<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kıssadan Hisse NET &#124; Vecizelerden Bir Buket!... &#187; [K.H.N.]Dini</title>
	<atom:link href="http://www.kissadanhisse.net/category/kategoriler/dini-vecizeler/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.kissadanhisse.net</link>
	<description>&#124; Vecizelerden Bir Buket!... &#124; hisse net, hisse.net, kıssadan hisse, hissenet, kıssadan hisseler, hisse net hisseler, hısse net, Kıssadan Hisse, Kısadan Hisse, Kıssa, Hisse, Kısa Hisse, Kıssadan, Hisseler, Vecize, Hikaye, Ders, Menkıbe, Menkîbe,</description>
	<lastBuildDate>Tue, 07 Sep 2010 18:27:22 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.1</generator>
	
<!-- Start Of Script Generated By WP-PostViews Plus -->
<script type='text/javascript' src='http://www.kissadanhisse.net/wp-includes/js/jquery/jquery.js?ver=1.4.2'></script>
<script type="text/javascript">
/* <![CDATA[ */
/* ]]> */
</script>
<!-- End Of Script Generated By WP-PostViews Plus -->
	<item>
		<title>İMAM-I ÂZAM VE KADILIK</title>
		<link>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/dini-vecizeler/imam-i-azam-ve-kadilik/</link>
		<comments>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/dini-vecizeler/imam-i-azam-ve-kadilik/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 09 Nov 2009 09:43:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>YasakLi</dc:creator>
				<category><![CDATA[[K.H.N.]Dini]]></category>
		<category><![CDATA[azam]]></category>
		<category><![CDATA[din]]></category>
		<category><![CDATA[halife]]></category>
		<category><![CDATA[ilim]]></category>
		<category><![CDATA[imam]]></category>
		<category><![CDATA[imam-ı azam]]></category>
		<category><![CDATA[irfan]]></category>
		<category><![CDATA[kadı]]></category>
		<category><![CDATA[yalan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kissadanhisse.net/?p=1109</guid>
		<description><![CDATA[Zamanında İmam-ı Azam ile herhangi bir konuda tartışmaya girip de galip çıkan görülmemiştir. Hem derya gibi ilmi, hem de herkese nasip olmayan zeka ve mantığı sayesinde hepsinden kendisi galip çıkıyordu. Abbasi Halifesi Me&#8217;mun İmam-ı Azam&#8217;ı Kufe&#8217;ye kadı yapmak istiyordu. İmamı çağırdı ve bu niyet&#8230;ini açıkladı. İmam-ı Azam yönetimin yanlışlıklarına alet olmamak için bu teklifi kabul [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Zamanında İmam-ı Azam ile herhangi bir konuda tartışmaya girip de galip çıkan görülmemiştir.</p>
<p>Hem derya gibi ilmi, hem de herkese nasip olmayan zeka ve mantığı sayesinde hepsinden kendisi galip çıkıyordu.  Abbasi Halifesi Me&#8217;mun İmam-ı Azam&#8217;ı Kufe&#8217;ye kadı yapmak istiyordu. İmamı çağırdı ve bu niyet&#8230;ini açıkladı.</p>
<p>İmam-ı Azam yönetimin yanlışlıklarına alet olmamak için bu teklifi kabul etmedi.</p>
<p>- Ben kadılık yapamam, dedi.</p>
<p>Halife de herkes de kabul ederdi ki ondan iyi kadılık yapacak bulunamazdı.</p>
<p>Bu nedenle Halife sert çıktı:</p>
<p>- Yalan söylüyorsun, sen kadılık yaparsın!</p>
<p>İmam-ı Azam akan suları durduracak şu cevabı verdi:</p>
<p>- Eğer ben yalan söylüyorsam, yalan söylediğim için kadılık yapamam, çünkü yalancıdan kadı olmaz. Eğer &#8220;yapamam&#8221; dediğim zaman doğru söylüyorsam, sözümün gereği olarak kadılık yapamam. O halde her iki halde de kadılık yapamam,</p>
<img src="http://www.kissadanhisse.net/?ak_action=api_record_view&id=1109&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/dini-vecizeler/imam-i-azam-ve-kadilik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gerçek Zenginlik</title>
		<link>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/dini-vecizeler/gercek-zenginlik/</link>
		<comments>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/dini-vecizeler/gercek-zenginlik/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 10 May 2009 23:33:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emre</dc:creator>
				<category><![CDATA[[K.H.N.]Dini]]></category>
		<category><![CDATA[af]]></category>
		<category><![CDATA[fakir]]></category>
		<category><![CDATA[fukara]]></category>
		<category><![CDATA[Gerçek Zenginlik]]></category>
		<category><![CDATA[hata]]></category>
		<category><![CDATA[miras]]></category>
		<category><![CDATA[mısır]]></category>
		<category><![CDATA[muhtac]]></category>
		<category><![CDATA[sokak]]></category>
		<category><![CDATA[tenha]]></category>
		<category><![CDATA[utanc]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kissadanhisse.net/?p=528</guid>
		<description><![CDATA[Çok eski zamanlarda Bağdatlı bir fukara konuvermişti bir gün büyükçe bir mirasa. Ani gelen zenginlik onu budala etti, O koskoca serveti bir kaç yılda eritti. Ama kolay değildi eskiye geri dönmek, Küheylan attan inip uyuz eşeğe binmek. Hep evine kapanır için için ağlardı. Yaratana sığınıp gece gündüz yalvardı: Yarabbi sen bilirsin; ben fakir bir kul [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-535" title="zenginlik-resimleri" src="http://www.kissadanhisse.net/wp-content/uploads/2009/05/zenginlik-resimleri-150x150.jpg" alt="zenginlik-resimleri" width="150" height="150" />Çok eski zamanlarda Bağdatlı bir fukara konuvermişti bir gün büyükçe bir mirasa. Ani gelen zenginlik onu budala etti, O koskoca serveti bir kaç yılda eritti. Ama kolay değildi eskiye geri dönmek, Küheylan attan inip uyuz eşeğe binmek. Hep evine kapanır için için ağlardı.</strong></p>
