<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kıssadan Hisse NET &#124; Vecizelerden Bir Buket!... &#187; [K.H.N.]Karışık</title>
	<atom:link href="http://www.kissadanhisse.net/category/kategoriler/karisik-hisseler/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.kissadanhisse.net</link>
	<description>&#124; Vecizelerden Bir Buket!... &#124; hisse net, hisse.net, kıssadan hisse, hissenet, kıssadan hisseler, hisse net hisseler, hısse net, Kıssadan Hisse, Kısadan Hisse, Kıssa, Hisse, Kısa Hisse, Kıssadan, Hisseler, Vecize, Hikaye, Ders, Menkıbe, Menkîbe,</description>
	<lastBuildDate>Sat, 24 Jul 2010 07:04:51 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.1</generator>
	
<!-- Start Of Script Generated By WP-PostViews Plus -->
<script type='text/javascript' src='http://www.kissadanhisse.net/wp-includes/js/jquery/jquery.js?ver=1.4.2'></script>
<script type="text/javascript">
/* <![CDATA[ */
/* ]]> */
</script>
<!-- End Of Script Generated By WP-PostViews Plus -->
	<item>
		<title>Oğul;</title>
		<link>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/nasihatler/ogul/</link>
		<comments>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/nasihatler/ogul/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 30 Apr 2009 22:25:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>YasakLi</dc:creator>
				<category><![CDATA[[K.H.N.]Karışık]]></category>
		<category><![CDATA[[K.H.N.]Nasihat]]></category>
		<category><![CDATA[[K.H.N.]Sözler]]></category>
		<category><![CDATA[[K.H.N.]Yaşanmış]]></category>
		<category><![CDATA[açık sözlü]]></category>
		<category><![CDATA[akıl]]></category>
		<category><![CDATA[akşam ezanı]]></category>
		<category><![CDATA[ata]]></category>
		<category><![CDATA[avun]]></category>
		<category><![CDATA[bereket]]></category>
		<category><![CDATA[bilinmeyen]]></category>
		<category><![CDATA[büyük]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[gizem]]></category>
		<category><![CDATA[gördün]]></category>
		<category><![CDATA[güç]]></category>
		<category><![CDATA[inanc]]></category>
		<category><![CDATA[irade]]></category>
		<category><![CDATA[kelam]]></category>
		<category><![CDATA[kuvvet]]></category>
		<category><![CDATA[mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[NEFİS]]></category>
		<category><![CDATA[nefs]]></category>
		<category><![CDATA[öfke]]></category>
		<category><![CDATA[Osman Bey]]></category>
		<category><![CDATA[sabah rüzgarı]]></category>
		<category><![CDATA[sabır]]></category>
		<category><![CDATA[şafak vakti]]></category>
		<category><![CDATA[Şeyh Edebali]]></category>
		<category><![CDATA[söyleme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kissadanhisse.net/?p=444</guid>
		<description><![CDATA[Oğul; İnsanlar vardır, şafak vaktinde doğar, akşam ezanında ölürler. Avun oğlum avun. Güçlüsün, kuvvetlisin, akıllısın, kelâmlısın Ama; Bunları nerede, nasıl kullanacağını bilmezsen Sabah rüzgârında savrulur gidersin. Öfken ve nefsin bir olup aklını yener, Daima sabırlı ve iradene sahip olasın Dünya senin gözlerinin gördüğü gibi büyük değildir. Bütün fethedilmemiş gizemler, bilinmeyenler, görülmeyenler, Ancak; senin fazilet ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3>Oğul;<br />
İnsanlar vardır, şafak vaktinde doğar, akşam ezanında ölürler.</p>
<p>Avun oğlum avun.<br />
Güçlüsün, kuvvetlisin, akıllısın, kelâmlısın<br />
Ama;<br />
Bunları nerede, nasıl kullanacağını bilmezsen Sabah rüzgârında savrulur gidersin.<br />
Öfken ve nefsin bir olup aklını yener,<br />
Daima sabırlı ve iradene sahip olasın</p>
<p>Dünya senin gözlerinin gördüğü gibi büyük değildir.<br />
Bütün fethedilmemiş gizemler, bilinmeyenler, görülmeyenler,<br />
Ancak; senin fazilet ve erdemlerinle gün ışığına çıkacaktır.<br />
Ananı, atanı say, bereket büyüklerle beraberdir.<br />
Bu dünya, inancını kaybedersen yeşilken çorak olur,çöllere dönersin.</p>
<p>Açık sözlü ol, her sözü üstüne alma, gördün söyleme, bildin bilme.</p>
<p>Sevdiğin yere sık gidip gelme, kalkar muhabbetin itibar olmaz.</p>
<p>Üç kişiye acı:<br />
Cahiller arasındaki âlime<br />
Zenginken fakır düşene,<br />
Hatırlı iken itibarını kaybedene.</p>
<p>Unutma ki yüksekte yer tutanlar, aşağıdakiler kadar emniyette değildir.</p>
<p>Haklı olduğunda mücadeleden korkma.</p>
<p>Bilesin ki atın iyisine doru, yiğidin iyisine deli derler&#8230;</p>
<p><span style="color: #ff0000;">Şeyh Edebali&#8217;nin Osman Bey&#8217;e Öğütü </span></h3>
<img src="http://www.kissadanhisse.net/?ak_action=api_record_view&id=444&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/nasihatler/ogul/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ANA GİBİ YAR</title>
		<link>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/kissadan-hisseler/ana-gibi-yar/</link>
		<comments>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/kissadan-hisseler/ana-gibi-yar/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 28 Apr 2009 10:44:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emre</dc:creator>
				<category><![CDATA[[K.H.N.]Hisseler]]></category>
		<category><![CDATA[[K.H.N.]Karışık]]></category>
		<category><![CDATA[[K.H.N.]Nasihat]]></category>
		<category><![CDATA[[K.H.N.]Sözler]]></category>
		<category><![CDATA[[K.H.N.]Yaşanmış]]></category>
		<category><![CDATA[ana gibi yar]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[elvat]]></category>
		<category><![CDATA[hatun]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[koca]]></category>
		<category><![CDATA[mal]]></category>
		<category><![CDATA[mülk]]></category>
		<category><![CDATA[sınav]]></category>
		<category><![CDATA[sultan]]></category>
		<category><![CDATA[sürgün]]></category>
		<category><![CDATA[ülke]]></category>
		<category><![CDATA[vezir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kissadanhisse.net/?p=337</guid>
