenini kırmamak </strong>için…<br />
Sonra sâkin sâkin baştan başlamış olayı yeniden anlatmaya….</p>
<p class="style61">Demiş… <strong>Anam, o kadının biri değildi… Tevhid Rasûlü İbrahim Aleyhisselâm idi… Sözkonusu olan kızı değildi… Oğlu İsmail A.S idi… Asmayacaktı, kurban etmesi gerekiyordu… Yerden değil… Semâdan!… keçi değil bir koçtu</strong>!…</p>
<p class="style61"><strong>Anacım… anladım, diye dinlemişsin; ama bakıyorum ki anlattıklarımın hiç biri sana ya ulaşmamış, ya da bambaşka bir şekilde ulaşmış!…</strong></p>
<p class="style61"><strong>Gel, yaşın epey ilerlemiş de olsa, gene de fırsat kaçmış sayılmaz!….<br />
Yakın gel de artık; iyi dinle anlattıklarımı!… Ona göre düzenle yaşamını… Bir daha dünyaya geri gelip, yanlışlarını düzeltme şansına sahip olmayacaksın, Kur’ân ‘a iman ediyorsan</strong>!…</p>
</div>
<p><b>Diğer ilginizi çekebilecek yazılar:</b></p><ol>
<li><a href='http://www.kissadanhisse.net/kissadan-hisseler/garib-coban/' rel='bookmark' title='Garib Çoban'>Garib Çoban</a> <small>Mevlâna Celâleddin’den rivâyet edilir ki; Musa Aleyhisselâm bir gün bir yerden bir yere giderken, ilerde bir ağaç altından gelen konuşma sesi duymuş… Merakla o yöne yürümüş… Bakmış ki bir garip çoban...</small></li>
<li><a href='http://www.kissadanhisse.net/dini-hisseler/ruha-hitap-eden-ezan/' rel='bookmark' title='ruha hitap eden ezan'>ruha hitap eden ezan</a> <small>Dinî inançlara ve yasayışa uzak bir gençtir Ertan. Öğrencilik yılları da hep böyle geçmiştir. Sadece kendi düşünceleri doğrudur. Mezun olup askerliğini yaptıktan sonra bankada çalışmaya başlar, bu arada evlenir, çoluk...</small></li>
<li><a href='http://www.kissadanhisse.net/dini-hisseler/hiziri-gormek-istiyorum/' rel='bookmark' title='Hızırı Görmek İstiyorum'>Hızırı Görmek İstiyorum</a> <small>Vaktiyle, saf-temiz bir adam, Hazreti Hızırı görmek derdine düşmüş. Ona birileri: &#8220;- Filan çöle gideceksin filan istikamete doğru yürüyeceksin, işte oralarda bir yerlerde Hızır&#8217;ı görebilirsin, demiş. O da inanmış, o...</small></li>
<li><a href='http://www.kissadanhisse.net/kissadan-hisseler/allahi-bilmeye-yuz-delil/' rel='bookmark' title='Allah&#8217;ı Bilmeye Yüz Delil'>Allah&#8217;ı Bilmeye Yüz Delil</a> <small>Fahreddîn-i Râzî Herat ve civarında bozuk inançları yaymakla meşgul olanlarla mücâdele ediyor, Müslümanlar&#8217;ı bunların tehlikelerine karşı korumaya çalışıyordu. Üç yüz kadar atlı talebe ve âlim ile Herat&#8217;a geldiğinde; hem devlet,...</small></li>
<li><a href='http://www.kissadanhisse.net/dini-hisseler/nasil-bir-hizir-bekliyordun/' rel='bookmark' title='Nasıl bir Hızır bekliyordun?'>Nasıl bir Hızır bekliyordun?</a> <small>Akşehir Kaymakamı Ladikli Ahmed Ağa&#8217;ya: - Ahmed Ağa, demiş siz hep görüşüyorsunuz, bir de bana göster Hızır Aleyhisselâmı!.. Ahmed Ağa, Kaymakamın talebine yuvarlak çerçeveli bir cevap vermiş: - Oğlum, nasibse...</small></li>
</ol></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kissadanhisse.net/kissadan-hisseler/keci/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tanrı Misafiri</title>
		<link>http://www.kissadanhisse.net/kissadan-hisseler/tanri-misafiri/</link>