<p><strong>Yaratana sığınıp gece gündüz yalvardı: Yarabbi sen bilirsin; ben fakir bir kul idim. Muhtaç değildim ama oldukça yoksul idim. O sonsuz hazinenden bana mal ve mülk verdin, Lûtfunla gönendirdin, zenginliğe erdirdin; Bense kıymet bilmedim, varlıkla sarhoş oldum. Çarçur ettim dağıttım ve gene berduş oldum.</strong></p>
<p><strong>Hatamı geç anladım, ne olur beni affet Taşıyacak gücüm yok, ağır geldi bu zillet. Hazinende ‘yok’ yoktur; ya lûtfet bir geçim ver, Ya da canımı al da sona ersin çileler.” Hep böyle niyaz etti haftalarca, aylarca. Sonunda bir ses duydu derinden, rüyasında: Sen kalk ve Mısır’a git, orda bir hazine var. Senin gelip bulmanı bekliyor nice yıllar.”</strong></p>
<p><strong>Uyanınca sevinçle dertlerini unuttu, Düşünmeden delice Mısır yolunu tuttu. Aç ve susuz dolaştı, yollar karma karışık; Ne define göründü, ne de ufak bir ışık. Açlık ve yorgunluktan perişan hale geldi; Sonunda dilenmeye çaresiz, karar verdi. Ama utanıyordu, nasıl girsin bu işe? Geceleyin yaparım, tanımaz beni kimse. Diye düşünerekten karanlığa süzüldü, Tenha bir sokak bulup bir köşeye büzüldü. Bir ayak sesi duyup avucunu uzattı; Ama güçlü bir pençe bileğini kavradı: Gel bakalım, sen böyle ne yapıyorsun burada Bu saatte işin ne bu karanlık yolda? Besbelli bir hırsızsın, kötü niyetlerin var; Yanacaktı kim bilir şerrinden nice canlar!” İriyarı bu adam mahalle bekçisiydi; Yakasından tutmuştu, dövüyor, sürüyordu. Dur, dövme de doğruyu söyleyeyim ben sana Diye garip Bağdatlı yalvarıp yakarınca; Peki, anlat bakalım, besbelli yabancısın;, Sakın yalan konuşma, doğru anlatmalısın.” Diye izin verince güvenlik görevlisi Bizimki baştan sona anlattı hikâyeyi : “Sandığın gibi değil; ne hırsızım ne zalim; Bir hülyanın peşinde bu hallere gelmişim.”</strong></p>
<p><strong>Bekçi ona inandı ve gülerek dedi ki : “Anlaşıldı, sen hırsız falan değilsin belli; Seni bırakacağım, benden kurtulacaksın; Ama kusura bakma, sırılsıklam ahmaksın! Ben yıllardır bir rüya görüyorum her gece; Diyorlar ki: “Bağdat’ta şöyle bir mahallede, Şöylece bir sokakta, şöyle şöyle bir evde Git, kaz ve çıkar onu; gömülü bir define.” Yerimden kımıldamam, güler, geçerim ancak, Senin bir rüya için düştüğün şu hale bak ! Bu kadar mı ahmaksın, sende yok mu hiç akıl? Bir daha görmeyeyim, şimdi karşımdan yıkıl ! ” Bu sözleri duyunca şaşırdı mirasyedi: Tarif edilen bu ev aynen kendi eviydi. Demek ki hem define üstünde oturmuşum, Hem de yoksulluğumdan feryat ediyormuşum. Bu ne büyük gaflettir, ne affedilmez ayıp; Yorgunlukla, çileyle geçen bunca yıl kayıp.” Burnu koku almayan ne alır has bahçeden; Melodiden ne anlar kulağı işitmeyen? Hayatını servete, saltanata adayan Bilemez defineyi, kendi içinde yatan. Hem gerçek zenginlikten böylece mahrum kalır Hem de hayattan yalnız çile ve zahmet alır.</strong></p>
<img src="http://www.kissadanhisse.net/?ak_action=api_record_view&id=528&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/dini-vecizeler/gercek-zenginlik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ezanla Namaz Arası&#8230;!</title>
		<link>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/dini-vecizeler/ezanla-namaz-arasi/</link>
		<comments>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/dini-vecizeler/ezanla-namaz-arasi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 10 May 2009 10:08:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emre</dc:creator>
				<category><![CDATA[[K.H.N.]Dini]]></category>
		<category><![CDATA[beyaz]]></category>
		<category><![CDATA[cenaze]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[dede]]></category>
		<category><![CDATA[dogma]]></category>
		<category><![CDATA[dogum]]></category>
		<category><![CDATA[ezan]]></category>
		<category><![CDATA[mezar]]></category>
		<category><![CDATA[ömür]]></category>
		<category><![CDATA[sakal]]></category>
		<category><![CDATA[sela]]></category>
		<category><![CDATA[torun]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kissadanhisse.net/?p=798</guid>
		<description><![CDATA[  Torunu, bembeyaz sakallı, nur yüzlü dedesine merakla sorar:  &#8220;Dedeciğim! Bir insanın ömrü ne kadar olur?&#8221;  Dede tatlı bir gülücükle:  &#8220;Ezanla namaz arası kadar yavrucuğum.&#8221; deyince torun:  &#8220;Nasıl yani, ömür bu kadar kısa mı?&#8221;  &#8220;Evet yavrum. Ömür, namazsız ezanla, ezansız namaz arası kadardır.&#8221; diye dede biraz daha açar ilk sözünü. Torun yeniden sorar:  &#8220;Namazsız ezan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<blockquote>
<p align="justify"> </p>
<div style="text-align: auto;"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-866" title="35589" src="http://www.kissadanhisse.net/wp-content/uploads/35589-150x150.jpg" alt="35589" width="150" height="150" />Torunu, bembeyaz sakallı, nur yüzlü dedesine merakla sorar: </div>
<p>&#8220;Dedeciğim! Bir insanın ömrü ne kadar olur?&#8221; <br />
Dede tatlı bir gülücükle: <br />
&#8220;Ezanla namaz arası kadar yavrucuğum.&#8221; deyince torun: <br />
&#8220;Nasıl yani, ömür bu kadar kısa mı?&#8221; <br />
&#8220;Evet yavrum. Ömür, namazsız ezanla, ezansız namaz arası kadardır.&#8221; diye dede biraz daha açar ilk sözünü. Torun yeniden sorar: <br />
&#8220;Namazsız ezan ve ezansız namaz&#8221; ne demek dedeciğim? <br />
Dede torununa şefkatle açıklar: <br />
&#8220;Bak yavrum, geçen hafta komşumuzun çocuğu doğdu. O çocugun kulağına ben ezan okudum, hatırladın mı?&#8221;  </p>
<p>- Evet, dedeciğim. <br />
- İşte o ezanın namazı yoktur, sen de gördün ki namaz kılmadık. <br />