		<description><![CDATA[Vaktiyle bir vezir, padişah katında hatırının kırılmayacağına inanarak kendisinden şöyle bir ricada bulundu: - Sultanım benim iki tane karım, her birinden de üçer çocuğum var Karılarımın hangisinin analık duygularının daha kuvvetli olduğunu merak ediyorum Malımı da buna göre vasiyet edeceğim Şunları bu konuda bir sınamanız mümkün mü? Padişah, veziri sevdiği için gönlünü yapmak istedi Hanımlarından [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span lang="TR"><strong><img class="alignleft size-medium wp-image-345" title="mitmi11" src="http://www.kissadanhisse.net/wp-content/uploads/2009/04/mitmi11-300x205.jpg" alt="mitmi11" width="300" height="205" />Vaktiyle bir vezir, padişah katında hatırının kırılmayacağına inanarak kendisinden şöyle bir ricada bulundu:</strong></span><span lang="TR"><strong></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span lang="TR"><strong>- Sultanım benim iki tane karım, her birinden de üçer çocuğum var Karılarımın hangisinin analık duygularının daha kuvvetli olduğunu merak ediyorum Malımı da buna göre vasiyet edeceğim Şunları bu konuda bir sınamanız mümkün mü?</strong></span><span lang="TR"><strong></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span lang="TR"><strong>Padişah, veziri sevdiği için gönlünü yapmak istedi Hanımlarından birini çağırttı ve dedi ki:</strong></span><span lang="TR"><strong></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span lang="TR"><strong>- Ey hatun, benim vezirim olan senin kocan, gözdelerimden birini baştan çıkarmış Bunun cezası aslında ölümdür Ama sen kocanı affedersen idamdan vazgeçip onu sevgilisiyle beraber ülke dışına sürgün edeceğim</strong></span><span lang="TR"><strong></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span lang="TR"><strong>Kadının gözlerinde intikam alevi parladı:</strong></span><span><strong></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span lang="TR"><strong>- istemem, bana yar olmayan başkasına da yar olmasın! Asın, ipini de bana çektirin!</strong></span><span lang="TR"><strong></strong></span></p>
<p class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"><span lang="TR"><strong>Padişah daha sonra vezirin öbür karısını çağırttı Ona da aynı şeyi söyledi Vezirin ikinci karısı tam tersine bir tavır takındı:</strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span lang="TR"><strong>- Aman sultanım, ben kocasız kalmaya razıyım, ama çocuklarım babasız kalmasın, idam edeceğinize sürgün edin de çocuklarım babalarıyla bir gün kavuşma ümidini kaybetmesinler,</strong></span><span lang="TR"><strong></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span lang="TR"><strong> </strong></span></p>
</h3>
<img src="http://www.kissadanhisse.net/?ak_action=api_record_view&id=337&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/kissadan-hisseler/ana-gibi-yar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Azrail&#8217;in Güzelliği</title>
		<link>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/kissadan-hisseler/azrailin-guzelligi/</link>
		<comments>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/kissadan-hisseler/azrailin-guzelligi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 28 Apr 2009 08:56:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emre</dc:creator>
				<category><![CDATA[[K.H.N.]Dini]]></category>
		<category><![CDATA[[K.H.N.]Hisseler]]></category>
		<category><![CDATA[[K.H.N.]Karışık]]></category>
		<category><![CDATA[[K.H.N.]Nasihat]]></category>
		<category><![CDATA[[K.H.N.]Sözler]]></category>
		<category><![CDATA[[K.H.N.]Yaşanmış]]></category>
		<category><![CDATA[akciger]]></category>
		<category><![CDATA[azrail]]></category>
		<category><![CDATA[azrailin güzelligi]]></category>
		<category><![CDATA[doktor]]></category>
		<category><![CDATA[gögüs]]></category>
		<category><![CDATA[İMAN]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kemik]]></category>
		<category><![CDATA[şahit]]></category>
		<category><![CDATA[serap]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kissadanhisse.net/?p=289</guid>
		<description><![CDATA[-Onk. Dr. Haluk Nurbaki&#8217;den gerçek bir hatıra&#8230; Ben, 40 yıllık bir kanser uzmanı olarak maddeyi aşan sayısız olayla karşılaştım ve bunları, o olaya şahit olanlarla birlikte belgeleyerek özel bir arşiv yaptım. Bunlardan 1976 yılında yaşanmış bir olayı size nakletmek istiyorum. Kanser hastanesinde başhekimken Serap adında genç bir hanım hastam vardı. Bu hastam göğüs kanserine yakalanmış [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>-Onk. Dr. Haluk Nurbaki&#8217;den gerçek bir hatıra&#8230;</p>
<p>Ben, 40 yıllık bir kanser uzmanı olarak maddeyi aşan sayısız olayla karşılaştım ve bunları, o olaya şahit olanlarla birlikte belgeleyerek özel bir arşiv yaptım. Bunlardan 1976 yılında yaşanmış bir olayı size nakletmek istiyorum.</p>
<p>Kanser hastanesinde başhekimken Serap adında genç bir hanım hastam vardı. Bu hastam göğüs kanserine yakalanmış ve tedavi için yurt dışına gitmek istemesine rağmen, bazı formaliteler sebebiyle o imkanı bulamamıştı.  Serap&#8217;ı özel bir ilgiyle bizzat ben tedavi altına aldım. Ve kısa bir süre sonra da iyileştiğini gördüm. Ancak Serap&#8217;ın da bütün diğer kanserliler gibi ilk 5 yıllık süreyi çok dikkatli geçirmesi gerekiyordu. Bir iş kadını olan Serap, 4 yıl kadar sonra 1 ihale için İzmir&#8217;e gitmek istedi. Kışaylarında olduğumuz için uçakla gitmesi şartıyla kabul ettim. Maalesef  bilet bulamamış ve benden habersiz bindiği otobüsün kaza geçirmesi üzerine  6 saat kadar mahsur kalmış. Dönüşünden kısa 1 süre sonra kanser, kemik ve  akciğerine yayıldı. Serap bacak kemiklerindeki metastaz nedeniyle yürüyemez hale gelirken, hastalığın akciğerdeki tezahürü sebebiyle de devamlı olarak oksijen cihazı kullanıyor ve söylediği her kelimeden sonra ağzını o cihaza yapıştırarak nefes almak zorunda kalıyordu. Evine gittiğim gün, yine güçlükle konuşarak:</p>
<p>-&#8221;Doktor bey,&#8221; dedi. &#8221;Ben size&#8230;dargınım.&#8221; &#8221;Niçin?&#8221; diye sordum.</p>
<p>-&#8221;Siz&#8230;dindar bir insanmışsınız. Niçin bana da, ALLAH &#8216;ı, ölümü, ahireti anlatmıyorsunuz?&#8221;</p>
<p>Dini inançlarının çok zayıf olduğunu bildiğim için bu teklifi karşısında oldukça şaşırdım. O&#8217;nu üzmemeye çalışarak:</p>
<p>&#8211;&#8221;Doktora ulaşmak kolaydır&#8221; dedim. &#8221;Parayı bastırdın mı istediğine tedavi olursun. Ancak iman tedavisi için gönülden istek duymalısın&#8230;&#8221;</p>
<p>Konuşmaya mecali olmadığından &#8220;Ben o isteği duyuyorum&#8221; manasında başını salladı. Artık ümitsiz bir tıbbi tedavinin yanı sıra, ebedi hayatın ve saadetin reçetesi olan iman derslerimiz başlamış ve dersler &#8220;hızlandırılmalı öğretime&#8221; dönmüştü. Anlattığım iman hakikatlarını bütün  ruhuyla meczediyor ve arada bir soru soruyordu.Vefatına bir hafta kala:</p>