		<comments>http://www.kissadanhisse.net/kissadan-hisseler/tanri-misafiri/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 14 Feb 2011 12:38:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>YasakLi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Karışık Hisseler]]></category>
		<category><![CDATA[Kıssadan Hisseler]]></category>
		<category><![CDATA[Aaa]]></category>
		<category><![CDATA[Benim]]></category>
		<category><![CDATA[besmele]]></category>
		<category><![CDATA[Bismillah]]></category>
		<category><![CDATA[Dedi]]></category>
		<category><![CDATA[ekmek]]></category>
		<category><![CDATA[Elini]]></category>
		<category><![CDATA[hata]]></category>
		<category><![CDATA[Hemen]]></category>
		<category><![CDATA[Kere]]></category>
		<category><![CDATA[Kimdir O]]></category>
		<category><![CDATA[Kulum]]></category>
		<category><![CDATA[Lokma]]></category>
		<category><![CDATA[misafir]]></category>
		<category><![CDATA[Nebi]]></category>
		<category><![CDATA[Ordan]]></category>
		<category><![CDATA[Peki]]></category>
		<category><![CDATA[Rabbin]]></category>
		<category><![CDATA[Senin]]></category>
		<category><![CDATA[Yolla]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kissadanhisse.net/?p=666</guid>
		<description><![CDATA[İbrahim Nebi, biliyorsunuz keremiyle, zehasıyla ünlü bir zât!. Sofrasında kimse olmadan boğazından bir lokma geçmezmiş. Bir akşam yine sofrasını kurmuş. Gelen olmamış, yalnız kalmış. Rabbine yakarmış… ”Yarabbi! Yine sofram boş kaldı! Ne olur bir misafir yolla soframa…” İbahim’in duasını kabul etmiş Cenâb-ı Hak… Derken biraz sonra birisi seslenmiş dışardan.. “Kimse var mı burda?” Hemen fırlamış [...]
<b>Diğer ilginizi çekebilecek yazılar:</b><ol>
<li><a href='http://www.kissadanhisse.net/dini-hisseler/hiziri-gormek-istiyorum/' rel='bookmark' title='Hızırı Görmek İstiyorum'>Hızırı Görmek İstiyorum</a> <small>Vaktiyle, saf-temiz bir adam, Hazreti Hızırı görmek derdine düşmüş. Ona birileri: &#8220;- Filan çöle gideceksin filan istikamete doğru yürüyeceksin, işte oralarda bir yerlerde Hızır&#8217;ı görebilirsin, demiş. O da inanmış, o...</small></li>
<li><a href='http://www.kissadanhisse.net/kissadan-hisseler/altiyuz-dirhemlik-ip/' rel='bookmark' title='Altıyüz Dirhemlik İp'>Altıyüz Dirhemlik İp</a> <small>Bağdat. Dul bir kadın. Altı öksüz çocuğu ve bir de ihtiyar ana. Kadın geçimi sağlamak üzere, hafta boyu el emeği verir, göz nuru döker iplik eğirir, pazara çıkar ve anası...</small></li>
<li><a href='http://www.kissadanhisse.net/kissadan-hisseler/allahi-bilmeye-yuz-delil/' rel='bookmark' title='Allah&#8217;ı Bilmeye Yüz Delil'>Allah&#8217;ı Bilmeye Yüz Delil</a> <small>Fahreddîn-i Râzî Herat ve civarında bozuk inançları yaymakla meşgul olanlarla mücâdele ediyor, Müslümanlar&#8217;ı bunların tehlikelerine karşı korumaya çalışıyordu. Üç yüz kadar atlı talebe ve âlim ile Herat&#8217;a geldiğinde; hem devlet,...</small></li>
<li><a href='http://www.kissadanhisse.net/dini-hisseler/tevbeyi-tehir-etmek/' rel='bookmark' title='Tevbeyi tehir etmek'>Tevbeyi tehir etmek</a> <small>Bir veli; otuz senelik bir terziye sormuş.Neden hala tövbe etmiyorsun da günahlı hayata devam ediyorsun?    -    Nasıl olsa demiş terzi,can boğaza gelinceye kadar tevbenin vakti var.o zaman tövbe eder,kurtulurum demiş....</small></li>