- Haklısın dedeciğim, şimdi fark ettim. <br />
- Pekiyi geçen ay dayın vefat ettiğinde onun cenazesini bizim camiye getirdiğimizde sen de vardın. Hatırlarsan dayın için cenaze namazı kıldık hep beraber. <br />
- Evet dedeciğim, yengem cok ağlamıştı. <br />
- Dikkat ettiysen o namaz için ezan okunmadı, çünkü cenaze namazının ezanı olmaz. </p>
<p>Aslında cenaze namazının ezanı merhum dayın doğduktan sonra minik bir bebekken kulağına okunmuştu diye düşünebilirsin. İşte yavrum hayatımız bu namazsız ezanla başlar ve bu ezansız namazla sona erer, ama bu sona eriş bir başka baslangıca işaret eder. </p>
<p>&#8220;Hayat, EZANLA NAMAZ ARASI KADAR SÜRER&#8221; </p>
<p>Sakin sana verilen ömür sermayesini ziyan etme yavrucuğum. <br />
Ömrünü hayırlı işlerle dolu dolu geçir, bir nefes bile boşluk bırakma! </p></blockquote>
<img src="http://www.kissadanhisse.net/?ak_action=api_record_view&id=798&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/dini-vecizeler/ezanla-namaz-arasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tevbeyi tehir etmek</title>
		<link>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/dini-vecizeler/tevbeyi-tehir-etmek/</link>
		<comments>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/dini-vecizeler/tevbeyi-tehir-etmek/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 10 May 2009 05:31:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emre</dc:creator>
				<category><![CDATA[[K.H.N.]Dini]]></category>
		<category><![CDATA[30]]></category>
		<category><![CDATA[ALLAH(C.C)]]></category>
		<category><![CDATA[DOST]]></category>
		<category><![CDATA[günah]]></category>
		<category><![CDATA[makas]]></category>
		<category><![CDATA[sene]]></category>
		<category><![CDATA[terzi]]></category>
		<category><![CDATA[tüvbe]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kissadanhisse.net/?p=808</guid>
		<description><![CDATA[Bir veli; otuz senelik bir terziye sormuş.Neden hala tövbe etmiyorsun da günahlı hayata devam ediyorsun?    -    Nasıl olsa demiş terzi,can boğaza gelinceye kadar tevbenin vakti var.o zaman tövbe eder,kurtulurum demiş.                                    Allah dostu sormuş:sen kaç senedir terzilik yapıyorsun? -otuz senedir.-bu kadar zaman içerisinde elin en çok neye alıştı.-makasla kumaş kesmeye:                                          Allah dostu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><img class="alignleft size-full wp-image-861" title="images-3" src="http://www.kissadanhisse.net/wp-content/uploads/images-3.jpg" alt="images-3" width="118" height="105" />Bir veli; otuz senelik bir terziye sormuş.Neden hala tövbe etmiyorsun da günahlı hayata devam ediyorsun?   <br />
-    Nasıl olsa demiş terzi,can boğaza gelinceye kadar tevbenin vakti var.o zaman tövbe eder,kurtulurum demiş.</strong></p>
<div><strong>                   </strong></div>
<div><strong>               Allah dostu sormuş:sen kaç senedir terzilik yapıyorsun? -otuz senedir.-bu kadar zaman içerisinde elin en çok neye alıştı.-makasla kumaş kesmeye:</strong></div>
<div><strong>                    </strong></div>
<div><strong>                    Allah dostu sormuş:-canın boğaza  geldiği anda eline bi makas verseler yine kolayca kumaş kesebilirmisin? omuzlarını silkmiş 30 senelik terzi :-öylesine korkulu bi anda kumaşı doğru kesemem ki!</strong></div>
<div><strong>                   </strong></div>
<div><strong>                  Allah dostu taşı gediğine koymuş:- peki 30 senedir yaptığın bir işi o anda doğru yapamıyorsun da, ömründe hiç yapmadığın tevbeyi nasıl yapacaksın o anda?</strong></div>
<img src="http://www.kissadanhisse.net/?ak_action=api_record_view&id=808&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/dini-vecizeler/tevbeyi-tehir-etmek/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Rasûlallah Çanakkale&#8217;de</title>
		<link>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/dini-vecizeler/rasulallah-canakkalede/</link>
		<comments>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/dini-vecizeler/rasulallah-canakkalede/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 09 May 2009 23:15:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emre</dc:creator>
				<category><![CDATA[[K.H.N.]Dini]]></category>
		<category><![CDATA[çanakkale]]></category>
		<category><![CDATA[cemal]]></category>
		<category><![CDATA[cumhuriyet]]></category>
		<category><![CDATA[devlet]]></category>
		<category><![CDATA[HOCA]]></category>
		<category><![CDATA[mekke]]></category>
		<category><![CDATA[mescid-i nebevi]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[rasülallah]]></category>
		<category><![CDATA[türbe]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kissadanhisse.net/?p=517</guid>
		<description><![CDATA[Rasülallah Çanakkale&#8217;deki asker evlâtlarının yardımına gitmişti Tarihler 1928 yılını göstermektedir. Osmanlının son devir âlimlerinden, ilmi ile amil Alasonyalı Cemal Öğüt Hocaefendi hacca gider. Cumhuriyet yeni kurulmuş, hızlı bir değişim yaşanıyor, Çanakkale savaşının üzerinden de on yılı aşkın bir zaman geçmiştir.   Cemal Öğüt Hocaefendi Mekke&#8217;deki vazifesinin tamamladıktan sonra Medine&#8217;ye gider. Medine&#8217;de her zamankinden fazla kalır. Bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3 style="text-align: justify;"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-537" title="canakkale019um" src="http://www.kissadanhisse.net/wp-content/uploads/2009/05/canakkale019um-150x150.jpg" alt="canakkale019um" width="150" height="150" /> Rasülallah Çanakkale&#8217;deki asker evlâtlarının yardımına gitmişti<br />