<p>-&#8221;Doktor bey,&#8221; dedi. &#8221;Ben ölürken ne söylemeliyim?&#8221;</p>
<p>-&#8221;Senin durumun çok özel&#8221; dedim. &#8221;Kelime-i Şehadet sana uzun gelir. O anı farkedince &#8221;Muhammed&#8221; (s.a.v) sana yeter.&#8221;</p>
<p>O, haliyle tebessüm ederek yine başını salladı. Çok ıstırabı olduğu için Serap&#8217;a sürekli morfin yapıyor ve O&#8217;nu uyutmaya çalışıyorduk. Ben, bir iş seyahati sebebiyle bir müddet ziyaretine gidemedim. Dönüşümde annesi telefon ederek:</p>
<p>-&#8221;Serap, bir haftadır morfin yaptırmıyor.&#8221; dedi. &#8220;Sabahlara kadar inliyor ve çok ıstırap çekiyor. Hemen eve gittim ve iğne yaptırmamasının sebebini sordum. Aldığım cevabı hala unutamıyor ve hatırladıkça ürperiyorum. &#8220;Ya morfinin tesiriyle ölüme uykuda yakalanır ve son nefeste &#8220;Muhammed&#8221; diyemezsem?.</p>
<p>İşte Serap, böyle bir hanımdı. Bu arada benden istihareye yatmamı ve eğer bir kaç gün daha ömrü varsa , son günü uyanık kalacak şekilde morfin yaptırılmasını rica etti. Ben hiç adetim olmadığı halde cuma gününe rastlayan o gece istihareye yattım ve Serap&#8217;ın acizliği hürmetine sandığım salı gününe kadar yaşayacağına dair işaret sezdim.</p>
<p>Ertesi gün O&#8217;na:</p>
<p>-&#8221;Hiç korkma!&#8221; dedim. &#8220;İğneyi vurdurabilirsin</p>
<p>Ve Serap bir veda niteliği taşıyan bu görüşmemizde son sorusunu da sordu:</p>
<p>-&#8221;Doktor  bey&#8230;Azrail bana nasıl görünecek?&#8221;</p>
<p>-&#8221;Kızım,&#8221; dedim. &#8220;O bir melek değil mi? Hiç merak etme, sana yakışıklı bir prens gibi gelecektir.&#8221;</p>
<p>Salı günü Serap&#8217;ın ağırlaştığı haberini alınca hemen eve gittim.Ancak vefatına yetişememiştim. Ailesi tam manasıyla perişandı. Sadece kendisine uzun müddet bakan dindar bir hanım akrabası ayaktaydı ve beni görünce yanıma gelerek:</p>
<p>-&#8221;Doktor bey, biliyor musunuz, bu evde biraz önce bir mucize yaşandı!&#8221; dedi ve devam etti:</p>
<p>-Serap, bir saat kadar önce oksijen cihazını attı ve &#8220;yataktan kalkması  imkansız&#8221; denmesine rağmen kalkarak abdest aldı, iki rekat namaz kıldı.Bütün ev halkı hayretten donup kaldık. Ve kelime-i Şehadet getirerek vefat etmeden biraz önce de:</p>
<p>-Doktor bey&#8217;e söyleyin, dedi. Azrail, O&#8217;nun söylediğinden de güzelmiş!..</p>
<img src="http://www.kissadanhisse.net/?ak_action=api_record_view&id=289&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/kissadan-hisseler/azrailin-guzelligi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Adalet</title>
		<link>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/kissadan-hisseler/adalet/</link>
		<comments>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/kissadan-hisseler/adalet/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 27 Apr 2009 21:07:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emre</dc:creator>
				<category><![CDATA[[K.H.N.]Dini]]></category>
		<category><![CDATA[[K.H.N.]Hisseler]]></category>
		<category><![CDATA[[K.H.N.]Karışık]]></category>
		<category><![CDATA[[K.H.N.]Nasihat]]></category>
		<category><![CDATA[[K.H.N.]Sözler]]></category>
		<category><![CDATA[[K.H.N.]Yaşanmış]]></category>
		<category><![CDATA[adalet]]></category>
		<category><![CDATA[altın]]></category>
		<category><![CDATA[çeyiz]]></category>
		<category><![CDATA[erkek]]></category>
		<category><![CDATA[evlat]]></category>
		<category><![CDATA[fatih]]></category>
		<category><![CDATA[hadise]]></category>
		<category><![CDATA[hak]]></category>
		<category><![CDATA[hazreti]]></category>
		<category><![CDATA[kadı]]></category>
		<category><![CDATA[kız]]></category>
		<category><![CDATA[küp]]></category>
		<category><![CDATA[mehmet]]></category>
		<category><![CDATA[müslüman]]></category>
		<category><![CDATA[papaz]]></category>
		<category><![CDATA[sultan]]></category>
		<category><![CDATA[tarla]]></category>
		<category><![CDATA[yahudi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kissadanhisse.net/?p=241</guid>
		<description><![CDATA[İstanbul&#8217;un fethinden sonra Hazreti Fatih bütün mahkumları serbest bırakmıştı. Fakat bu mahkumların içinden iki papaz zindandan çıkmak istemediklerini söyleyerek dışarı çıkmadılar. Papazlar Bizans imparatorunun halka yaptığı zülüm ve işkence karşısında ona adalet tavsiye ettikleri için hapse atılmışlardı. Onlar da bir daha hapisten çıkmamaya yemin etmişlerdi. Durum Hazreti Fatih&#8217;e bildirildi. O, asker göndererek, papazları huzuruna davet [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h2>
<div><small><span><img class="alignleft size-medium wp-image-242" title="im39" src="http://www.kissadanhisse.net/wp-content/uploads/2009/04/im39-202x300.jpg" alt="im39" width="202" height="300" />İstanbul&#8217;un fethinden sonra Hazreti Fatih bütün mahkumları serbest bırakmıştı. Fakat bu mahkumların içinden iki papaz zindandan çıkmak istemediklerini söyleyerek dışarı çıkmadılar. Papazlar Bizans imparatorunun halka yaptığı zülüm ve işkence karşısında ona adalet tavsiye ettikleri için hapse atılmışlardı. Onlar da bir daha hapisten çıkmamaya yemin etmişlerdi.</span></small></div>
<p><small></small><small>Durum Hazreti Fatih&#8217;e bildirildi. O, asker göndererek, papazları huzuruna davet etti. Papazlar hapisten niçin çıkmak istemediklerini Hazreti Fatih&#8217;e de anlattılar. Fatih o dünyaya kahreden iki papaza şöyle hitap etti:</small></p>
<p><small>- Sizlere şöyle bir teklifim var: Sizler İslam adaletinin tatbik edildiği memleketimi geziniz, müslüman hakimlerin ve müslüman halkımın davalarını dinleyiniz. Bizde de sizdeki gibi adaletsizlik ve zulüm görürseniz, hemen gelip bana bildiriniz ve sizler de evvelki kararınız gereğince uzlete çekilerek hâlâ küsmekte haklı olduğunu isbat ediniz.</small></p>
<p><small>Hazreti Fatih&#8217;in bu teklifi papazlar için çok cazip gelmişti. Hemen Padişahtan aldıkları tezkere ile İslam beldelerine seyahate çıktılar. İlk vardıkları yerlerden biri Bursa idi&#8230; Bursa&#8217;da şöyle bir hadiseyle karşılaştılar:</small></p>