<li><a href='http://www.kissadanhisse.net/dini-hisseler/azrail-araya-girdi/' rel='bookmark' title='Azrail araya girdi'>Azrail araya girdi</a> <small>Azrail anını almaya geldiğinde Hz.İbrahim, canını kolay teslim etmez. Azrail&#8217;e: - Yürü git, Sultana arzet, halilinden can istemesin artık, der. Yüce Allah buyurur ki: &#8220;Eğer Halil&#8217;imsen haliline canını feda et!...</small></li>
</ol>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="post-bodycopy clearfix">
<p class="style60">İbrahim Nebi, biliyorsunuz keremiyle, zehasıyla ünlü bir zât!.</p>
<p class="style61">Sofrasında kimse olmadan boğazından bir lokma geçmezmiş.</p>
<p class="style61">Bir akşam yine sofrasını kurmuş. Gelen olmamış, yalnız kalmış. Rabbine yakarmış…</p>
<p class="style61">”<strong>Yarabbi! Yine sofram boş kaldı! Ne olur bir misafir yolla soframa</strong>…”</p>
<p class="style61">İbahim’in duasını kabul etmiş Cenâb-ı Hak…</p>
<p class="style61">Derken biraz sonra birisi seslenmiş dışardan..</p>
<p class="style61">“<strong>Kimse var mı burda</strong>?”</p>
<p class="style61">Hemen fırlamış yerinden İbrahim, kapıyı açmış.</p>
<p class="style61">“<strong>Hoşgeldin</strong>”, demiş… “<strong>Buyur</strong>…<strong>Tanrı misafiri eyvallah</strong>..<strong>Gel, otur</strong>” …</p>
<p class="style61">Oturmuşlar, ne varsa sofraya konmuş…</p>
<p class="style61">“<strong>Bismillah</strong>” demiş, elini uzatmış İbrahim Nebi…</p>
<p class="style61">Adam da elini uzatmış, ordan ekmek koparmış..</p>
<p class="style61"><strong>”Aaa</strong>!” demiş İbrahim, “<strong>Besmele çek</strong>! <strong>Allah’ın adını an</strong>!. <strong>Bu nimeti bize veren Allah</strong>!”…</p>
<p class="style61">Yaşlı, sakalları göbeğine düşmüş ihtiyar, “<strong>Ben</strong>”, demiş, “<strong>Tanımam senin rabbini.. Kimdir o</strong>?..”</p>
<p class="style61">İbrahim aleyhisselâm; “<strong>Olmaz</strong>!” demiş… “<strong>Bana Alllah’ın verdiği bu rızkı, O’nu tanımayan, O’nu reddeden birine nasıl veririm</strong>?”…</p>
<p class="style61">“<strong>Peki öyleyse</strong>”, demiş, kalkmış adam.</p>
<p class="style61">Dışarı çıkmış, giderken vahiy gelmiş İbrahim’e:</p>
<p class="style61">“<strong>Ya İbrahim!.. Beni inkâr eden o kulumu ben yüz senedir yaşatırım, rızkını veririm, bir kere kapımdan kovmadım da; sen nasıl benim kulum olarak onu geri çevirirsin</strong>!..”</p>
<p class="style61">Hemen fırlamış yerinden, koşmuş.</p>
<p class="style61">“<strong>Aman</strong>!…” demiş, “<strong>Gel</strong>! <strong>Hata ettim.. Senin yüzünden Rabbimden azar işittim</strong>.”</p>
<p class="style61">“<strong>Hayır ola</strong>!…” demiş adam.. “<strong>Ne oldu</strong>?…”</p>
<p class="style61">“<strong>Benim Rabbim buyurdu ki:  Ben, yüz senedir o kulum beni tanımadığı halde  onun rızkını veririm de, sen kim oluyosun onu kapından, sofrandan geri çeviriyosun! … G özünü seveyim,” demiş, “Gel otur soframa, paylaşalım seninle</strong>…”</p>
<p class="style61">“<strong>Senin Rabbin mi dedi</strong>?” demiş..</p>
<p class="style61">”<strong>Senin Rabbin büyük, yüce bir Rabmiş!.Ben iman ettim senin Rabbine</strong>!”…</p>
</div>
<p><b>Diğer ilginizi çekebilecek yazılar:</b></p><ol>