Tarihler 1928 yılını göstermektedir. Osmanlının son devir âlimlerinden, ilmi ile amil Alasonyalı Cemal Öğüt Hocaefendi hacca gider. Cumhuriyet yeni kurulmuş, hızlı bir değişim yaşanıyor, Çanakkale savaşının üzerinden de on yılı aşkın bir zaman geçmiştir.  </p>
<p>Cemal Öğüt Hocaefendi Mekke&#8217;deki vazifesinin tamamladıktan sonra Medine&#8217;ye gider. Medine&#8217;de her zamankinden fazla kalır. Bu esnada Osmanlı coğrafyasının değişik bölgelerinden gelen hacılarla istişarelerde bulunur. Osmanlı devleti yıkılmıştır, Osmanlı&#8217;dan geri kalan toprakların büyük çoğunluğu ya işgal altındadır ya da sömürge durumuna düşmüştür.<br />
Cemal Öğüt Hocaefendi vaktinin çoğunluğunu Mescid–i Nebevî&#8217;de geçirir. Bu arada Efendimizin türbesindeki görevlilerle yakınlık hâsıl olur. Hiçbir dünyalık beklemeden, sadece Resûlullah&#8217;a sevgi ve muhabbetinden dolayı türbeye hizmet eden bu güzel insan da Cemal Öğüt Hocaefendiye yakınlıkduyar ve güzel bir dostluk kurulmuş olur.<br />
Cemal Öğüt Hocaefendi türbedarla yaptığı sohbetlerde bir şey dikkatini çeker. Türbedar Osmanlı devletine son derece bağlıdır, hatta o kadar ki Osmanlı adı geçtiği yerde muhakkak bir hürmet ifadesi belirtisi gösteriyordu. Bu nuranî ihtiyarın Osmanlı&#8217;ya bu derece bağlı ve hürmetli olması Cemal Öğüt Hocaefendinin merakımı celbeder, bir gün sorar:<br />
&#8220;Sizde Osmanlı&#8217;ya karşı derin bir sevgi ve muhabbet görüyorum, bunun özel bir sebebi var mı?&#8221; Nurani ihtiyar derin bir düşünceye daldı, kısa süre sonra başını kaldırdı ve şöyle dedi:<br />
&#8220;Allah ve Resûl&#8217;ünün muhabbeti, Osmanlı&#8217;yı sevmemi gerektirir.&#8221; Cemal Öğüt Hocaefendi bu açıklamadan pek bir şey anlamaz. Anlamadığı da zaten yüz hatlarından anlaşılmıştır. Türbedar pek fazla bilgi vermek niyetinde değildir, ancak Cemal Öğüt Hocaefendi bir şeylerin olduğunu anlar ve ısrar eder. Nur yüzlü ihtiyar anlatmaya devam eder:<br />
&#8220;Osmanlı&#8217;yı sevmem için şu anlatacağım hâdise yeter de artar bile.&#8221;<br />
1915 senesinde Medine&#8217;de başından geçen bir hâdiseyi şöyle anlatır.<br />
1915 yılının hac mevsimi idi. Her hac mevsiminde olduğu gibi, dört bir yandan mü&#8217;minler geliyordu, bu gelenlerin içinde Hindistan ulemâsından, âlim, zahit, keşfi açık gerçek bir Allah dostu da bulunuyordu. Bu Allah dostu ile sizinle olduğu gibi yakınlık oluştu, sohbetine katıldık. O kadar güzel sohbetleri oluyordu ki, kendi ağlıyordu, dinleyenleri de ağlatıyordu. O zamanlar Osmanlı&#8217;nın çok sıkıntıda olduğu zamanlardı, ehl–i küffar, İslâm&#8217;a karşı saldırıya geçmiş, Payitahtta Çanakkale Boğazı&#8217;nda büyük savaş oluyordu.<br />
Hindistanlı âlimde bir şey dikkatimi çekmişti, sohbetlerinde ağlıyor, namazlarında ağlıyor, yolda yürürken bile gözünden yaş eksik olmuyordu. Ağlamadığı zamanlar bile devamlı hüzünlü idi. Merakım artıkça artı ve bir gün kendisine bunun sebebini sordum:<br />
&#8220;Efendi! Bu mübarek yerdesin, gözün gönlün açılacağı yerde devamlı ağlıyorsun, ağlamadığın zamanlarda yüzünde hüzün var, bunun sebebi, hikmeti nedir?&#8221; Beni yayına oturttu, gözlerindeki yaş damlaları daha da hızlanarak akmaya başladı. Sonra yaşlarını sildikten sonra bana dedi ki:<br />
&#8220;Ben uzun yılların hasreti ile çok uzaklardan buralara geldim. Ben Kâinatın Efendisi&#8217;nin kokusunu, ruhaniyetini Hindistan&#8217;dan alırdım. Şimdi buralara geldim, Efendimin kabr–i şerifi başındayım, ama Hindistan&#8217;da aldığım feyiz ve nuranîliği burada bulamadım. Bu ne hâldir diye düşünüyorum, acaba bir günah mı işledim, bir suçum mu var? Efendim benim üzerimden himmetini çekti mi? Ya da Efendim, burada değil, burada olsa onu hisseder, onun ruhaniyetinden bereketlenirdim. Bu hâl beni perişan etti… Ağlamamın sebebi budur.&#8221;<br />
Türbedar bu Allah dostunu dikkatle dinledi, ancak o da bu işe ne bir yorum getirebildi, ne de bir şey diyebildi. Ancak nur yüzlü türbedarın da kafası karışmıştı. Bu Hindistanlı âlimin, yalan söyleme, abartı yapma gibi bir durumu söz konusunu değildi. Son derece samimî bir hâl içindedir. Hindistanlı âlimin söylediklerine yabancı değildi. Her hac mevsiminde değişik bölgelerden gelen Allah dostları ile karşılaşır, onları Allah Resûlü&#8217;nün ruhaniyeti ile nasıl bağlantılar kurduklarını bilirdi. Bu Hindli âlim de onlardan biri idi, türbedarın bunda zerre şüphesi yoktu. Peki, bu âlimin söyledikleri nasıl açıklanacaktı?<br />
Yaşlı türbedar gündüz dinlediklerinin etkisinde kalmıştı, gece yatağına yattığında da kafasındaki soru işaretleri gitmemişti.<br />
Sabah namazına kalkmadan önce türbedar bir rüya görür. Rüyasında Kâinatın Efendisini görür. Nur yüzlü türbedar, edebinden Efendimize bir şey soramaz. Dün yaşananlar aklına gelir, bir şey diyemez. Türbedarın düşüncelerine Kâinatın Efendisi cevap verir:<br />
&#8220;O kardeşimin hissettiği doğrudur. Ben her zamanki makamımda değilim, birkaç zamandır Çanakkale&#8217;deyim… Çok zor durumda bulunan kardeşlerimi yalnız bırakmaya gönlüm razı olmadı. Onlara yardım ediyorum…&#8221;<br />
Hindistanlı âlim, Allah dostunun vaziyeti anlaşılmıştı. Burada akla şöyle bir soru gelebilir: Efendimiz bulunduğu makam itibariyle, bir anda birden çok yerde bulunamaz mı? Elbette bulunur, başta Hızır Aleyhisselâm&#8217;ın ve Allah&#8217;ın veli kullarının bulunduğu gibi. Buradaki, hâdise birine gösterirler, ondan da herkese duyururlar mahiyetindedir.</p>