<p><small>Bir Müslüman bir yahudiden bir at satın almış, fakat hiçbir kusuru yok diye satılan at hasta imiş. Müslümanın ahırına gelen atın hasta olduğu daha ilk akşamdan anlaşılmış. Müslüman sabırsızlıkla sabahın olmasını beklemiş, sabah olunca da erkenden atını alıp kadının yolunu tutmuş. Fakat olacak ya, o saatte de kadı henüz dairesine gelmemiş olduğundan bir müddet bekledikten sonra adam kadının gelmeyeceğine hükmederek atını alıp ahırına götürmüş. Atını alıp götürmüş ama at da o gece ölmüş.</small></p>
<p><small>Hadiseyi daha sonra öğrenen kadı, atı alan müslümanı çağırtıp meseleyi şu şekilde halletmiş:</small></p>
<p><small>- Siz ilk geldiğinizde ben makamımda bulunsa idim, sağlam diye satılan atı sahibine iade eder, paranızı alırdım. Fakat ben zamanında makamımda bulunamadığımdan hadisenin bu şekilde gelişmesine madem ki ben sebep oldum, atın ölümünden doğan zararı benim ödemem lazım, deyip atın parasını müslümana vermiş.</small></p>
<p><small>Papazlar islam adaletinin bu derece ince olduğunu görünce parmaklarını ısırmışlar ve hiç zorlanmadan bir kimsenin kendi cebinden mal tazmin etmesi karşısında hayret etmişler.<br />
</small></p>
<p><small>Mahkemeden çıkan papazların yolu İznik&#8217;e uğramış. Papazlar orada şöyle bir mahkeme ile karşılaşmışlar:</small></p>
<p><small>Bir müslüman diğer bir müslümandan bir tarla satın alarak ekin zamanı tarlayı sürmeye başlar. Kara sabanla tarlayı sürmeye çalışan çiftçinin sabanına biraz sonra ağzına kadar dolu bir küp altın takılmaz mı? Hiç heyecan bile duymayan Müslüman bu altınları küpüyle tarlayı satın aldığı öbür müslümana götürüp teslim etmek ister;</small></p>
<p><small>- Kardeşim ben senden tarlanın üstünü satın aldım, altını değil. Eğer sen tarlanın içinde bu kadar altın olduğunu bilseydin herhalde bu fiata bana satmazdın. Al şu altınlarını, der.</small></p>
<p><small>Tarlanın ilk sahibi ise daha başka düşünmektedir. O da şöyle söyler:<br />
</small></p>
<p><small>- Kardeşim yanlış düşünüyorsun. Ben sana tarlayı olduğu gibi, taşı ile toprağı ile beraber sattım. İçini de dışını da bu satışla beraber sana verdiğimden, içinden çıkan altınları almaya hiçbir hakkım yoktur. Bu altınlar senindir dilediğini yap, der. Tarlayı alanla satan anlaşamayınca mesele kadıya, yani mahkemeye intikal eder. Her iki taraf iddialarını kadının huzurunda da tekrarlarlar.</small></p>
<p><small>Kadı, her iki şahsada çocukları olup olmadığını sorar. Onlardan birinin kızı birinin de oğlunun olduğunu öğrenir ve oğlanla kızı nikahlayarak altını cehiz olarak verir.</small></p>
<p><small>Papazlar daha fazla gezmelerinin lüzumsuz olduğunu anlayıp doğru İstanbul&#8217;a Hazreti Fatih&#8217;in huzuruna gelirler ve şahit oldukları iki hadiseyi de aynen nakledip şöyle derler:</small></p>
<p><small><span>- Bizler artık inandık ki, bu kadar adalet ve biribirinin hakkına saygı ancak İslam dininde vardır. Böyle bir dinin salikleri başka dinden olanlara bile bir kötülük yapamazlar. Dolayısıyla biz zindana dönme fikrimizden vazgeçtik, sizin idarenizde hiç kimsenin zulme uğramayacağına inanmış bulunuyoruz, derler. </span></small></h2>
<img src="http://www.kissadanhisse.net/?ak_action=api_record_view&id=241&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/kissadan-hisseler/adalet/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ECEL..!(BU AKŞAM HİNDİSTAN&#8217;DA &#8230;)</title>
		<link>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/kissadan-hisseler/ecelbu-aksam-hindistanda/</link>
		<comments>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/kissadan-hisseler/ecelbu-aksam-hindistanda/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 27 Apr 2009 13:41:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emre</dc:creator>
				<category><![CDATA[[K.H.N.]Dini]]></category>
		<category><![CDATA[[K.H.N.]Hisseler]]></category>
		<category><![CDATA[[K.H.N.]Karışık]]></category>
		<category><![CDATA[[K.H.N.]Sözler]]></category>
		<category><![CDATA[[K.H.N.]Yaşanmış]]></category>
		<category><![CDATA[azrail]]></category>
		<category><![CDATA[can]]></category>
		<category><![CDATA[hindistan]]></category>
		<category><![CDATA[hz]]></category>
		<category><![CDATA[hz süleyman]]></category>
		<category><![CDATA[korku]]></category>
		<category><![CDATA[medet]]></category>
		<category><![CDATA[ruzgar]]></category>
		<category><![CDATA[sararmış]]></category>
		<category><![CDATA[süleyman]]></category>
		<category><![CDATA[telaş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kissadanhisse.net/?p=177</guid>
		<description><![CDATA[ Hz. Süleyman’ın sarayına kuşluk vakti saf bir adam telaşla girer.      Nöbetçilere, hayati bir mesele için Hz. Süleyman’la görüşeceğini söyler ve hemen huzura alınır. Hz. Süleyman (a.s) benzi sararmış, korkudan titreyen adama sorar: “Hayrola ne var? Neden böyle korku içindesin? Derdin nedir? Söyle bana…” Adam telaş içinde: “Bu sabah karşıma Azrail (a.s) çıktı. Bana hışımla baktı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3><strong> <img class="alignleft size-medium wp-image-178" title="mezar2eg7" src="http://www.kissadanhisse.net/wp-content/uploads/2009/04/mezar2eg7-224x300.jpg" alt="mezar2eg7" width="224" height="300" />Hz. Süleyman’ın sarayına kuşluk vakti saf bir adam telaşla girer. </strong>    </p>
<p><strong>Nöbetçilere, hayati bir mesele için Hz. Süleyman’la görüşeceğini söyler ve hemen huzura alınır.</strong></p>
<p><strong>Hz. Süleyman (a.s) benzi sararmış, korkudan titreyen adama sorar:</strong></p>
<p><strong>“Hayrola ne var? Neden böyle korku içindesin? Derdin nedir? Söyle bana…”</strong></p>
<p><strong>Adam telaş içinde:</strong></p>
<p><strong>“Bu sabah karşıma Azrail (a.s) çıktı.</strong></p>
<p><strong>Bana hışımla baktı ve hemen uzaklaştı.Anladım ki, benim canımı almaya kararlı…”</strong></p>
<p><strong>“Peki ne yapmamı istiyorsun?”</strong></p>
<p><strong>Adam yalvarır:</strong></p>
<p><strong>“Ey canlar koruyucusu, mazlumlar sığınağı Süleyman! Sen her şeye muktedirsin. Kurt, kuş, dağ, taş senin emrinde.</strong></p>
<p><strong>Rüzgarına emret de beni buradan ta Hindistan’a iletsin. O zaman Azrail (a.s) belki beni bulamaz. </strong></p>
<p><strong>Böylece canımı kurtarmış olurum. Medet senden!”</strong></p>
<p><strong>Hz. Süleyman, adamın haline acır. Rüzgarı çağırır ve:”Bu adamı hemen al. Hindistan’a bırak!” emrini verir. </strong></p>