<li><a href='http://www.kissadanhisse.net/dini-hisseler/hiziri-gormek-istiyorum/' rel='bookmark' title='Hızırı Görmek İstiyorum'>Hızırı Görmek İstiyorum</a> <small>Vaktiyle, saf-temiz bir adam, Hazreti Hızırı görmek derdine düşmüş. Ona birileri: &#8220;- Filan çöle gideceksin filan istikamete doğru yürüyeceksin, işte oralarda bir yerlerde Hızır&#8217;ı görebilirsin, demiş. O da inanmış, o...</small></li>
<li><a href='http://www.kissadanhisse.net/kissadan-hisseler/altiyuz-dirhemlik-ip/' rel='bookmark' title='Altıyüz Dirhemlik İp'>Altıyüz Dirhemlik İp</a> <small>Bağdat. Dul bir kadın. Altı öksüz çocuğu ve bir de ihtiyar ana. Kadın geçimi sağlamak üzere, hafta boyu el emeği verir, göz nuru döker iplik eğirir, pazara çıkar ve anası...</small></li>
<li><a href='http://www.kissadanhisse.net/kissadan-hisseler/allahi-bilmeye-yuz-delil/' rel='bookmark' title='Allah&#8217;ı Bilmeye Yüz Delil'>Allah&#8217;ı Bilmeye Yüz Delil</a> <small>Fahreddîn-i Râzî Herat ve civarında bozuk inançları yaymakla meşgul olanlarla mücâdele ediyor, Müslümanlar&#8217;ı bunların tehlikelerine karşı korumaya çalışıyordu. Üç yüz kadar atlı talebe ve âlim ile Herat&#8217;a geldiğinde; hem devlet,...</small></li>
<li><a href='http://www.kissadanhisse.net/dini-hisseler/tevbeyi-tehir-etmek/' rel='bookmark' title='Tevbeyi tehir etmek'>Tevbeyi tehir etmek</a> <small>Bir veli; otuz senelik bir terziye sormuş.Neden hala tövbe etmiyorsun da günahlı hayata devam ediyorsun?    -    Nasıl olsa demiş terzi,can boğaza gelinceye kadar tevbenin vakti var.o zaman tövbe eder,kurtulurum demiş....</small></li>
<li><a href='http://www.kissadanhisse.net/dini-hisseler/azrail-araya-girdi/' rel='bookmark' title='Azrail araya girdi'>Azrail araya girdi</a> <small>Azrail anını almaya geldiğinde Hz.İbrahim, canını kolay teslim etmez. Azrail&#8217;e: - Yürü git, Sultana arzet, halilinden can istemesin artık, der. Yüce Allah buyurur ki: &#8220;Eğer Halil&#8217;imsen haliline canını feda et!...</small></li>
</ol></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kissadanhisse.net/kissadan-hisseler/tanri-misafiri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Allah&#8217;tan Utanandan Her Şey Utanır</title>
		<link>http://www.kissadanhisse.net/kissadan-hisseler/allahtan-utanandan-her-sey-utanir/</link>
		<comments>http://www.kissadanhisse.net/kissadan-hisseler/allahtan-utanandan-her-sey-utanir/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 13 Feb 2011 14:04:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>YasakLi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Karışık Hisseler]]></category>
		<category><![CDATA[Kıssadan Hisseler]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Geldi]]></category>
		<category><![CDATA[kuş]]></category>
		<category><![CDATA[Maruf]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kissadanhisse.net/?p=693</guid>
		<description><![CDATA[Ma&#8217;rûf-ı Kerhi Hazretlerinin bir dayısı şehrin vâlisi idi. Vâli, bir gün şehrin kenar mahallelerini dolaşıyordu. Ma&#8217;rûf&#8217;u bir kenarda oturmuş ekmek yerken gördü. Önünde de bir köpek vardı. Bir lokma kendi yiyor, bir lokma da köpeğin ağzına veriyordu. Dayısı, - Köpekle birlikte yemeğe utanmıyor musun dedi. Maruf; Utandığım için bu zavallıyı yediriyorum dedi ve başını kaldırıp [...]