<p>Yetiş ya Muhammed Kur-an’ın elden gidiyor!<br />
Çanakkale en zorlu günlerinden birini geçiriyor. Küffar ordusunun askerleri ilk defa karaya ayak basmıştır, ellerindeki üstün silah ve teçhizatla saldırıya geçerler. O zamanlar Osmanlı&#8217;nın müttefiki olan Almanya ordusuna mensup bazı subaylar da cephede bulunmaktadır. Şimdi bu subaylardan birine kulak verelim.<br />
Alman Subay Sanders anlatıyor:<br />
Çok dehşetli bir saldırı karşısında kalmıştık. Karaya çıkan İngiliz askerlerini gemiden top atışları ve makineli tüfekler destekliyordu. Bulunduğumuz siperlerden değil hareket etmek, en küçük bir hareket belirtisi bile onlarca mermiyi hemen o hareket noktasına çekiyordu.<br />
Mevzilerden elini kaldıranın eli, miğferini kaldıranın miğferi parçalanıyordu. Böyle bir sağanak altında çaresizlik içinde beklemekten başka bir şey yapamıyorduk.<br />
Bu şekilde ne kadar zaman geçti bilmiyorum. Birden bulunduğum yerden yaklaşık on beş metre uzağımızdan korkunç bir ses geldi. Sesle birlikte bir Türk askeri siperden kalktı, düşmana doğru koşmaya başladı. Hem koşuyor hem kollarını sağa sola sallıyor, hem de sesi çıktığı kadar bağırıyordu. Yanımda bulunan tercümanıma dedim ki:<br />
–Şu koşan asker ne diyor?<br />
–Komutanım! &#8220;Yetiş ya Muhammed Kitabın elden gidiyor!&#8221; diye bağırıyor.<br />
Böyle bir manzarayı tarih görmemiştir. Asker sanki üzüm toplar gibi düşman mermilerini elleriyle topluyordu. Onu gören diğer askerler de siperlerinden hareketlendi ve o anda çok çetin bir savaş başladı. Kısa zaman sonra karaya çıkan İngiliz birliğinden geriye yerde yatan asker cesetlerinden başka bir şey görünmüyordu</h3>
<img src="http://www.kissadanhisse.net/?ak_action=api_record_view&id=517&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/dini-vecizeler/rasulallah-canakkalede/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Namazı Doğru Kılmak</title>
		<link>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/dini-vecizeler/namazi-dogru-kilmak/</link>
		<comments>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/dini-vecizeler/namazi-dogru-kilmak/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 09 May 2009 13:13:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emre</dc:creator>
				<category><![CDATA[[K.H.N.]Dini]]></category>
		<category><![CDATA[ALLAH(C.C)]]></category>
		<category><![CDATA[ashab]]></category>
		<category><![CDATA[efendi]]></category>
		<category><![CDATA[islam]]></category>
		<category><![CDATA[namaz]]></category>
		<category><![CDATA[rahman]]></category>
		<category><![CDATA[rasülallah]]></category>
		<category><![CDATA[rükü]]></category>
		<category><![CDATA[SECDE]]></category>
		<category><![CDATA[zat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kissadanhisse.net/?p=750</guid>
		<description><![CDATA[    Resulullah (s.a.v.) Efendimiz, bir gün mescitte ashabıyla birlikte otururken, İslam ı yeni öğrenmiş bedevi bir zat girdi. Rüku ve secdesini tam yapmadığı bir namaz kıldı.  Sonra huzura gelerek selam verdi. Resulullah Efendimiz selamını aldı ve.  - Dön namazını tekrar kıl, buyurdu.  O zat dönerek, önceki kıldığı gibi namazını tekrar kıldı. Resul-i Zişan (s.a.v.),  [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> </p>
<blockquote>
<p align="justify"> </p>
<div style="text-align: auto;"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-751" title="namaz" src="http://www.kissadanhisse.net/wp-content/uploads/namaz-150x150.jpg" alt="namaz" width="150" height="150" /></div>
<p>Resulullah (s.a.v.) Efendimiz, bir gün mescitte ashabıyla birlikte otururken, İslam ı yeni öğrenmiş bedevi bir zat girdi. Rüku ve secdesini tam yapmadığı bir namaz kıldı. </p>
<p>Sonra huzura gelerek selam verdi. Resulullah Efendimiz selamını aldı ve. <br />
- Dön namazını tekrar kıl, buyurdu. <br />
O zat dönerek, önceki kıldığı gibi namazını tekrar kıldı. Resul-i Zişan (s.a.v.), <br />
- Dön tekrar kıl; çünkü sen, namaz kılmış olmadın!, buyurdu. <br />
Bu hal üç defa tekerrür edince o zat: <br />
- Ya Resulullah! Seni hak ile gönderen Allah a yemin olsun ki, ancak bu kadar biliyorum, doğrusunu bana öğretirmisin? dedi. <br />
Bunun üzerine Efendimi z (s.a.v.): <br />
- Namaz kılmak isteyince güzelce abdest al, kıbleye dön, iftitah tekbirini al, kolayına geldiği kadar Kur an oku, sonra rükua varıp sukunet buluncaya kadar dur. Sonra başın büsbütün doğruluncaya kadar ayakta kal, sonra secdeye varıpmutmain oluncaya kadar dur, başını kaldırıp hareketsiz kalıncaya kadar otur. Bunları bütün namazlarda böylece yaparsan namazın tam olur, bundan neyi eksiltirsen namazı eksiltmiş olursun, buyurdu. <br />
 </p></blockquote>
<img src="http://www.kissadanhisse.net/?ak_action=api_record_view&id=750&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/dini-vecizeler/namazi-dogru-kilmak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yemekte Besmele ve Şeytan</title>
		<link>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/dini-vecizeler/yemekte-besmele-ve-seytan/</link>
		<comments>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/dini-vecizeler/yemekte-besmele-ve-seytan/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 09 May 2009 13:09:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emre</dc:creator>
				<category><![CDATA[[K.H.N.]Dini]]></category>
		<category><![CDATA[ALLAH(C.C)]]></category>
		<category><![CDATA[arab]]></category>