<p><strong>Rüzgar bu… Bir eser, bir kükrer. Adamı alır ve bir anda Hindistan’da uzak bir adaya götürür.</strong></p>
<p><strong>Öğleye doğru Hz. Süleyman, divanı toplayarak gelenlerle görüşmeye başlar. </strong></p>
<p><strong>Bir de ne görsün, Azrail (a.s.) da topluluğun içine karışmış, divanda oturmaktadır. Hemen yanına çağırır:</strong></p>
<p><strong>“Ey Azrail! Bugün kuşluk vakti o adama neden hışımla baktın? Neden o zavallıyı korkuttun?” der. Azrail (a.s) cevap verir:</strong></p>
<p><strong>“Ey dünyanın ulu sultanı! Ben, o adama öfkeyle,hışımla bakmadım. Hayretle baktım. O yanlış anladı. Vehme kapıldı. </strong></p>
<p><strong>Onu, burada görünce şaşırdım. Çünkü Allah (cc) bana emretmişti ki:</strong></p>
<p><strong>“Haydi git, bu akşam o adamın canını Hindistan’da al!”</strong></p>
<p><strong>“Ben de bu adamın yüz kanadı olsa, bu akşam Hindistan’da olamaz. </strong></p>
<p><strong>Bu nasıl iştir, diye hayretlere düştüm. İşte ona bakışımın sebebi bu idi.”</strong></h3>
<img src="http://www.kissadanhisse.net/?ak_action=api_record_view&id=177&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/kissadan-hisseler/ecelbu-aksam-hindistanda/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Azrail araya girdi</title>
		<link>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/kissadan-hisseler/azrail-araya-girdi/</link>
		<comments>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/kissadan-hisseler/azrail-araya-girdi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 27 Apr 2009 08:48:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emre</dc:creator>
				<category><![CDATA[[K.H.N.]Dini]]></category>
		<category><![CDATA[[K.H.N.]Hisseler]]></category>
		<category><![CDATA[[K.H.N.]Karışık]]></category>
		<category><![CDATA[[K.H.N.]Nasihat]]></category>
		<category><![CDATA[[K.H.N.]Sözler]]></category>
		<category><![CDATA[[K.H.N.]Yaşanmış]]></category>
		<category><![CDATA[arpa]]></category>
		<category><![CDATA[aşık]]></category>
		<category><![CDATA[ateş]]></category>
		<category><![CDATA[azrail]]></category>
		<category><![CDATA[can]]></category>
		<category><![CDATA[canım]]></category>
		<category><![CDATA[cebrail]]></category>
		<category><![CDATA[halil]]></category>
		<category><![CDATA[HZ İBRAHİM]]></category>
		<category><![CDATA[nur]]></category>
		<category><![CDATA[rabbim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kissadanhisse.net/?p=284</guid>
		<description><![CDATA[Azrail anını almaya geldiğinde Hz.İbrahim, canını kolay teslim etmez. Azrail&#8217;e: - Yürü git, Sultana arzet, halilinden can istemesin artık, der. Yüce Allah buyurur ki: &#8220;Eğer Halil&#8217;imsen haliline canını feda et! Halbuki sen caınını vermemeye uğraşıyorsun. Başka  kim böyle dostundan canını esirger?&#8221; Yanında bulunanlardan biriside Hz.İbrahim&#8217;e  -Ey alemin nuru, neden Azrail&#8217;e can vermiyorsun? Aşıklar bu yola [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3>Azrail anını almaya geldiğinde Hz.İbrahim, canını kolay teslim etmez. Azrail&#8217;e:</h3>
<h3>- Yürü git, Su<img class="alignleft size-medium wp-image-287" title="azrail" src="http://www.kissadanhisse.net/wp-content/uploads/2009/04/azrail-227x300.jpg" alt="azrail" width="227" height="300" />ltana arzet, halilinden can istemesin artık, der.</h3>
<h3>Yüce Allah buyurur ki: &#8220;Eğer Halil&#8217;imsen haliline canını feda et! Halbuki sen caınını vermemeye uğraşıyorsun. Başka  kim böyle dostundan canını esirger?&#8221;</h3>
<h3>Yanında bulunanlardan biriside Hz.İbrahim&#8217;e </h3>
<h3>-Ey alemin nuru, neden Azrail&#8217;e can vermiyorsun? Aşıklar bu yola canlarını koyarlar; sen ise bir canını esirgiyorsun diyiince:</h3>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<h3>Halillullah derki.</h3>
<p><small></small></p>
<p><small></p>
<h3>- Ben hemen canımı verecektim ama araya Azrail girdi. Halbuki ateşe atılırken Cebrail gelmiş, &#8220;Ey Halil, benden bir şey iste&#8221; demişti. O zaman ben Cebraile bakmadımben. Çünkü yolumu kesiyor, beni Rabbimden alıkoyuyordu. Cebrail&#8217;e bile baş eğmemişken ben, nasıl olur da Azrail&#8217;e can veriririm?</h3>
<p></small></p>
<p> </p>
<p> </p>
<h3>Allah&#8217;tan &#8220;Canını feda et&#8221; sesi,ni duymadıkça can veremem ben. Fakat O can vermemi emrederse, bütün can ülkesi yarım arpa bile etmez bence. O emretmedikçe iki alemde de canımı başka birisine teslimm edemem ben. Diyeceğim bundan ibaret.</h3>
<img src="http://www.kissadanhisse.net/?ak_action=api_record_view&id=284&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/kissadan-hisseler/azrail-araya-girdi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İNSAN OLUN YAVRULARIM</title>
		<link>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/kissadan-hisseler/insan-olun-yavrularim/</link>
		<comments>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/kissadan-hisseler/insan-olun-yavrularim/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 26 Apr 2009 13:09:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emre</dc:creator>
				<category><![CDATA[[K.H.N.]Hisseler]]></category>
		<category><![CDATA[[K.H.N.]Karışık]]></category>
		<category><![CDATA[[K.H.N.]Nasihat]]></category>
		<category><![CDATA[ana]]></category>
		<category><![CDATA[baba]]></category>
		<category><![CDATA[balık]]></category>
		<category><![CDATA[hak]]></category>
		<category><![CDATA[helal]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[insan olmak]]></category>
		<category><![CDATA[karınca]]></category>
		<category><![CDATA[köpek]]></category>
		<category><![CDATA[manda]]></category>
		<category><![CDATA[memnun]]></category>
		<category><![CDATA[öerdek]]></category>
		<category><![CDATA[olmak]]></category>
		<category><![CDATA[timsah]]></category>
		<category><![CDATA[vakvak]]></category>
		<category><![CDATA[yavru]]></category>
		<category><![CDATA[yılan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kissadanhisse.net/?p=172</guid>
