Oğul;

Oğul; İnsanlar vardır, şafak vaktinde doğar, akşam ezanında ölürler. Avun oğlum avun. Güçlüsün, kuvvetlisin, akıllısın, kelâmlısın Ama; Bunları nerede, nasıl kullanacağını bilmezsen Sabah rüzgârında savrulur gidersin. Öfken ve nefsin bir olup aklını yener, Daima sabırlı ve iradene sahip olasın Dünya senin gözlerinin gördüğü gibi büyük değildir. Bütün fethedilmemiş gizemler, bilinmeyenler, görülmeyenler, Ancak; senin fazilet ve erdemlerinle gün ışığına çıkacaktır. Ananı, atanı say, bereket büyüklerle beraberdir. Bu dünya,...

Devamını Oku

ANA GİBİ YAR

Vaktiyle bir vezir, padişah katında hatırının kırılmayacağına inanarak kendisinden şöyle bir ricada bulundu: - Sultanım benim iki tane karım, her birinden de üçer çocuğum var Karılarımın hangisinin analık duygularının daha kuvvetli olduğunu merak ediyorum Malımı da buna göre vasiyet edeceğim Şunları bu konuda bir sınamanız mümkün mü? Padişah, veziri sevdiği için gönlünü yapmak istedi Hanımlarından birini çağırttı...

Devamını Oku

Azrail’in Güzelliği

-Onk. Dr. Haluk Nurbaki’den gerçek bir hatıra… Ben, 40 yıllık bir kanser uzmanı olarak maddeyi aşan sayısız olayla karşılaştım ve bunları, o olaya şahit olanlarla birlikte belgeleyerek özel bir arşiv yaptım. Bunlardan 1976 yılında yaşanmış bir olayı size nakletmek istiyorum. Kanser hastanesinde başhekimken Serap adında genç bir hanım hastam vardı. Bu hastam göğüs kanserine yakalanmış ve tedavi...

Devamını Oku

Adalet

İstanbul’un fethinden sonra Hazreti Fatih bütün mahkumları serbest bırakmıştı. Fakat bu mahkumların içinden iki papaz zindandan çıkmak istemediklerini söyleyerek dışarı çıkmadılar. Papazlar Bizans imparatorunun halka yaptığı zülüm ve işkence karşısında ona adalet tavsiye ettikleri için hapse atılmışlardı. Onlar da bir daha hapisten çıkmamaya yemin etmişlerdi. Durum Hazreti Fatih’e bildirildi. O, asker göndererek, papazları huzuruna davet etti....

Devamını Oku

ECEL..!(BU AKŞAM HİNDİSTAN’DA …)

 Hz. Süleyman’ın sarayına kuşluk vakti saf bir adam telaşla girer.      Nöbetçilere, hayati bir mesele için Hz. Süleyman’la görüşeceğini söyler ve hemen huzura alınır. Hz. Süleyman (a.s) benzi sararmış, korkudan titreyen adama sorar: “Hayrola ne var? Neden böyle korku içindesin? Derdin nedir? Söyle bana…” Adam telaş içinde: “Bu sabah karşıma Azrail (a.s) çıktı. Bana hışımla baktı ve hemen uzaklaştı.Anladım ki, benim canımı...

Devamını Oku

Azrail araya girdi

Azrail anını almaya geldiğinde Hz.İbrahim, canını kolay teslim etmez. Azrail’e: - Yürü git, Sultana arzet, halilinden can istemesin artık, der. Yüce Allah buyurur ki: “Eğer Halil’imsen haliline canını feda et! Halbuki sen caınını vermemeye uğraşıyorsun. Başka  kim böyle dostundan canını esirger?” Yanında bulunanlardan biriside Hz.İbrahim’e  -Ey alemin nuru, neden Azrail’e can vermiyorsun? Aşıklar bu yola canlarını koyarlar; sen ise...

Devamını Oku
Tarih 26 Nisan 09

İNSAN OLUN YAVRULARIM

Ana karıncayla baba karınca, yavru karıncalan çevrelerine toplamışlar, onlara karıncalık dersi veriyorlardı.    Baba karınca, dersinin sonunu şöyle bitirdi: - Yavrularım! Hayatta karınca olmaya çalışın! Hiçbir zaman karıncalıktan ayrılmayın. Yavrular, - Nasıl karınca olalım? Karıncalığın yolları nelerdir?.. diye sordular. Baba karınca, - Kendinize bizi örnek alın, dedi. Biz ne yapıyorsak, sizler de onu yapın! Yavru karıncalar, baba karıncayla ana karıncaya baktılar. Onlar ne...

Devamını Oku

CENNET KÖŞKÜ

  Halife Harun Reşid döneminin ermişlerinden Behlül Dana bir gün düzgünce kesilmiş tahta parçalarından eve benzer birşey yapıyordu Bunu Harun Reşidin hanımı Zübeyde görüp ne yaptığını sordu Behlül: - Cennet köşkü yapıyorum efendim, diye cevap verdi Dindar bir kadın olan Zübeyde köşke müşteri çıktı: - Bu köşkü bana satar mısın? - İsterseniz satarım - Kaç paraya satarsın? - Sana bir akçeye veririm Halifenin...

Devamını Oku

PEYGAMBERE BAĞLILIK

Mekke’nin fethinden sonra İslâm’ı kabul edenler arasında Hz. Ebû Bekir’in babası Ebû Kuhâfe de bulunuyordu.  Yaşı sekseni aşmış, âmâ bir kişi olan Ebû Kuhâfe, Hz. Peygamber’in huzurunda hidayete ermekte geç kalmışlığını telâfi edercesine aşkla kelimei şehadet getiriyordu. Bu esnada sevinmesi gereken “Sıddık” (yürekten tasdik edip, sorgusuz sualsiz bağlanan) lakaplı Ebû Bekir ağlıyordu.  Fakat bu ağlayış bir sevinç ağlayışı...

Devamını Oku

ÇARŞI PAZAR AĞALIĞI

Behlül Dana birgün Harun Reşid’den bir vazife istedi. Harun Reşid de ona çarşı pazar ağalığını (denetimini) verdi. Behlül hemen işe koyuldu.  İlk olarak bir fırına gitti. Birkaç ekmek tarttı hepsi normal gramajından noksan geldi. Dönüp fırıncı ya sordu:   ”Hayatından memnun musun, geçinebiliyor musun, çoluk-çocuğunla ağzının tadı var mı?”  Adam her soruya olumsuz cevap verdi.Memnun olduğu bir şey yoktu....

Devamını Oku
Sayfa Başı