		<category><![CDATA[besmele]]></category>
		<category><![CDATA[cariye]]></category>
		<category><![CDATA[hz]]></category>
		<category><![CDATA[HZ MUHAMMED(sav)]]></category>
		<category><![CDATA[hz. peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[şeytan]]></category>
		<category><![CDATA[yemek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kissadanhisse.net/?p=744</guid>
		<description><![CDATA[           Huzeyfe radıyallahu anh anlatıyor:  Peygamber aleyhisselâm ile beraber yemek etrafında hazır olduğumuz vakit.. Allah’ın Resulü başlamadan önce ellerimizi yemeğe uzatmazdık. Bir defa Resulüllah aleyhisselâm ile beraber yemek etrafında toplanmıştık. Bir cariye, biri tarafından itilircesine gelip elini yemeğe uzatınca, Peygamber aleyhisselâm cariyenin elini tutup onu durdurdu. Ondan sonra bir Arâbî de [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> </p>
<blockquote>
<p style="text-align: left;"> </p>
<div style="text-align: justify;"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-745" title="besmele_t2" src="http://www.kissadanhisse.net/wp-content/uploads/besmele_t2-150x150.jpg" alt="besmele_t2" width="150" height="150" />       Huzeyfe radıyallahu anh anlatıyor: </div>
<p>Peygamber aleyhisselâm ile beraber yemek etrafında hazır olduğumuz vakit.. Allah’ın Resulü başlamadan önce ellerimizi yemeğe uzatmazdık. Bir defa Resulüllah aleyhisselâm ile beraber yemek etrafında toplanmıştık. Bir cariye, biri tarafından itilircesine gelip elini yemeğe uzatınca, Peygamber aleyhisselâm cariyenin elini tutup onu durdurdu. Ondan sonra bir Arâbî de aynı şekilde itilircesine geldi. Allah’ın Resulü bununda elinden tutup yemeğe başlamasına mani oldu ve şöyle buyurdu: </p>
<p>— Muhakkak ki şeytan, Allah’ın ismi anılmamak, yani besmele çekilmemek suretiyle yemeği kendisine helâl kılmaya gayret eder. Bu sebeple bu cariyeyi getirdi ve besmele çektirmeden yemeğe başlatarak, bunun vasıtasıyla yemeği kendisine helâl kılmak istedi. Bunun için cariyenin elinden tutup yemeğe başlamasını önledim. Sonra, aynı sebeple şu ârâbiyi getirdi. Onun da elinden tutup yemeğe başlamasına mani oldum. Hayatımı kudreti ile tutan Allah’a yemin ederim ki, cariyenin eli ile birlikte şeytanın da eli elimde idi. <br />
(Müslim, Ebû Davud, Neseî) <br />
Hazreti Aişe radıyallahu anhâ anlatıyor: <br />
Resülullah aleyhisselâm sahabîlerinden altı kişi ile beraber yemek yiyordu. Bu arada bu ârâbî geldi ve iki lokma yedi. Bunun üzerine Peygamber aleyhisselâm: <br />
— Eğer şu ârâbî besmele ile yemiş olsaydı yemek hepinize yeterdi, buyurdular.  </p></blockquote>
<img src="http://www.kissadanhisse.net/?ak_action=api_record_view&id=744&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/dini-vecizeler/yemekte-besmele-ve-seytan/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yapılan iyilik söylenmemelidir&#8230;!</title>
		<link>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/dini-vecizeler/yapilan-iyilik-soylenmemelidir/</link>
		<comments>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/dini-vecizeler/yapilan-iyilik-soylenmemelidir/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 09 May 2009 12:53:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emre</dc:creator>
				<category><![CDATA[[K.H.N.]Dini]]></category>
		<category><![CDATA[alim]]></category>
		<category><![CDATA[alimyolcu]]></category>
		<category><![CDATA[BUĞDAY]]></category>
		<category><![CDATA[derviş]]></category>
		<category><![CDATA[ekmek]]></category>
		<category><![CDATA[fakir]]></category>
		<category><![CDATA[koyun]]></category>
		<category><![CDATA[olay]]></category>
		<category><![CDATA[serüven]]></category>
		<category><![CDATA[taş]]></category>
		<category><![CDATA[temiz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kissadanhisse.net/?p=726</guid>
		<description><![CDATA[  Vaktiyle bulunduğu küçük yerde geçim sıkıntısı çeken dürüst ve temiz yaratılışlı genç bir adam, bir gün memleketine çok uzakta bulunan bir şehir merkezine giderek iş bulup çalışmaya, kendine yeni bir hayat düzeni kurmaya karar verdi Bu niyetle vakit kaybetmeden hazırlanıp yola koyuldu Genç adam bu yolculuğu sırasında yorum ve açıklaması kendisi için imkânsız olan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> </p>
<p align="justify"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-727" title="ngm1994_02p20" src="http://www.kissadanhisse.net/wp-content/uploads/ngm1994_02p20-150x150.jpg" alt="ngm1994_02p20" width="150" height="150" />Vaktiyle bulunduğu küçük yerde geçim sıkıntısı çeken dürüst ve temiz yaratılışlı genç bir adam, bir gün memleketine çok uzakta bulunan bir şehir merkezine giderek iş bulup çalışmaya, kendine yeni bir hayat düzeni kurmaya karar verdi Bu niyetle vakit kaybetmeden hazırlanıp yola koyuldu Genç adam bu yolculuğu sırasında yorum ve açıklaması kendisi için imkânsız olan bir takım olaylarla karşılaştı </p>
<p>Bunlardan biri şuydu: Bazı kimseler bir tarlaya buğday ekiyorlar, ekilen buğdaylar hemen yetişip olgunlaşıyor, onlar da hiç vakit kaybetmeden hasat ediyorlar, sonra bunları ateşe verip yakıyorlardı </p>
<p>İkinci olarak şuna şahit olmuştu: Bir adam büyük bir taşı kaldırmaya çalışıyor, kaldıramıyor; ama bu taşa bir tane daha ekleyince kaldırabiliyor, bir üçüncüyü ekleyince daha da rahat kaldırabiliyordu </p>
<p>Şahit olduğu bir başka olay da şu idi: Bir adam bir koyuna binmiş, onun üzerine birkaç kişi daha binmiş koşturuyorlar, arkalarından birileri de onlara yetişmek için çabalıyor ama yetişemiyorlardı </p>