		<description><![CDATA[Ana karıncayla baba karınca, yavru karıncalan çevrelerine toplamışlar, onlara karıncalık dersi veriyorlardı.    Baba karınca, dersinin sonunu şöyle bitirdi: - Yavrularım! Hayatta karınca olmaya çalışın! Hiçbir zaman karıncalıktan ayrılmayın. Yavrular, - Nasıl karınca olalım? Karıncalığın yolları nelerdir?.. diye sordular. Baba karınca, - Kendinize bizi örnek alın, dedi. Biz ne yapıyorsak, sizler de onu yapın! Yavru karıncalar, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3><strong><img class="alignleft size-medium wp-image-173" title="4222hayvanlar-1" src="http://www.kissadanhisse.net/wp-content/uploads/2009/04/4222hayvanlar-1-300x192.jpg" alt="4222hayvanlar-1" width="300" height="192" />Ana karıncayla baba karınca, yavru karıncalan çevrelerine toplamışlar, onlara karıncalık dersi veriyorlardı. </strong>  </p>
<p><strong>Baba karınca, dersinin sonunu şöyle bitirdi:</strong></p>
<p><strong>- Yavrularım! Hayatta karınca olmaya çalışın! Hiçbir zaman karıncalıktan ayrılmayın.</strong></p>
<p><strong>Yavrular,</strong></p>
<p><strong>- Nasıl karınca olalım? Karıncalığın yolları nelerdir?.. diye sordular.</strong></p>
<p><strong>Baba karınca,</strong></p>
<p><strong>- Kendinize bizi örnek alın, dedi. Biz ne yapıyorsak, sizler de onu yapın!</strong></p>
<p><strong>Yavru karıncalar, baba karıncayla ana karıncaya baktılar. Onlar ne yapıyorlarsa öyle yaptılar. </strong></p>
<p><strong>Yazdan yiyeceklerini toplayıp toprak altına yığdılar. Kışın uyudular. Zamanı gelince yumurtladılar.</strong></p>
<p><strong>Baba karıncayla ana karınca, çocuklarını yine çevrelerine topladılar. Baba karınca onlara,</strong></p>
<p><strong>- Yavrularım! dedi. Ben artık ölüyorum. Hepinizden memnunum. Hepiniz karınca oldunuz. </strong></p>
<p><strong>Hiçbiriniz karıncalıktan ayrılmadınız. Hakkım helal olsun. Allah sizden razı olsun.</strong></p>
<p><strong><br />
</strong></p>
<p><strong>* * *</strong></p>
<p><strong><br />
</strong></p>
<p><strong>Baba balıkla ana balık, yavru balıkları çevrelerine toplamışlar, onlara balıklık dersi veriyorlardı. </strong></p>
<p><strong>Baba balık, dersinin sonunu şöyle bitirdi:</strong></p>
<p><strong>- Yavrularım! Hayatta balık olmaya çalışın! Hiçbir zaman balıklıktan ayrılmayın.</strong></p>
<p><strong>Yavrular,</strong></p>
<p><strong>- Nasıl balık olalım? Balık olmanın yollan nelerdir?.. diye sordular.</strong></p>
<p><strong>Baba balık,</strong></p>
<p><strong>- Bizi örnek alın, dedi. Anneniz ve ben nasıl yapıyorsak siz de öyle yapın!</strong></p>
<p><strong>Yavru balıklar, ana balıkla baba balığa baktılar, onlar ne yapıyorlarsa öyle yaptılar. Denizde yüzdüler. </strong></p>
<p><strong>Kendilerinden küçükleri yuttular, kendilerinden büyüklere yutuldular. Yumurtalar yapıp ürediler.</strong></p>
<p><strong>Baba balıkla ana balık çocuklarını çevrelerine topladılar. Baba balık onlara,</strong></p>
<p><strong>- Yavrularım! dedi. Artık siz yetiştiniz. Biz de rahat rahat ölebiliriz! Hepinizden memnunum. </strong></p>
<p><strong>Hepiniz balık oldunuz. Hiçbiriniz balıklıktan ayrılmadınız. Emeklerimiz boşa gitmedi. Hakkım helal olsun. </strong></p>
<p><strong>Allah sizden razı olsun.</strong></p>
<p><strong>Yavru balıklar,</strong></p>
<p><strong>- Biz çok bişey yapmadık, dediler, siz ne yaptınızsa biz de öyle yaptık&#8230;</strong></p>
<p><strong><br />
</strong></p>
<p><strong>* * *</strong></p>
<p><strong><br />
</strong></p>
<p><strong>Baba ördekle ana ördek, yavru ördekleri çevrelerine toplamışlar, onlara ördeklik dersi veriyorlardı. </strong></p>
<p><strong>Baba ördek dersinin sonunu şöyle bitirdi:</strong></p>
<p><strong>- Yavrularım! Hayatta ördek olmaya çalışın. Hiçbir zaman ördeklikten ayrılmayın.</strong></p>
<p><strong>Yavrular,</strong></p>
<p><strong>- Ne yapalım da ördek olalım? Ördek olmanın yolları nelerdir?.. diye sordular.</strong></p>
<p><strong>Baba ördek,</strong></p>
<p><strong>- Çok kolay, dedi. Bizi örnek alın. Anneniz ve ben ne yapıyorsak, siz de öyle yapın!</strong></p>
<p><strong>Yavru ördekler, ana ördekle baba ördeğe baktılar. Onlar ne yapıyorlarsa öyle yaptılar. </strong></p>
<p><strong>Vak vak diye sesler çıkardılar. Suda yüzdüler, karada yürüdüler. Çiftleştiler.</strong></p>
<p><strong>Yumurtladılar, kuluçkaya yattılar, yavru çıkardılar.</strong></p>
<p><strong>Baba ördekle ana ördek çocuklarını yine çevrelerine topladılar. Baba ördek onlara,</strong></p>
<p><strong>- Yavrularım! dedi. Artık siz yetiştiniz. Hepiniz iyi birer ördek oldunuz. Hiçbiriniz ördeklikten ayrılmadınız.</strong></p>
<p><strong>Emeklerimiz boşa gitmedi. Hakkımız helal olsun. Allah sizden razı olsun.</strong></p>
<p><strong>Yavru ördekler,</strong></p>
<p><strong>- Biz bişey yapmadık ki, dediler. Size &#8216;baktık, siz ne yapıyorsanız, biz de onu yaptık&#8230;</strong></p>
<p><strong><br />
</strong></p>
<p><strong>* * *</strong></p>
<p><strong><br />
</strong></p>
<p><strong>Baba köpekle ana köpek, yavru köpekleri çevrelerine toplamışlar, onlara köpeklik dersi veriyorlardı.</strong></p>
<p><strong>Baba köpek, dersinin sonunu şöyle bitirdi:</strong></p>
<p><strong>- Yavrularım! Hayatta köpek olmaya çalışın. Hiçbir zaman köpeklikten ayrılmayın. Yavrular:</strong></p>
<p><strong>- Ne yapalım da köpek olalım? Köpek olmanın yolları nelerdir?.. diye sordular.</strong></p>
<p><strong>Baba köpek,</strong></p>
<p><strong>- Çok kolay, dedi. Bizi örnek alın. Anneniz ve ben ne yapıyorsak, siz de onu yapın!</strong></p>
<p><strong>Yavru köpekler, baba köpekle ana köpeğe baktılar. Onlar ne yapıyorlarsa öyle yaptılar. </strong></p>
<p><strong>Havladılar. Bekçilik ettiler. Sadık oldular. Çiftleştiler ve yavruladılar.</strong></p>
<p><strong>Baba köpekle ana köpek, çocuklarını yine çevrelerine topladılar. Baba köpek onlara,</strong></p>
<p><strong>- Yavrularım, dedi. Siz artık yetiştiniz. Hepiniz iyi birer köpek oldunuz. Biz de ölüyoruz. </strong></p>
<p><strong>Hepinizden memnunuz. Hiçbir zaman köpeklikten ayrılmadınız. Emeklerimiz boşa gitmedi. </strong></p>
<p><strong>Hakkımız helal olsun. Allah sizden razı olsun.</strong></p>
<p><strong><br />
</strong></p>
<p><strong>* * *</strong></p>
<p><strong><br />
</strong></p>
<p><strong>Sığır, manda, hamsi, balina, deve, fil, yılan, koyun, yeryüzünde ne kadar baba hayvan ve ana hayvan varsa, yavrularına kendileri gibi olmaları, bunun için de kendileri ne yapıyorlarsa öyle yapmalarını söylediler.</strong></p>
<p><strong>Yavru hayvanlar da baba hayvanla ana hayvana bakıp onların yolundan gittiler, sonunda iyi birer hayvan oldular.</strong></p>