<b>Diğer ilginizi çekebilecek yazılar:</b><ol>
<li><a href='http://www.kissadanhisse.net/kissadan-hisseler/misafir-kopek/' rel='bookmark' title='Misafir Köpek'>Misafir Köpek</a> <small>  Hâce Ali Sirgâhî, Şâh’ın türbesinin yanında yemek verirdi.    Böyle bir gün; “Yâ Rabbî! Bir misâfir gönder!” dedi.  Âniden bir köpek geldi. Hâce Ali köpeği kovaladı. Köpek kaçtı. Sonra...</small></li>
<li><a href='http://www.kissadanhisse.net/dini-hisseler/keramette-istikamet/' rel='bookmark' title='Keramette İstikamet'>Keramette İstikamet</a> <small>Kerametin uçup kaçmakta olduğunu zannedenlerden bazıları bir gün büyüklerden birini ziyarete gelmişler. Aralarında şöyle bir konuşma geçmiş: - Efendim falan zatsu üzerinde yürüyor. - Balık ve kurbağa da aynısını yapıyor....</small></li>
<li><a href='http://www.kissadanhisse.net/kissadan-hisseler/bir-olum-ruyasi/' rel='bookmark' title='Bir Ölüm Rüyası'>Bir Ölüm Rüyası</a> <small>Bir zamanlar bir yerde Allah’ın bir veli kulu yaşardı. Temiz kalpli, ihlaslı, safça bir mü’mindi. Her gördüğünü iyiye yorumlar, Allah’a çok tevekkül ederdi. Bir kötülük, bir çirkinlik görse iyi tarafından...</small></li>
<li><a href='http://www.kissadanhisse.net/dini-hisseler/her-gordugunu-hizir-her-geceyi-kadir-bil/' rel='bookmark' title='Her Gördüğünü Hızır, Her Geceyi Kadir Bil'>Her Gördüğünü Hızır, Her Geceyi Kadir Bil</a> <small>Bir gün annesi tarladan kaldırdığı buğdayları, biriyle Ubeydullah-ı Ahrâr&#8217;a gönderdi. Ubeydullah-ı Ahrâr buğdayları ambara koymakla meşgûlken, buğdayları getiren kimse, boş çuvallarını alıp gitti. Nereye gittiği ve hangi yoldan gittiği belli...</small></li>
<li><a href='http://www.kissadanhisse.net/dini-hisseler/hizira-soyle/' rel='bookmark' title='Hızıra Söyle'>Hızıra Söyle</a> <small>Bediüzzaman Saidi Nursi Emirdağ veya Afyon hapishanesi&#8217;nde yatarken, bir gece Konya&#8217;nın Ladik kasabasına Ahmed Ağa&#8217;nın yanına geldi. Ahmed Ağa&#8217;nın yanında o anda sadece oğlu Zekeriya vardı. Bediüzzaman tayy-i mekan ederek...</small></li>
</ol>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ma&#8217;rûf-ı Kerhi Hazretlerinin bir dayısı şehrin vâlisi idi. Vâli, bir gün şehrin kenar mahallelerini dolaşıyordu. Ma&#8217;rûf&#8217;u bir kenarda oturmuş ekmek yerken gördü. Önünde de bir köpek vardı. Bir lokma kendi yiyor, bir lokma da köpeğin ağzına veriyordu.<br />
Dayısı,<br />
- Köpekle birlikte yemeğe utanmıyor musun dedi.<br />
Maruf;</p>