<p>Adam bunlarla kafası Karışmış birhalde uzun yolculuğun nasıl geçtiğini anlamadan şehrin kapısına geldi Burada nurani bir ihtiyar kendisini durdurup nereden geldiğini, niçin geldiğini yolculuğun nasıl geçtiğini sordu Adam herşeyi anlattı ve yolda karşılaştığı alışılmamış hadiseleri de serüvenine eklemeyi unutmadı Bunun üzerine ihtiyar bu genç adama rastladığı olayları bir bir açıkladı: </p>
<p>Senin yolda ilk rastladığın buğday ekip hemen hasat eden ve sonra ateşe verip yakan insanlar, iyilik edip de onu sağda solda konuşarak değerini sıfıra indiren insanları simgeler </p>
<p>Taş kaldırmaya çalışan kimse de şunu anlatır: İnsana ilk işlediği günah ağır gelir, onun altında ezilir Ama ona tevbe etmeden başka günahlar işlemeye devam ederse artık o günahlar ona hafif gelmeye başlar </p>
<p>Koyun ve ona binenlere gelince, koyun cennet hayvanıdır Sırtındakileri cennete taşımaktadır Koyuna ilk defa binen alimlerdir Ondan sonra binenler her sınıftan müminlerdir Bunlara yetişmek için koşanlar ise inançsızlardır</p>
<img src="http://www.kissadanhisse.net/?ak_action=api_record_view&id=726&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/dini-vecizeler/yapilan-iyilik-soylenmemelidir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bayramlık Urba mı Müslümanlık?</title>
		<link>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/dini-vecizeler/bayramlik-urba-mi-muslumanlik/</link>
		<comments>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/dini-vecizeler/bayramlik-urba-mi-muslumanlik/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 09 May 2009 12:13:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emre</dc:creator>
				<category><![CDATA[[K.H.N.]Dini]]></category>
		<category><![CDATA[bayram]]></category>
		<category><![CDATA[bayram namazı]]></category>
		<category><![CDATA[CAM]]></category>
		<category><![CDATA[cemaat]]></category>
		<category><![CDATA[depdep]]></category>
		<category><![CDATA[efendi]]></category>
		<category><![CDATA[HOCA]]></category>
		<category><![CDATA[KASTAMONU]]></category>
		<category><![CDATA[müslüman]]></category>
		<category><![CDATA[namaz]]></category>
		<category><![CDATA[NASRULLAH CAMİ]]></category>
		<category><![CDATA[osman]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kissadanhisse.net/?p=703</guid>
		<description><![CDATA[  Kastamonu Nasrullah Efendi Camiinin İmamı Osman Efendi merhumun bundan altmış sene önceki -1950&#8242;lerde yaptığı- bir bayram konuşması&#8230; Saçı sakalı ağarmış, kırmızı yüzlü, babacan tonton bir insan olan Osman Efendi, çok yaşlı ve bacaklarından da rahatsız olduğu için ağır ve minik adımlarla bir kaç saatte gelip gidebilirmiş evinden camiye, camiden evine. Bir bayram günü minbere [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> </p>
<p align="justify"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-704" title="nasrullah_camisi_kastamonu" src="http://www.kissadanhisse.net/wp-content/uploads/nasrullah_camisi_kastamonu-150x150.jpg" alt="nasrullah_camisi_kastamonu" width="150" height="150" />Kastamonu Nasrullah Efendi Camiinin İmamı Osman Efendi merhumun bundan altmış sene önceki -1950&#8242;lerde yaptığı- bir bayram konuşması&#8230;<br />
Saçı sakalı ağarmış, kırmızı yüzlü, babacan tonton bir insan olan Osman Efendi, çok yaşlı ve bacaklarından da rahatsız olduğu için ağır ve minik adımlarla bir kaç saatte gelip gidebilirmiş evinden camiye, camiden evine. Bir bayram günü minbere çıktığı zaman, bakın neler söylemiş Osman Hoca: <br />
Memnunuuuun! Memnunuuun!. Memnuuun!.. Neye memnunsun Hoca? <br />
Neye memnun olacan, cömaata memnunum! Cömaatın çokluğuna memnunum! Başka zamanlarda, şu direğin dibinde Amed Ağa, bu direğin dibinde Memed Ağa, o direğin dibinde Hasan Ağa, gıvrılır oturur, üç beş gişiyi geçmez cömaat. Emme Bayram oldu mu, hepiniz dolarsınız garii Camiye a?<br />
Hoş geldiniz! Hoş geldiniz! Hoş geldiniz! Her zaman buyurun, her zaman bekleriz! <br />
Gayrı vakıt ne yaparsınız leen? Bayramlık urba mı Müslümanlık? Neye her zaman gelmezsiniz? <br />
Gayrı vakıt ne yapan? Etlekmeği yin, üstüne gayfeyi içen, ondan sonra öyken gabarı, Gayaltına giden, tak tak tak gapıyı vurun: <br />
Kimoooo? <br />
Herifin! <br />
Ben de herifin! <br />
Trank trank dabancala atılır, zabahlara gadar yatılır, sabah olunca doooğru mahkemeye! <br />
Neye?<br />
Vukuuat vaa! <br />
Keranada kerlik ettin değil mi, elbet giden goca gafalııııı! <br />
Her türlü naneyi yin içen, kendinden geçen, ondan sonra da bayram gelince, hayıdı yırtık deve gi bi gopuduk gopuduk camiye gelin günaf dökmeye a?<br />
Ondan sonra da, camiden çıkarken, yanfiri yanfıri Hocaefendi&#8217;ye yanaşın, ellerini oğuşturun durun gaari: Hocaefendi &#8230; ! <br />
Sööle baalım ne vaaa? <br />
Günehirniz çok emme, Cenaballah bizi cennetine go mı ki? <br />
Gak oradan gara donuz, cennette ne işin vaa senin leeen? <br />
Gayrı vakıtta zabahınan gakan, Madamayı goluna dakan giden. <br />
Nereye gidiyooon? <br />
Agubağaya gidiyon! <br />
Goslak goslak Agubağaya giden: Agubaaaa! <br />
Buyur beyim, ne iççen? <br />
Bire! <br />
- Bire ne ki? Kekremsu bişuy! Haşa huzurdan eşek sidüğü gibu bişuy!&#8230;<br />
Bireler içulur. <br />
Ondan sonra: Agubaaa! Ne vereez? <br />
Beş mecidiye beyim! <br />
Düğümlü keseyi açan, beş mecidiyeyi şrank şrank sayan, sonra da gapıda bi fakıra raslayınca, ona:Ih!.. Cıncıh yoh!.. <br />
Hadi ordan gidi poh! <br />