<p><strong>Baba hayvanla ana hayvan da ölürken, yavrularına memnunluklarını söylediler, haklarını helal ettiler.</strong></p>
<p><strong><br />
</strong></p>
<p><strong><br />
</strong></p>
<p><strong>* * *</strong></p>
<p><strong><br />
</strong></p>
<p><strong>Baba insanla ana insan, çocuklarını çevrelerine toplamışlar, onlara insanlık dersi veriyorlardı.</strong></p>
<p><strong>Baba insan, dersinin sonunu şöyle bitirdi:</strong></p>
<p><strong>- Yavrularım! Hayatta insan olmaya çalışın, hiçbir zaman insanlıktan ayrılmayın. Çocuklar,</strong></p>
<p><strong>- Ne yapalım da insan olalım? İnsanlığın, insan olmanın yollan nelerdir?.. diye sordular.</strong></p>
<p><strong>Baba insan,</strong></p>
<p><strong>- Çok kolay, dedi. Kendinize bizi örnek alın. Anneniz ve ben ne yapıyorsak, siz de öyle yapın!</strong></p>
<p><strong>Çocuklar, baba insanla ana insana baktılar, onlar ne yapıyorlarsa öyle yaptılar.</strong></p>
<p><strong>Hepsi de tıpkı tıpkısına babalarına benzediler.</strong></p>
<p><strong>Baba insanla ana insan çocuklarını yine çevrelerine topladılar. Baba insan onlara, &#8211; Yazıklar olsun! diye bağırdı.</strong></p>
<p><strong>Hiçbiriniz bizim istediğimiz gibi yetişmediniz.</strong></p>
<p><strong>Hiçbiriniz insan olmadınız. Hepiniz de insanlıktan uzaksınız. İnsanlıktan ayrıldınız. Artık ölüyoruz. </strong></p>
<p><strong>Yazık oldu emeklerimize, boşa gitti. Bütün hakkımız haram olsun, Allah hepinizi kahretsin.</strong></p>
<p><strong>Çocuklar şaşırdılar,</strong></p>
<p><strong>- Peki ama, bize neden beddua ediyorsunuz? dediler. Biz yanlış bişey mi yaptık yoksa&#8230; </strong></p>
<p><strong>Size baktık, sizi örnek aldık. Siz ne yaptınızsa, biz de onu yaptık&#8230;</strong></h3>
<img src="http://www.kissadanhisse.net/?ak_action=api_record_view&id=172&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/kissadan-hisseler/insan-olun-yavrularim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>CENNET KÖŞKÜ</title>
		<link>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/kissadan-hisseler/cennet-kosku/</link>
		<comments>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/kissadan-hisseler/cennet-kosku/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 26 Apr 2009 10:41:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emre</dc:creator>
				<category><![CDATA[[K.H.N.]Hisseler]]></category>
		<category><![CDATA[[K.H.N.]Karışık]]></category>
		<category><![CDATA[[K.H.N.]Nasihat]]></category>
		<category><![CDATA[[K.H.N.]Sözler]]></category>
		<category><![CDATA[[K.H.N.]Yaşanmış]]></category>
		<category><![CDATA[akçe]]></category>
		<category><![CDATA[behlül dana]]></category>
		<category><![CDATA[CENNET]]></category>
		<category><![CDATA[cennet köşkü]]></category>
		<category><![CDATA[harun raşid]]></category>
		<category><![CDATA[köşk]]></category>
		<category><![CDATA[satmak]]></category>
		<category><![CDATA[zübeyda]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kissadanhisse.net/?p=333</guid>
		<description><![CDATA[  Halife Harun Reşid döneminin ermişlerinden Behlül Dana bir gün düzgünce kesilmiş tahta parçalarından eve benzer birşey yapıyordu Bunu Harun Reşidin hanımı Zübeyde görüp ne yaptığını sordu Behlül: - Cennet köşkü yapıyorum efendim, diye cevap verdi Dindar bir kadın olan Zübeyde köşke müşteri çıktı: - Bu köşkü bana satar mısın? - İsterseniz satarım - Kaç [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"> </p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-845" title="18813" src="http://www.kissadanhisse.net/wp-content/uploads/18813-150x150.jpg" alt="18813" width="150" height="150" />Halife Harun Reşid döneminin ermişlerinden Behlül Dana bir gün düzgünce kesilmiş tahta parçalarından eve benzer birşey yapıyordu Bunu Harun Reşidin hanımı Zübeyde görüp ne yaptığını sordu Behlül:</span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR">- Cennet köşkü yapıyorum efendim, diye cevap verdi</span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR">Dindar bir kadın olan Zübeyde köşke müşteri çıktı:</span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR">- Bu köşkü bana satar mısın?</span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR">- İsterseniz satarım</span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR">- Kaç paraya satarsın?</span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR">- Sana bir akçeye veririm</span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR">Halifenin hanımı hemen bir akçeyi verip köşkü satın aldı</span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR">Harun Reşid ve hanımı o gece rüyalarında kendilerini cennette gördüler Zübeyde lüks bir köşkte oturuyordu Harun Reşid sordu:</span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR">- Hanım, sen bu köşke ne zaman sahip oldun?</span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR">- Dün bir akçeye Behlül&#8217;den satın almıştım</span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR">Sabah oldu, hükümdar hemen Behlül&#8217;ü çağırttı</span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR">- Dün hanıma sattığın köşkten bir tane de bana yapsana, dedi</span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR">- Olur, yaparım, dedi Behlül</span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR">- Kaça yapacaksın?</span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR">- Bin akçeye yaparım</span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR">- Ama hanıma bir akçeye vermişsin</span></p>
<p class="MsoBodyText"><span lang="TR">- Evet bir akçeye verdim Ama o köşkün değerini bilmeden aldı Sen ise dün gece onun nasıl görkemli bir köşk olduğunu gördün Ben buna göre fiat istiyorum</span></p>
</h3>
<img src="http://www.kissadanhisse.net/?ak_action=api_record_view&id=333&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/kissadan-hisseler/cennet-kosku/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>PEYGAMBERE BAĞLILIK</title>
		<link>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/kissadan-hisseler/peygambere-baglilik/</link>
		<comments>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/kissadan-hisseler/peygambere-baglilik/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 26 Apr 2009 10:38:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emre</dc:creator>