<p>Utandığım için bu zavallıyı yediriyorum dedi ve başını kaldırıp havadaki bir kuşa seslendi. Kuş uçup geldi, eline kondu ve kanadıyla başını ve gözünü örttü.<br />
Ma&#8217;rûf;<br />
-Allah&#8217;tan utanandan her şey utanır, buyurdu.</p>
<p>Dayısı bu hâli görüp, bu sözü işitmekle hem hayret etti, hem de oradan uzaklaştı.</p>
<p><b>Diğer ilginizi çekebilecek yazılar:</b></p><ol>
<li><a href='http://www.kissadanhisse.net/kissadan-hisseler/misafir-kopek/' rel='bookmark' title='Misafir Köpek'>Misafir Köpek</a> <small>  Hâce Ali Sirgâhî, Şâh’ın türbesinin yanında yemek verirdi.    Böyle bir gün; “Yâ Rabbî! Bir misâfir gönder!” dedi.  Âniden bir köpek geldi. Hâce Ali köpeği kovaladı. Köpek kaçtı. Sonra...</small></li>
<li><a href='http://www.kissadanhisse.net/dini-hisseler/keramette-istikamet/' rel='bookmark' title='Keramette İstikamet'>Keramette İstikamet</a> <small>Kerametin uçup kaçmakta olduğunu zannedenlerden bazıları bir gün büyüklerden birini ziyarete gelmişler. Aralarında şöyle bir konuşma geçmiş: - Efendim falan zatsu üzerinde yürüyor. - Balık ve kurbağa da aynısını yapıyor....</small></li>
<li><a href='http://www.kissadanhisse.net/kissadan-hisseler/bir-olum-ruyasi/' rel='bookmark' title='Bir Ölüm Rüyası'>Bir Ölüm Rüyası</a> <small>Bir zamanlar bir yerde Allah’ın bir veli kulu yaşardı. Temiz kalpli, ihlaslı, safça bir mü’mindi. Her gördüğünü iyiye yorumlar, Allah’a çok tevekkül ederdi. Bir kötülük, bir çirkinlik görse iyi tarafından...</small></li>
<li><a href='http://www.kissadanhisse.net/dini-hisseler/her-gordugunu-hizir-her-geceyi-kadir-bil/' rel='bookmark' title='Her Gördüğünü Hızır, Her Geceyi Kadir Bil'>Her Gördüğünü Hızır, Her Geceyi Kadir Bil</a> <small>Bir gün annesi tarladan kaldırdığı buğdayları, biriyle Ubeydullah-ı Ahrâr&#8217;a gönderdi. Ubeydullah-ı Ahrâr buğdayları ambara koymakla meşgûlken, buğdayları getiren kimse, boş çuvallarını alıp gitti. Nereye gittiği ve hangi yoldan gittiği belli...</small></li>
<li><a href='http://www.kissadanhisse.net/dini-hisseler/hizira-soyle/' rel='bookmark' title='Hızıra Söyle'>Hızıra Söyle</a> <small>Bediüzzaman Saidi Nursi Emirdağ veya Afyon hapishanesi&#8217;nde yatarken, bir gece Konya&#8217;nın Ladik kasabasına Ahmed Ağa&#8217;nın yanına geldi. Ahmed Ağa&#8217;nın yanında o anda sadece oğlu Zekeriya vardı. Bediüzzaman tayy-i mekan ederek...</small></li>
</ol></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kissadanhisse.net/kissadan-hisseler/allahtan-utanandan-her-sey-utanir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