Nah giren cennete sen! Cennette işin ne senin leeen!<br />
Emme, yoooooo Hoca, öyle dime gine de sen! Geldiler ya işte gine de, geldiler. <br />
Kime geldiler? </p>
<p>Rablanna geldiler, Rablanna! Govma gaari onları sen! La tagnetü min rahmetiIlaaah!..Allah&#8217;ın rahmetinden umut kesilmeeez! Elâ ine ahsenel kelam</p>
<img src="http://www.kissadanhisse.net/?ak_action=api_record_view&id=703&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/dini-vecizeler/bayramlik-urba-mi-muslumanlik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cennete ilk Girecek Kadın</title>
		<link>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/dini-vecizeler/cennete-ilk-girecek-kadin/</link>
		<comments>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/dini-vecizeler/cennete-ilk-girecek-kadin/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 09 May 2009 09:13:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emre</dc:creator>
				<category><![CDATA[[K.H.N.]Dini]]></category>
		<category><![CDATA[ALLAH(C.C)]]></category>
		<category><![CDATA[baba]]></category>
		<category><![CDATA[CENNET]]></category>
		<category><![CDATA[dua]]></category>
		<category><![CDATA[fatma]]></category>
		<category><![CDATA[haz peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[hazreti]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[koca]]></category>
		<category><![CDATA[yabancı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kissadanhisse.net/?p=557</guid>
		<description><![CDATA[Hazreti Fatıma çok merak etmişti: -Benden de mi evvel girecek babacığım? diye sordu. Hazreti Peygamberimiz: -Senden de evvel girecek. İstersen git de bir tanış. O zaman sen de neden önce onun gireceğini öğrenirsin, buyurdular. Hazreti Fatıma&#8217;nın o kadın hakkındaki merakı iyice artmıştı. Bir gün kadının evini sora sora buldu, kapısını çaldı. İçerden ihtiyar bir kadın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-558" title="bismi" src="http://www.kissadanhisse.net/wp-content/uploads/2009/05/bismi-150x150.jpg" alt="bismi" width="150" height="150" />Hazreti Fatıma çok merak etmişti: </strong></p>
<p><strong>-Benden de mi evvel girecek babacığım? diye sordu.<br />
Hazreti Peygamberimiz: </strong></p>
<p><strong>-Senden de evvel girecek. İstersen git de bir tanış. O zaman sen de neden önce onun gireceğini öğrenirsin, buyurdular.<br />
Hazreti Fatıma&#8217;nın o kadın hakkındaki merakı iyice artmıştı. Bir gün kadının evini sora sora buldu, kapısını çaldı. İçerden ihtiyar bir kadın sesi duyuldu: </strong></p>
<p><strong>-Kim o?<br />
Hazreti Fatıma, kendisini tanıtıp görüşmek istediğini söylediğinde kadın: </strong></p>
<p><strong>-Canım sana feda ey Allah Resulünün kızı sizinle çok görüşmek arzu ederdim. Fakat dışarı çıkmadığım için ziyaretinize gelemedim. Kocamdan izin almadan size kapıyı açamayacağım. Sizden çok özür dilerim. Yarın gelirseniz içeri girmeniz için izin alır kapıyı açarım, görüşürüz, dedi. </strong></p>
<p><strong>Hazreti Fatıma geri gitti, kadın da meseleyi anlatıp kocasından izin aldı. İkinci gün kadınla görüşeceğine emin olarak gelen Hazreti Fatıma yanına Hazreti </strong></p>
<p><strong>Hasan&#8217;ı da alarak geldi. Kadının kapısını çalarak geldiğini bildirdi. Fakat kadın Hazreti Fatıma&#8217;nın yanınada bir çocuk bulunduğunun farkına varmıştı. Hazreti Fatıma&#8217;ya: </strong></p>
<p><strong>-Yanınızda bir de çocuk var. Ben yalnız sizin için izin almıştım. İçeri siz girebilirsiniz, fakat çocuk dışarıda kalır. İsterseniz yarın gelin onun için de izin alayım, beraber içeri girersiniz, dedi. </strong></p>
<p><strong>Hazreti Fatıma ikinci defa içeri giremeden geri döndü. üçüncü gün yanına Hazreti Hüseyin&#8217;i de alarak gitmişti. Kapıda yine aynı durumla karşılaşarak </strong></p>
<p><strong>Hüseyin&#8217;i içeri alamayınca geri dönmek zorunda kaldı. dördüncü gün hep birden gittiklerinde kadın kocasından hepsi için izin almıştı. İçeri girdiler. Hazreti </strong></p>
<p><strong>Fatıma bir de baktı ki, içerden kendisini karşılayan dışarda sesinden tanıdığı kadın değil. Genç ve güzel bir kadın&#8230; Hayretle sordu: </strong></p>
<p><strong>-Sizinle dışardan konuşurken sesiniz başka idi, şimdi başka, bu nasıl oluyor? dedi. </strong></p>
<p><strong>Kadın: </strong></p>
<p><strong>-Sizinle konuşurken sesim dışarı çıkmakta idi. Ben de sesimi yabancı erkek duyar da günaha girerim diye ağzıma taş parçası alarak konuşuyordum. Şimdi ise o taşı çıkardım, dedi. </strong></p>
<p><strong>Hazreti Fatıma&#8217;nın gözleri yaşarmıştı. Babasının neden cennete evvela bu kadının gireceğini söylediğini anladı. </strong></p>
<p><strong>Kadın Hazreti Fatıma (r.a.)&#8217;ya: </strong></p>
<p><strong>-Ey Allah Resulünün kızı! Acaba ben kocama karşı vazifemi ifa etmiş oluyormuyum? Allah beni kocama itaatsizlikten dolayı hesaba çeker diye korkuyorum, dedi. </strong></p>
<p><strong>Hazreti Fatıma babasının müjdesini bildirdi: </strong></p>
<p><strong>-Hayır! Sen bilakis babamın cennete ilk girecek kadın diye müjdelediği birisin. Hiçbir kadın sizin yaptığınızın onda birini bile yapamaz, dedi.<br />
Ve cennete ilk girecek olan kadınla bir hayli sohbet ettikten sonra müsade isteyerek oradan ayrıldı.</strong></p>
<img src="http://www.kissadanhisse.net/?ak_action=api_record_view&id=557&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kissadanhisse.net/kategoriler/dini-vecizeler/cennete-ilk-girecek-kadin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