				<category><![CDATA[[K.H.N.]Dini]]></category>
		<category><![CDATA[[K.H.N.]Hisseler]]></category>
		<category><![CDATA[[K.H.N.]Karışık]]></category>
		<category><![CDATA[[K.H.N.]Nasihat]]></category>
		<category><![CDATA[[K.H.N.]Sözler]]></category>
		<category><![CDATA[[K.H.N.]Yaşanmış]]></category>
		<category><![CDATA[amca]]></category>
		<category><![CDATA[baba]]></category>
		<category><![CDATA[ebutalib]]></category>
		<category><![CDATA[hz. ebu bekir]]></category>
		<category><![CDATA[hz. peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[meclis]]></category>
		<category><![CDATA[müslüman]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kissadanhisse.net/?p=328</guid>
		<description><![CDATA[Mekke&#8217;nin fethinden sonra İslâm&#8217;ı kabul edenler arasında Hz. Ebû Bekir&#8217;in babası Ebû Kuhâfe de bulunuyordu.  Yaşı sekseni aşmış, âmâ bir kişi olan Ebû Kuhâfe, Hz. Peygamber&#8217;in huzurunda hidayete ermekte geç kalmışlığını telâfi edercesine aşkla kelimei şehadet getiriyordu. Bu esnada sevinmesi gereken &#8220;Sıddık&#8221; (yürekten tasdik edip, sorgusuz sualsiz bağlanan) lakaplı Ebû Bekir ağlıyordu.  Fakat bu ağlayış [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-847" title="004ho1" src="http://www.kissadanhisse.net/wp-content/uploads/004ho1-150x150.jpg" alt="004ho1" width="150" height="150" /></p>
<p>Mekke&#8217;nin fethinden sonra İslâm&#8217;ı kabul edenler arasında Hz. Ebû Bekir&#8217;in babası Ebû Kuhâfe de bulunuyordu. </p>
<p>Yaşı sekseni aşmış, âmâ bir kişi olan Ebû Kuhâfe, Hz. Peygamber&#8217;in huzurunda hidayete ermekte geç kalmışlığını telâfi edercesine aşkla kelimei şehadet getiriyordu.</p>
<p>Bu esnada sevinmesi gereken &#8220;Sıddık&#8221; (yürekten tasdik edip, sorgusuz sualsiz bağlanan) lakaplı Ebû Bekir ağlıyordu. </p>
<p>Fakat bu ağlayış bir sevinç ağlayışı değil üzüntü ağlayışıydı. Bu, meclisteki herkesin hayretine sebep olmuştu. Sordular:</p>
<p>- Ey Ebû Bekir, neden sevinilecek bir günde gözyaşı döküyorsun? Cevap verdi:</p>
<p>- Allah&#8217;ın Resulünün en büyük arzusu amcası Ebû Talibin müslüman olmasıydı.</p>
<p>Fakat bu dileği bir türlü gerçekleşmedi.</p>
<p>Ben isterdim ki şu anda benim babamın yerinde şehadet getiren Ebû Talib olsun, babamın Müslüman olmasından dolayı benim gönlüm hoşnud olacağına, amcasının Müslüman olmasından dolayı Allah Rasûlünün gönlü hoşnud olsun. </p>
<p>İşte bu olmadığı için ağlıyorum.</p>
<img src="http://www.kissadanhisse.net/?ak_action=api_record_view&id=328&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/kissadan-hisseler/peygambere-baglilik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ÇARŞI PAZAR AĞALIĞI</title>
		<link>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/kissadan-hisseler/carsi-pazar-agaligi/</link>
		<comments>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/kissadan-hisseler/carsi-pazar-agaligi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 26 Apr 2009 10:26:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emre</dc:creator>
				<category><![CDATA[[K.H.N.]Hisseler]]></category>
		<category><![CDATA[[K.H.N.]Karışık]]></category>
		<category><![CDATA[[K.H.N.]Nasihat]]></category>
		<category><![CDATA[[K.H.N.]Sözler]]></category>
		<category><![CDATA[[K.H.N.]Yaşanmış]]></category>
		<category><![CDATA[adalet]]></category>
		<category><![CDATA[behlül dana]]></category>
		<category><![CDATA[ekmek]]></category>
		<category><![CDATA[fırıncı]]></category>
		<category><![CDATA[harun reşad]]></category>
		<category><![CDATA[ödemek]]></category>
		<category><![CDATA[tartı]]></category>
		<category><![CDATA[terazi]]></category>
		<category><![CDATA[vicdan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kissadanhisse.net/?p=316</guid>
		<description><![CDATA[Behlül Dana birgün Harun Reşid&#8217;den bir vazife istedi. Harun Reşid de ona çarşı pazar ağalığını (denetimini) verdi. Behlül hemen işe koyuldu.  İlk olarak bir fırına gitti. Birkaç ekmek tarttı hepsi normal gramajından noksan geldi. Dönüp fırıncı ya sordu:   &#8221;Hayatından memnun musun, geçinebiliyor musun, çoluk-çocuğunla ağzının tadı var mı?&#8221;  Adam her soruya olumsuz cevap verdi.Memnun olduğu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3>
<p style="text-align: justify;"><strong><img class="alignleft size-full wp-image-852" title="images-1" src="http://www.kissadanhisse.net/wp-content/uploads/images-1.jpg" alt="images-1" width="135" height="77" />Behlül Dana birgün Harun Reşid&#8217;den bir vazife istedi. Harun Reşid de ona çarşı pazar ağalığını (denetimini) verdi. Behlül hemen işe koyuldu. </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>İlk olarak bir fırına gitti. Birkaç ekmek tarttı hepsi normal gramajından noksan geldi. Dönüp fırıncı ya sordu: </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong> &#8221;Hayatından memnun musun, geçinebiliyor musun, çoluk-çocuğunla ağzının tadı var mı?&#8221; </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Adam her soruya olumsuz cevap verdi.Memnun olduğu bir şey yoktu. Behlül birşey demeden ayrıldı ve bir başka fırına geçti. </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Orada da birkaç ekmek tarttı ve gördü ki bütün ekmekler gramajından fazla geliyor, eksik gelmiyor. </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Aynı soruları bu fırının sahibine de sordu ve her soruya olumlu cevap aldı. </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Bundan sonra başka bir yere uğramadan doğru Harun Reşid&#8217;in huzuruna çıktı ve yeni bir vazife istedi. </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Harun Reşid, &#8220;Behlül daha demin vazife verdik sana ne çabuk bıktın?&#8221; dedi.</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Behlül açıkladı:</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>- Efendimiz çarşı pazarın ağası varmış. Benden önce ekmekleri tartmış, vicdanları tartmış, buna göre herkes hesabını ödemiş, bana ihtiyaç kalmamış.</strong></p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
</h3>
<img src="http://www.kissadanhisse.net/?ak_action=api_record_view&id=316&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/kissadan-hisseler/carsi-pazar-agaligi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
